Telefonda kullandığım uygulamalar

Artık herkes akıllı telefon kullanıyor. Ben de bu yazıda telefonumda kullandığım uygulamaları yazacağım. Telefonum HTC One (M7) ve Android işletim sistemine sahip. Aşağıda telefon ile standart olarak gelen Google uygulamalarına yer vermeyi düşünmüyorum ama o uygulamaların hepsini aktif olarak kullanıyorum.

1. Airdroid

En çok kullandığım uygulamalardan bir tanesi. Ağ üzerinden veri aktarımı sağlıyor. Bilgisayardan müzikleri, resimleri, videoları telefona atmak istediğim zaman USB üzerinden bunu yapmak yerine kablosuz ağ üzerinden yapmamı sağlıyor. Her seferinden USB kablosunu kim arayıp da bulacak değil mi? 🙂 Bir üyelik sistemi ile çalışıyor ve üye olduktan sonra online olarak aktarımı yapabiliyorsunuz.

2. Clean Master

Aslında çok işe yaradığını düşünmediğim bir uygulama Clean Master. Asıl amacı temizlik işlemlerini rahatlıkla yapabilmek. RAM boşaltımı yaparak telefonu biraz rahatlatıyor. Arkaplanda çalışan uygulamaları kontrol edebiliyor. Ama telefona zararı olduğu yönünde de bir kaç yazı okumuştum o yüzden sürekli kullanmıyorum, arada sırada lazım oluyor.

3. Dropbox

Dosya yedekleme sistemi. Telefonunuzdaki dosyaları, resimleri, videoları yedeklemenize yarıyor. Dropbox‘ın yanında Google Drive ve HTC Yedekleme Servisini de kullanıyorum. Tüm telefonumu farklı farklı servislerde yedekleyerek bir şekilde garantiye alıyorum 🙂

4. InstaSize

Instagram‘a atılacak olan fotoğraflar bazen 1:1 boyutta olmuyor ve ben de o boyut ayarlama işlemi kolay bir şekilde bu uygulama ile yapıyorum.

5. İşCep ve Ziraat Mobil

İş Bankası ve Ziraat Bankası kartları kullanıyorum ve onlarla ilgili işlemleri kolay bir şekilde yapabilmek için bu uygulamaları kullanıyorum.

6. HTC Müzik

Google Play Music‘de yüklü ancak onu kullanmak yerine çok daha kullanışlı olan HTC‘nin kendi müzik uygulamasını kullanıyorum.

7. MX Player

Yabancı dizileri telefonda, yatarak izlemeyi daha çok seviyorum ve o yüzden telefona atıp MX Player üzerinden izliyorum. Codec problemi yok – belki yoktur bile tam bilmiyorum – diyebileceğim kadar az. Altyazı ekleme, çıkartma, kayan altyazıyı düzeltme işlemlerini kolaylıkla yapabilirsiniz.

8. POLARIS Office 5

Office dosyalarını çok rahat ve kolay bir şekilde önizlemenize yarıyor.

9. RAR

WinRAR dosyalarını kontrol etmek için kullandığım araç. Çok rahat ve kolay bir kullanımı var, eğer ihtiyaç duyarsanız kesinlikle bunu kullanın derim.

10. RePost

Instagram‘da bir başkasının gönderdiği fotoğrafı kendi profilinde paylaşmak istiyorsan ya tekrar kendin yükleyeceksiniz ya da RePost ile tek tıklama ile bu işlemi gerçekleştireceksiniz.

11. Skype

Yılların MSN‘inin yerine geçen mesajlaşma, görüntülü görüşme uygulaması. Sıklıkla kullanıyorum, ailemle, arkadaşlarımla görüşmede çok kolaylık sağlıyor.

12. Sosyal Medya Uygulamaları

  • Facebook
  • Twitter
  • Whatsapp
  • Vine
  • Snapchat
  • Swarm
  • Instagram

13. Oyunlar

  • FIFA 15 Ultimate Team
  • Can Knockdown
  • Online Soccer Manager
  • Retry

Takip Ettiğim Diziler

Bu aralar çok fazla boş zamanım olduğu için kendimi dizilere, filmlere vurdum. Aşağıya yazacağım liste çok uzun olacak, bu çocuk bunları nasıl izliyor demeyin, aşırı işsizim bu aralar ve bu listenin tamamını aktif olarak takip ediyorum. Burada şuan izlemekte olduğum diziler yer alıyor. Daha önce izlediğim dizilere ulaşmak için Dizilab Profilime bakabilirsiniz.

