Zonguldak Keyfi

Yarıyıldan geldiğimden beri sadece bir kere Ankara‘ya gidip gelmiştim onun dışında tıkıldık kaldık buraya. Arada ufak tefek kaçamaklar yapmak gerekiyor tabiki, o yüzden bende hem fırsattan istifade hem de Merve ablamın nişanını için atladım otobüse, istikamet Zonguldak.

Daha önce gitmediyseniz, Zonguldak, yolları sadece eğimden ibaret, havasında – kömürden dolayı – oksijenden çok karbonmonoksit bulunan ama deniziyle, manzarasıyla bir de sevdiğin insanlarla çok güzel bir şehir. Küçük ama güzel. Neyse daha önce 2-3 defa daha gitmiştim az çok yolları falan biliyordum.

Asıl amacımız nişan olduğu için nişana yönelik gezintiler yaptık, pasta alma, kıyafet falan…

Nişanımız da güzel oldu, verdik kızımızı. Skype üzerinden canlı yayınla nişan yaptık resmen. Ben annemleri aradım onlar Dörtyol’dan ağladılar, yengem evden ağladı, Skype üzerinden karşılıklı ağlaştılar ama verdik yani kızı. 1.5 yıla kadar düğün var inşallah.

Yediğim pasta, böreğin, tatlının lafını bile yapmak istemiyorum. Hepsi mükemmeldi 🙂 Ama azıcık hasta olarak döndüm sanırım, şuan yataktan yazıyorum bu yazıyı. Hayrına bi çorba yapsanız ya bana, ne güzel olur..

Hastalık falan bahane, 20 gün sonra da İzmir’e gidiyorum, orayla ilgili bol resimli, bol anılı şeyler yazacağım.

Indisious – Ruhlar Bölgesi 1 – 2

Arkadaşlarla evde muhabbet ederken birden korku hikayelerinden başladık ve sonumuz tabiki bir film oldu. Ben çok daha önceden izlemiştim IndisiousRuhlar Bölgesi serisini ama o an konu astral seyahate falan kaymıştı ve bizde izleyelim dedik. Tam olarak bir korku filmi denemez çünkü korku filmi dediğin zaman bizim filmlerimizin eline kimse su dökemez, hele biraz da inanıyorsanız Türk korku filmleri 1 numaradır bu konuda.

Filmler daha çok gerilim ağırlıklı, oldukça fazla bir geriyor insanı. Astral seyahat olayını daha önce duyduysanız, araştırdıysanız daha çok ilginizi çekeceğine eminim çünkü filmin asıl konusu astral seyahat. İlk filmde ailenin büyük çocuğu astral seyahat yaparken ruhu tekrardan vücuduna gelemiyor ve o ruhun tekrar bedeni bulmasını sağlıyorlar. Şimdi burda biraz daha ayrıntıya girecek olsam bir tadı kalmayacak ama film öyle bir yerde bitiyor ki hemen ardından 2. filmi açmadan edemiyorsunuz. (Biz farklı bir günde izledik ama öyle yani)

2. filmde ise mükemmel bir kurgu var ve o kurkuyu gerilim ve korkuyla birleştirmişler ve çok da iyi olmuş. Sırf kurgusu için bile izlemeye değer yani o derece. Filmi izlerken ruhlar alemine gidilen sahneler biraz salakça olmuş, bunu izlerseniz siz de söyleyeceksiniz ama 10 dakikalık bir kısım falan orada geçiyor onun dışında iki film de gerçekten oldukça güzel gerilim filmleri. Gerilim diyince silah, kavga, dövüş falan gelmesin aklınıza korku ile gerilim yaptırıyorlar, güzel yani.

Velhasıl, korku seven varsa kesinlikle izlesin bol bol gerilir, korkar sever yani filmi. Ama gidipte gündüz saat 4’de hoparlörden ses gelirken izlemeyin, gece 1-2 de kulaklıkla izleyin, sonra da hadi olabiliyorsa iyi geceler size 🙂

Google Fonts Türkçe Karakter Sorunu Çözümü

Geliştirmekte olduğunuz projelerde dış görünüş için font en önemli etkenlerden biridir. Eğer Türkçe içerik barındıracak bir proje geliştiriyorsanız kullanacağınız fontun Türkçe karakterleri desteklemesi önemlidir.

