Avukat Eren Keskin’i bilir misiniz?

Avukat Eren Keskin, araştırdığım kadarıyla Türkiye‘nin gerçekten en iyi avukatlarından bir tanesiymiş. Yüzlerce davaya bakmış ve üstesinden gelmiş. Aktivist bir avukat ve okuduğum yorumlara göre gerçekten hakkın ve haklının yanında olan bir avukat.

Ben 2010 yılından beri blog tutuyorum ve hatırısayılır bir ziyaretçi sayım vardı. Google‘a “Eren Keskin” yazdığınız zaman benim blogum geliyordu ve bu yüzden Avukat Eren Hanım ile çok kez karıştırıldım ve bana hem yurtiçinden hem yurtdışından onlarca mail yağıyordu ama ben bunları cevaplayamıyordum. Gelen maillerde üstü kapanan cinayetler, fabrika ihaleleriyle ilgili sorular, yıllar sonra ailesini bulan ama arada ölümlerin geçtiği hikayeler, milyon dolarların bahsedildiği dava mailleri daha neler neler vardı.

Benim de artık Avukat Eren Hanım‘a bir şekilde ulaşıp bu mailleri ona ulaştırmam gerektiği fikri geldi aklıma ve sonunda bir internet sitesinden kendisinin gerçek mail adresine ulaştım ve mail attım. Kendisi de bu isim benzerliği durumundan dolayı olan sorunu çok güzel ve nazik bir şekilde karşıladı ve bana o mailden ulaşabileceğimi ve ayrıca kendi telefon numarasını da verdi ve ben bana gelen mailleri ona iletmeye başladım.

Bugün bu konuyu neden yazdığıma gelecek olursak, bugün bir durumdan dolayı benim hakkımda hiç arama yapılmış mı diye Twitter‘da “Eren Keskin” diye arattım ve Avukat Eren Hanım hakkında geçtiğimiz günlerde Eren Hanım‘ın 301. madde gereğince, 2005 yılında öldürülen Uğur Kaymaz hakkında yaptığı konuşmadan dolayı 10 ay hapis cezasına çarptırıldığını öğrendim. Bu konuyu araştırdım ve atılan twitlerinde tamamını okudum ve ben de Eren Keskin‘in haklı olduğu düşüncesi içerisindeyim.

Şuan bir insan sadece siyasi görüşü uyuşmadığı için haklı olduğu halde hapishanede yatıyor. Bizim adalet sistemimiz kafayla ilerlerse biz giçbir şekilde ilerleyemeyiz.

Bana Masal Anlatma – 10/10

Başlıkta puanımı verdim zaten filme. Uzun zamandır bir filme bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum. Çok çok başarılı bir komedi olmuş. Oyuncular usta oyuncular, bir tek başroldeki Fatih Artman filme girmeden önce kafamda soru işaretiydi ama o da komediyi çok güzel sunmuş. Zaten – şu aralar izlemekte olduğum – Behzat Ç. ‘deki karakteri de komediye yatkındı.

Komedi anlamında beklediğinizin üzerinde bir film olduğunu izleyince zaten anlayacaksınız. Ama bazı olaylar tam bitmiyor ve bu bana “Acaba bir ikinci film mi gelecek?” sorunu sorduruyor. Filmin sonu o şekilde bitmemiş olsa da film içindeki kurgu kopuklukları ya ikinci film ile tamamlanmalı ya da yönetmen Burak Aksak‘ın kuzeni Selçuk Aydemir‘in yönettiği Düğün Dernek filmi gibi +30 dakikalık bir versiyonla bu eksiklikler giderilmeli.

Filmde siyasi göndermeler de vardı, başka filmlere göndermeler de vardı. O kadar yerinde ve ağızda tat bırakan göndermelerdi ki o an sadece anı yaşıyorsunuz hiç sorgulama amacı duyamıyorsunuz ve bu benim çok hoşuma gitti.

Herkesin izlemesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum. Eğer Eskişehir’e gittiğimde hala vizyonda olursa tekrar gitmeyi bile isterim o derece güzel bir filmdi.