1. Constantine

Filmini izleyenler bu dizinin nasıl olacağını tahmin ediyordur. Ben de filmini çok beğendiğim için başladım ama dizideki karakter sigara kullanmadığı için bana bir tık düşük geldi. Sigara Constantine ile özdeşleşmiş bir şeydi. Dizinin içeriği ise bu dünya ile öbür dünya arasında geçişler yapmaya çalışan ruhlar var ve John Constantine ise bir ruh çıkarıcı. Onun maceralarını anlatıyor.

2. Da Vinci’s Demons

İlk çıktığı zaman bölümlerini hafta hafta takip etmiştim ama ilk sezon ile ikinci sezon arası biraz uzun olunca kaçırmıştım. Şimdi tekrardan başladım ve 2. Sezon 4. Bölümdeyim şuan. Dizinin adından da anlaşılacağı gibi Leonardo Da Vinci’nin yaşamıyla, zekasıyla özdeşleşen olaylar gerçekleşiyor.

3. Scorpion

Walter O’Brien‘ın hayatından esinlenerek hazırlanmış, gerçeklik payı taşıyan ve bir grup üstün zekalı insanın birlikte bir şirket kurarak modern çağ tehditlerine karşı çözümler üretmeye çalıştığı bir dizi. Eğer biraz bilgisayar sistemlerine ilginiz varsa eminim siz de zevk alacaksınızdır.

4. The Flash

Babamların zamanından kalma bir çizgi roman karakterinin diziye dönüşmüş halidir. Kötü sonuçlanan bir deney sonucunda özel bir hız gücüne sahip olan ve diğer özel güçlü ve kötü niyetli rakiplerle savaşan bir karakterin dizisi. Beni hafiften sardı gibi ama ilerde konu nasıl değişir bilmiyorum, şimdi izliyoruz bakalım.

5. Forever

Şu anda izleyip de en zevk aldığım dizidir. Şimdilik ölümsüz ve aynı zamanda ölünce geri doğan bir adamın yaşantısıyla ilgili güzel, hafif Sherlock tadı aldığım bir dizi. Tavsiyemdir.

6. Hannibal

Geçtiğimiz yaz bir gazla izlemeye başlayıp 2 günde ilk sezonu bitirip ikinci sezona başlamıştım ama araya okul işleri girince kaynadı gitti ve şu an tekrar başladım izlemeye. Hannibal, bildiğiniz gibi psikopat bir piskolog ve onun güzel-iğrenç maceralarını anlatıyor. Özellikle insan ciğeri yerken bir lokma da bana verse diyor insan 😉

7. Revolution

Geliştirilen bir sistem ile tüm dünyadaki elektriği bir anda yok ediyor ve dünyadaki düzen değişiyor. Ardından tekrar elektrik güçlü insanların eline geçince denge çok daha başka bir yere gidiyor. Bir elektrik elektronik mühendisi adayı olarak izlemekten zevk alıyorum.

8. Gotham

Gotham, Batman ile tamamen özdeşleşmiş bir isim. Ama dizimizde henüz Batman karakteri yok, ona yardım eden polis memurunun hikayesini anlatıyor, bariz bir şekilde olmasa da Joker‘in nasıl Joker olduğunu falan anlatıyor. İlerde ne olur bilmiyorum ama kısmen sıkıcı ama güzel ilerliyor.

9. Breaking Bad

Dünya çapındaki ratingi çok yüksek ve izleyen herkes tarafından da beğenilen bir dizi. Bir kimya öğretmeninin kanser olduğunu öğrendikten sonra ailesine bir şeyler bırakabilmek için kötü yola düşmesini eğlenceli, biraz dramatik ve biraz bilimsel bir şekilde anlatıyor.