Tema kodlarken kullandığım fontları genelde Google Fonts üzerinden çekiyorum ve bu bazı Türkçe karakter sorunlarına yol açıyor. Bu sorunu ortadan kaldırmak çok kolay ama öncelikle ekleyeceğiniz fontun içerisinde Türkçe karakter desteği olması lazım. Aksi taktirde, doğal olarak desteklemeyecektir. Evet çözüme gelelim.

Fontu seçtikten sonra “Choose the character sets you want” seçeneğinin içerisinde yer alan Latin Extended (latin-ext) checkbox’ını seçili hale getirdikten sonra kodunuzu sayfaya dahil etmeniz gerekiyor. Bu kadardı.

Çok basit bir işlem ve hayat kurtatıyor.

Herenkeskin.com üzerinden devam ediyorum

Eğer çok eskiden beri beni takip eden varsa, ben ilk blogumu 2011 yılında erenkeskin.com olarak açmıştım ve 3 yıl boyunca blog tutmaya devam ettim ama maddi durumlardan dolayı bu yıl domaini satın alamamıştım ve 3 ay sonra almak istediğimde Çinli biri tarafından o alan adının alındığını gördüm. Daha sonra bildiğiniz gibi kısa bir süreliğine olmak kaydı ile wordpress.com üzerinden herenkeskin.wordpress.com ismi ile devam ettim ama artık orası biraz sıkıcı gelmeye başladı ve tekrardan kendi alan adımı satın alarak yoluma devam ediyorum.

Bana hosting konusunda yardımcı olan Serkan Algur abime çok teşekkür ediyorum, sağolsun desteğini hiç eksik etmedi.

Bundan sonra yazıları herenkeskin.com üzerinden yazacağım. Tasarım konusunda çalışmalarımız sürüyor, önümüzdeki aylar içerisinde güzel bir blog tasarımı ile karşınıza geleceğim inşallah. Ayrıca yakında satışa çıkartmayı planladığımız bir WordPress temasını da 1 kişiye küçük bir çekilişle ücretsiz olarak vereceğim. Belki 1-2 küçük hediye de olabilir ama onlar şuan için kesin değil 🙂

Son olarak, daha önceki blogumda WordPress için yararlı bir çok bilgi paylaşmıştım, onların arasından bazı çok fazla yerde bulamayacağınız yazıları arşivden alarak tekrar paylaşacağım. Eğer istediğiniz yazı varsa bu yazı altına yorum atın onları da tekrar ekleyeyim.

Hadi hayırlısı

Hezarfen Havacılık Günleri 2015

Etkinliklere tam gaz devam ediyorum. Bu hafta benim alanımı çok yakından ilgilendirmese de ilerde düşündüğüm bir projem hakkımda daha ayrıntılı bilgiler alabileceğimi düşündüğüm için katıldığım Hezarfen Havacılık Günleri etkinliğine katıldım. Yıllardır düzenlenen, kapsamlı, kurumsal bir etkinlikti. Farklı şehirlerden oldukça fazla insanın katılımıyla gerçekleşti.

Kayıt ve içeri girişte başlayan kurumsallık ve profesyonellik oturumlar sırasında da devam etti. Her şey belirli bir düzen içerisindeydi. Arada sırada aksaklıklar yaşandı ama genel itibari ile çok güzel geçti. Etkinlik 2 gün gerçekleşti ve benim asıl amacım NASA ile gerçekleştirilecek e-konferans ve Ali İsmet Öztürk‘ün yapacağı konuşmaydı. Diğer oturumlar daha çok havacılık alanında ilerlemek isteyenlere yönelik gibi geldi bana o yüzden çok fazla sarmadı beni.

Ali İsmet Öztürk ile yapılan sohbet son derece güzeldi. Bize yaşadığı zorlukları ve neden akrobasi pilotluğunu seçtiğini ve bunun gibi daha bir çok şeyi anlattı. Aynı sahneyi paylaştığı yabancı bir pilot arkadaşı daha vardı (ismini şuan hatırlamıyorum), o ise çok sempatikti ve o da bize pilotluğunu anlattı. Ayrıca yaptığı espirilerle de tüm salonu güldürdü. Onun konuşmasından sonra anladım ki hazırlık okumanın bana çok faydası olmuş, çünkü anlattıklarının %90-95’ini direk anladım.

İki günde de açılış konuşmalarına yetişemesem de diğer oturumlara girerek bir sertifika almaya hak kazandım. Bu etkinliğin bana sadece havacılık alanıyla ilgili terimleri tanımam da ve şirketler hakkında bilgi almam da yardımcı olduğunu düşünüyorum ama ilgilenen, bu bölümü okuyan arkadaşlar için eminim ki çok güzel bir etkinlik olmuştur, çünkü gerçekten oldukça kapsamlı bir etkinlikti.