Pekiiii Neden Dörtyol?

dörtyol1Acar muhabirlerimizin soru üzerine cevap veriyorum. Herkese kendi memleketi güzel gelir ya benim için de aynen öyle. Ama şöyle bir gezip gördüğüm, yaşadığım yerleri düşündüğüm zaman da en güzelinin Dörtyol olduğunu söyleyebilirim. Yeni tanıştığım arkadaşlarıma çok övgülü bir şekilde anlatıyorum ben burayı ama emin olun anlattığım kadar bir yer.

Yüzölçümü ve nüfusuyla küçük, nezih bir yer yani tam ilçe denilebilecek yer. Haa, şehir planlaması yok, son 2-3 belediyesi hiç çalışmadığı için biraz geri kalmış bir yer ama tam yaşanılacak yer.

Yanımızdaki İskenderun ile kıyaslamıyorum tabiki, orası bize göre bildiğin büyük şehir. Bi kere adamların sineması var ya sineması, bize açtılar bi ara ama tutmayınca düğün salonu yaptılar 😀

İnsan olarak, insanları sevecendir ama geri kafalıdır biraz, kendilerini geliştirmeye yönelik pek çaba sarfetmezler. Gençlerin geneli apaçidir zaten, aradan sıyrılıp Anadolu Lisesine giden bazıları kendini kurtarıyor sadece o kadar, geri kalan EmSi Sıtayl müzik dinlemeye, kız meslek lisesi önüne gitmeye devam.

Bi kere denizimiz var bizim ya. Eskişehir’e gidip 1 ay kaldıktan sonra İstanbul’a gittim ve 10-15 dakika denize boş boş baktım öylece. “Sen balık mısın da denizsiz yaşayamıyorsun?” diyenler denizin keyfini, huzurunu, dinginliğini bilmediklerinden çok boş laf ediyorlar. 4 ay sonra ilk defa Dörtyol’a geldim ve otogardan eve geçmeden denize gittim öyle eve geçtim ben.

Daha yemeklerden bahsetmedik bile. Tüm akdeniz, güneydoğu, doğunun yemek kültürünü bir arada bulabiliyorsunuz. Ben burdan dışarı çıkana kadar istediğim yerde bu yemekleri bulabileceğimi sanıyordum ama sadece bizim bölgemize özgü bir şeymiş bunlar. Dışarda yok böyle yemekler, adama kömbe, içli köfte, eşkili çorba diyorum suratıma bakıyor. Şimdi sizin gecenin bir yarısı çıkıp tablacı gidip ciğer yeme gibi bir fırsatınız da yok demi, vah yazık. E Hatay’dayız, künefenin kralı da yersiniz, biberli ekmeğin hasını da yersiniz, yersiniz de yersiniz işte.

Meyve olarak zaten simgemiz portakal, aklınıza gelebilecek tüm turunç ürünlerinin cenneti burası. Buram buram C vitamini kokuyor şehir. Her yer bahçe, yeşil alan sıkıntısı yok resmen, var mı Türkiye’de böyle yer?

Fazla bir aktivite alanınız yok sadece, tek kötü yanı o. 3-4 tane kafesi var, paintball alanı var bir de en aktif olduğumuz alan halısahalarımız var bu kadar. Kafelerde takılırsınız zaman geçer, haftalıkları yatınca apaçiler bi görünür o kafelerde sonra rahatsınız. Şimdi de bi kafe açılmış çok elit bir mekan, Dörtyol’a fazla bile yanı orası ama olsun gelişsin Dörtyol. Unutmadan, We have Four Way, you ?? Yanlış anlaşılmasın cidden Four Way isimli otelimiz var 😀

Velhasıl, tüm sevdiğim insanlar Dörtyol’da, onlarla geçirdiğim zaman benim için en güzel zamandır, eğlenmesem de olur. Bar, club’a gitmesek de akşam arabayı alıp sahile gitmek, döner alıp Kırmızı Burun’a gitmek emin olun yanınızda arkadaşlarınız varsa yapabileceğiniz en güzel şeydir.

Dis iz Dörtyooooool