10. The Big Bang Theory

How i met your mother?“dan sonra izlediğim en komik dizi. Bir grup – aşırı zeki – arkadaşın hayatlarını anlatıyor. Şimdilik çok güzel gidiyor, “Sonunda yaradılış teorisini kanıtlayabilecekler mi?”, merakı ile izliyorum diziyi 🙂

Şans mı şanssızlık mı?

Şimdi yazacaklarim toplam 12 saat içerisinde yaşandı, öyle uzun bir zaman dilimi falan değil yani şimdiden haberiniz olsun.

Bugün vizem vardı, sabah uyanmak için 6 alarm kurdum ve ilk 5 alarmı duymayıp son alarma uyandım ve yetişmem gereken son tramvaya zorla yeyetişip gidip vizeme girdim. İyi de geçti. Normalde 11:30 da bitmesi gereken vizem 10:15 de bitti. Benim de bugün 14:50 Ankara trenine biletim vardı. Sınav erken bitince hemen TCDD müşteri hizmetlerini aradım 10:55 treninde yer olup olmadığını ve biletimi erkene aldırıp aldıramayacağımı sordum. Yer var, aldırabilirsiniz dediler. Tren garının yakından geçen tramvayı beklemem gerekiyordu, bende beklemedim, aktarma yaparım dedim. 20 dakikada falan aktarma yapacağım yere geldim ama 3-4 dakika diğer tramvay gelmedi. Ben de başladım koşmaya. Koşa koşa 10:52’de gardaydım ve gişedeki kadın sistemin kapandığını söyledi. Bileti bir sonraki 13:23 trenine aldirip geri döndüm mecburen.

13:23 de perondaydım ve bir önce tren (10:55) yolda arızalanmış ve 2 saattir bakım yapılıyormuş. Benim trenim yolda başka tren olduğu için saat 13:59 da geldi. Bindim geldim Ankara’ya. Burda buluşacağım arkadaşlarım ben nerdeyse 1 saat gecikmeme rağmen gelmemislerdi bir de onları bekledim. Yedik, içtik, eğlendik, benim “Kazan” ilçesine gitmem gerekiyordu. Dolmuş durağına gittiğimde çok dolu bir otobüs vardı ama ben “Neyse ya diğeri boş olur ona binerim” diyip 25 dakika otobüs bekledim.

Ankara - Kazan Kaza

Müzik dinleyerek yolda giderken birden durduk, herkes hareketlendi falan bir şeyler oldu. Yola bir baktım, otoban yön tabelasını damperi açık bir kamyon yola devirmiş. 2 saate yakın süre onun kalkmasını bekledik ve şu an nihayet evdeyim.

Güler misin ağlar mısın?

Hazırlık nasıl gidiyor? – How does preparation go?

%100 ingilizce olan Elektrik ve elektronik bölümünü kazanmıştım ve doğal olarak hazırlık okumam gerekti. Şu an okuyorum da zaten.

Birkaç saat önce ilk vizemden çıktım. Beklediğimden kolaydı, hatta bayağı bir kolaydı, ya da ben mi yapabildim orasını bilmiyorum. Not olarak iyi giden bir yıl oluyor benim için, gerek quiz ler olsun, gerek se diğer notlar olsun şimdilik bir sorun olmadan gidiyor.

Bu yıl kazanıp da hazırlık okusam mi tereddütüne girenler varsa yazının bu kısmından sonrasını okuyabilir.

Yabancılarda “GAP Year” denilen bir boş yıl varmış. Liseden mezun olunduktan sonra dünyayı gezmeye çıkıyorlarmış. Hazırlık yılı da sizin için böyle bir yıl oluyor arkadaşlar. Boş yıl dediysem de her şeyi salarım, yatarak geçerim diye düşünmeyin ama. Bu yıl sizin bölüme geçtiğinizde anlamanızı, yurtdışına çıktığınız zaman daha iyi iletişim kurmanızı sağlayacağı için oturun biraz da çalışın. Yani bu yılı tamamen kendinize yeni bir dil ekleme yılı olarak düşünebilirsiniz.