Yakında yeni etkinliklerle ilgili yazımlarla tekrar burdayım 😉

Çarşı Pazar

Gene hiç güzel olmayan bir film.. Türk yapımlarına kötü demek istemiyorum ama valla elimde değil. Bir filmin fragmanı nasıl filmden iyi olabilir? Tamamen fragman odaklı gittim zaten çünkü fragman çok iyiydi bence. Filmde 1-2 sahne hariç tebessüm etmedim o dereceydi.

Aslında oda arkadaşım beni uyarmıştı, o filme gitme çok kötü, diye ama dinlemedik işte. Filmin içindeki espiriler çok güzeldi aslında ama bir sunum şekli vardır ya, seyirciyi iyi espiriye nasıl güldüremezsiniz sorunun cevabıydı resmen film. Bir de Ayhan Taş (Sezai)‘ın Kardeş Payı‘ndan sonra yaptığı patlamayı kullanarak da seyirciyi sinemaya çekmişler ama o bile kurtaramamış filmi.

Ya ben fragmandan dolayı çok büyük bir beklentiyle gittim filme ya da gerçekten kötüydü diyebilirim. Ama dediğim gibi espiriler çok güzeldi, neredeyse hepsini beğendim ama gülemedim hiçbirine maalesef.

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Biraz daha uzun bir isim koysalarmış bizim writing sınavlarında paragraf niyetine yazabilirdim ben bunu. Neyse, sırf Erdal Beşikçioğlu oynuyor diye katlandığım bir filmdi. Nereden ne çıkacak, nasıl bitecek, bir patlama noktası, güzel – duygusal yeri falan var mı acaba diye sadece merakımdan bitirdiğim bir filmdi ama ne yazık ki bu beklediğim şeylerin hiçbiri yoktu.

Ben anlamıyorum bu tarz filmlerden ya. Sanat filmi mi oluyor şimdi bu? Ödül alan filmler hep bu tarz mı? Yoksa izlenecek bir yanı yok yani. Duygusal desen en ufak bi duygusallık yok, komedi değil, eğlenceli değil, hüzünlü değil, aksiyon değil ne bu peki?

Erdal Beşikçioğlu‘nun ve diğer başrolün oyunculuklarına diyecek tek kelime yok, mükemmellerdi. Yazdım ya zaten onlar olmasa izlemezdim bile yani.

Film sinemadayken gitmeye çok niyetlenmiştim ama çok ters bir zamanda çıkmıştı. Aynı anda vizyonda 3-4 film birden vardı ve gidememiştim ama şuan pişman mısın deseniz, değilim. Hatta boşa para vermediğime bile seviniyorum diyebilirim. Türk filmiyle vakit geçsin diyorsanız izleyin ama bi duygusallık falan beklemeyin yani. Düz bir film olarak düşünüp de izleyin.

I Origins

Hani arada sırada tüm film saçmaydı ama sonu güzel bağlandı yazıyorum ya, tam olarak öyle bir film işte. Allahsız bir doktor var, inancı yok adamın ve bu doktor göz üzerine bir çalışma gerçekleştiriyor. Çalışma esnasında elinde sadece göz fotoğrafı olmasına rağmen gidip kızın birini buluyor ve tam evlenecekken kız ölüyor. Ondan sonra başlıyor olaylar.

1 saat 47 dakikalık bir filmdi. İlk 90 dakikada oldukça sıkıldım diyebilirim. Zaten film boyunca bir aksiyon yok, bir hareketlilik yok. Son 15 dakika gerçekten çok güzel filmmiş dedirtti bana. Olaylar öyle gerçekleşti ki adamın en sonunda imana geldiğini hissettim.

Filmde ölen kıza ayrıca deyinmek istiyorum. Bence kız çok güzeldi, filmin konusu da gözler olduğu için özellikle gözleri çok güzeldi. Bunu yazmasam olmazdı. Film izleme sebebiniz olmasın ama bu kız ortasında ölüyor.

Genel olarak alışılmışın çok dışında bir yapıydı ama sonunu izledikten sonra nedense sevdim ben bu “I Origins“i, izleyin yani.