Boş vaktiniz çok fazla oluyor, çalışmanız gereken tek ders olunca zaman sıkıntısı yaşamıyorsunuz. Ayrıca gezme konusuna gelelim. Ben Eskişehir’deyim, zaten öğrenci cenneti burası. Sene başından beri 2 defa hızlı trenle Ankara’ya, 1 defa da Istanbul’a gittim. Tabi bu işler biraz paraya da bakıyor. Öğrenci adamın parası olmaz, ben de param yettiği kadar gezdim. İkinci dönem için de Antep, Ankara, Manisa-İzmir ve Antalya planlarım var şu an. Araya belki küçük bir Istanbul’da ekleyebilirim ama parama bağlı o. İkinci dönem burs başlayacağı için daha fazla yer gezme ihtimalim var.

Sizin anlayacağınız, hazırlık her insanın okuması gereken çok güzel bir şey. Hele bir de Eskişehir’deyse çok daha iyi

Hiçbir şeye değişmem dediklerim

Herkesin hayatında hiçbir şeye değişmem dediği insanlar vardır. Bunların en başında tabiki ailelerimiz gelir, onun için onları buraya yazmayacağım.

Sanırım biraz arkadaşçıl olduğumdan dolayı ve okulu farklı şehirde okumuş olmamdan dolayı oldukça fazla arkadaşım var.

Görkem Çolak

Görkem benim çocukluk arkadaşım. Gözümüzü ilk açtığımız andan beri birlikteyiz, hiç bir zaman kopmadık, bu saatten sonra da kopmayız zaten. Ailelerimiz aynı gibi, benim annem onun ikinci annesi onun annesi benim ikinci annemdir. Birazdan aşağıya doğru uzayacak olan kardeşlerimin listesinin başında yer alır.

Oğulcan Kaçar

Arkadaş çevremin playboyu. Birbirimize ne kadar zıt olsak da birbirimizi tamamlıyoruz resmen. Tek ortak noktamız Dörtyollu olmamız. Bana kız tavlama taktiklerini öğretse iyi çocuk aslında.

Meryemay Pekel

Dörtyol’daki nadir kız arkadaşlarımdandır. Hayatı boyunca hiç durmadan dedikodu yapabilecek bir kapasiteye sahiptir. Her türlü derdimi tasamı dinler çözüm bulmaya çalışır, böyle geçinip gideriz. Bu yazıyı yazarken Görkem tarafından Meryemay’ın gitar çalan fotoğraflarıda geliyor telefonuma 🙂

Tayyib Öksüz

Benimle kafa olarak en çok uyuşan insan. Çocukluktan beri hep birlikteymişiz ama birbirimizden haberimiz yokmuş, biraz ilginç ama gerçek. Evlerimiz yanyana olduğu için her şeyimizi birlikte yapıyorduk ve artık kendisinin ciğerini biliyorum. Hatta konuşmalarımızda sürekli aynı anda aynı şeyleri söyleyip duruyoruz. Ufak tefektir ama adam resmen yetenek için doğmuş. Futbol ve masa tenisini onun kadar iyi oynayan birisini canlı olarak izlemedim daha, ayrıca yeni yeni müziğe atıldı ve gitarı da çok iyi çalıyor. Kızlar havada kapın bu genci 😉

Altan Karakaş

Muhabbetini saatlerce dinleyeceğim ve hiçbir şekilde bundan usanmayacağım tek insan olabilir. Altan benim idolümdür zaten, “mükemmel insan” teriminin sözlük karşılığıdır. Daha ne yazayım bilemedim. Son olarak Altan olmasa liseden mezun olamayacağım notunu da buraya eklemek istiyorum..

Ezgi Güzelce

En değer verdiğim insanlar arasında en üstlere oynar. Lisede iken beni çekebilen, bana dayanabilen ilk insan. Benim şuan birazcık rahat konuşabilmeme neden olacak özgüveni bana veren kişi. Gerçi şu aralar dersler falan diyip beni fazla takmıyor ama olsun, bendeki yeri her zaman ayrıdır onun.

S. Burak Çoban

Benden iki yaş büyük, normalde abilik taslaması gerekir ama bana sürekli olarak yol gösteren kardeşimdir kendisi. Daha ondan öğrenmem gereken çok şey var. Hayatıma nasıl yön vereceğim hakkında bir sorunum olduğu zaman ilk aradığım insan.

M. Said Yıldız

Sessiz, sakin ama bir o kadar da eğlenceli, muzip, cemaat mensubu kardeşim 😀 Lisedeyken birlikte Cenk’e sürekli laf atıp, şaka yapıp dayağı hem birlikte yediğim insan. Ama geçmiş olsun kendisine çünkü fanatik Beşiktaş’lıdır. 20 yaşında kalp krizi geçirme riski var o yüzden.

G. Gizem Genç

Konuşurken en rahat konuştuğum kız diyebilirim. Arada sırada sabahlara kadar konuşup hiç sıkılmayız, yani en azından ben sıkılmam 🙂 Benim sorunum olursa o koşar, onun sorunu olursa ben koşarım. 19 yaşında, Ege’de inşaat mühendisliği okuyor ve taliplerini bekliyor.

R. Bahadır Katipoğlu

Aslında ilkokuldan beri tanışıyoruz ama samimi olmamız lise başlarında oldu. Sonra da nerdeyse her şeyi birlikte yaptık. Düzenli, çalışkan ve bıyık bırakıp yan flüt çalmasını istediğimiz insan 😀

Habip Kuş

Ömrü boyunca cebinde parası olmamış, hep bizden geçinen ama sevgilisine vereceği hediyeyi içine koymak için 30 lirayı bir kutuya veren insan. Üniversiteye geçince değişir dedik ama hala aynı. Nickname: Mart Kedisi

Merve Mandal

Merve benim 1. sınıftan beri arkadaşım, onun yeri bende apayrı. Hep tatlı bir çekişme içindeydik onla. Ortaokulda bir ara ayrıldık ama lisede kader gene buluşturdu bizi. Son yıllarda rekabette beni ezip geçse de severim kendisini.

Bu listeye eklemem gereken daha çok arkadaşım var biliyorum ama şuan açım ve aklıma gelenleri yazıyorum. Daha sonra tekrar düzenleyip ekleme yapacağım

@dizilab’ı denemediniz mi hala?

Hepimiz internet üzerinden dizi-film izliyoruzdur. Ben online olarak izlemek yerine torrent üzerinden indirerek izlemeyi tercih etsem de online izleyen çoook büyük bir kesim mevcut.

Uzun zamandır yapım aşamasında olan ve benim de başından beri sosyal ağlardan takip ettiğim bir çalışma olan dizilab‘ı eminim ki çoğunuz daha duymamıştır. Telif hakkı sorunlarından dolayı kapatılan dizimag’den sonra herkes “biz artık nerden dizi izleyeceğiz?” derken geniş kapsamlı bir proje olarak ortaya çıktı. Arkasında kim var, teknik yapısıyla, içerik kontrolüyle kim ilgileniyor henüz bilmiyorum ama beta aşamasında olmasına rağmen bu kadar güzel bir siteyi bizlere sunan ekibe çok teşekkür etmek istiyorum.

Dediğim gibi site şuan için beta aşamasında. Oluşan sorunları bildirdiğiniz taktirde kısa süre içerisinde düzeltmeler gerçekleştiriliyor. Dizi arşivi – kendilerinin de sitelerinde belirttiği gibi – bir anda 1-2 yıllık dizi siteleri gibi genişleyemez, bunda herkes hemfikirdir. Ama benim takip ettiğim kadarıyla günden güne aşırı hızlı bir artış ile diziler ekleniyor. Oldukça fazla içeriğe yer verilmeye çalışılıyor.

Görünüm ve kullanılabilirlik açısından on numara bir site olduğu da zaten aşikar. İçeriklere ulaşım, listelenme, puanlama sistemi, yorumlama sistemi, forum vs oldukça geniş altyapılı ve sistemli olarak gelişen bir site olarak bu alanda kalıcı başarı elde edeceklerini düşünüyorum.

Son olarak telif hakkı sorununa ise videoları hiçbir şekilde kendi sunucularında barındırmadan, video servisleri üzerinden yayın yaparak bir çözüm bulmuş gibiler. Ama sonuç olarak Türkiye’de eğer kapatılmak isteniliyorsa elbet bir şekilde kapatılır, ya öyle ya böyle. Umarım ki kalıcı bir şekilde yayında kalabilirler.

Bu interaktif dizi platformunu sosyal ağlarda takip ederek tüm gelişmelerden haberdar olmanızı tavsiye ederim. @dizilab