Woman Techmakers Eskişehir

Artık iyice üniversite öğrencisi olmaya başladığımıza göre etkinlikten etkinliğe koşmaya başlama zamanızda geldi demektir. İlk katıldığım teknoloji etkiliği Woman Techmakers oldu. Geçen hafta Log.com.tr üzerinden etkinlikten haberim oldu ve hemen kayıt oldum.

Haftasonu uykumdan fedakarlık ederek sabah 8’de kalktım ve etkinliğe gittim, önce kahvaltı yapıldı ve açılan stantlardaki ürünleri görmemiz için konuşmalar öncesi küçük bir zaman verildi. Stantlarda yer alan tüm ürünleri inceleme fırsatım oldu ve hepsi birbirinden güzeldi.

İlk olarak NoPact tarafından sergilenen Oculus Rift‘i denedim ve Old Trafford stadına gittim, orada küçük bir kafa vuruşu oyunu oynadım. Kafanızı çevirdikçe tüm stadı olduğunuz yerden görebiliyorsunuz, ayrıca kafa vuruşu yaparken de vurduğunuz açı ve hız çok önemli.

İkinci ürün ise Google Developer Group (GDG) temsilcisinin gözünde gördüğüm Google Glass oldu. Çok fazla bir süre kullanamadım, resim çekme ve video kaydetme işlemi yapabildim sadece. Çektiğim resimler henüz elime ulaşmadı, ulaştığı zaman onları da ekleyeceğim buraya.

Daha sonra 3Durak tarafından hazırlanan 3D Printer – Yazıcı ürünlerini inceledim ve ben inceleme yaparken 3D Yazıcı hala çalışmaya devam ederek ürünler üretiyordu. En ilgimi çeken de bu oldu açıkcası. Bir ürünün bilgisayarda tasarlanıp gerçek hayata bir yazıcı tarafından dönüştürlmesi çok ilginç bir durum değil mi?

İsmini şuan hatırlamadığım bir makine vardı ve Pancake yapılıyordu. Onunla çok daha güzel pastalar, börekler yapılacağını düşünüyorum. Yapar yapar yeriz ne güzel 🙂

Sanal Gerçeklik Gözlüğü vardı ve en beğendiklerimden birisi oydu. Uzayda sizi bir boşluğa götürüyordu ve ona da hazırlanmış olan küçük bir oyunu oynamanızı sağlıyordu.

Ürünleri bu kadar konuştuktan sonra konuşmalar hakkında da biraz konuşmak istiyorum. Öncelikle 2 Google çalışanının yaptığı konuşmaları çok dikkatle dinledim, onların bize tavsiye ettiklerini dikkate alacağım. Kadın olarak çalışmanın zorluklarını dinledik ve onlara hak vermemek elde değildi çünkü bizim ülkemizdeki kadına bakış açısı çok çok farklı. İlk önyargı, kadından mühendis olmaz yargısı. Aksine öyle de bir oluyormuş ki. Bugün WTM‘de bunu öğrendim. iOS geliştiricisinden, Linux geliştiricisine, Android’den CSS’e her biriyle ilgili kadın konuşmacılar-geliştiriciler tarafından sunumlar yapıldı, atölye eğitimleri verildi. Ayrıca ilk yazmaya başladığı günden beri takip ettiğim Nurçin Özer ile de tanışma fırsatı buldum. Onun gibi girişimçi ruhlar kişiler yetiştirmemiz gerek. Ertekin Erdin ile ortak olarak oluşturdukları Minnnimal.com hakkında bir sunum gerçekleştirdi.

Yazımı son bir söz ile bitirmek istiyorum.

Önümüzdeki yıllarda bu tarz etkinliklerde hem çalışmalarımı sergilemek hem de konuşmalar yaparak katılımcıları bilgilendirmek için elimden geleni yapacağım.

Hadi İnşallah

Yine bir alt düzey Türk Filmi.. Oyuncular gene güzel, konunun başlangıcı güzel ama gene klasik sonla biten bir film. Biz neden tam olarak yapamıyoruz bu işi anlamıyorum.

Filme sinemadan gidenleri çoğu bence Murat Boz‘u merak edip gitmiştir ki genelide kızdır bence. Oyunculuğunu ben de merak ediyordum açıkcası. Zaten son derece sempatik bir insan ve tüm sempatikliğini filme yansıtmış ama kurtaramamış. Ben Büşra Pekin‘in oyunculuğunu seven ama yaptığı laubali, saçma sapan hareketleri, bağırmaları falan sevmeyen biriyim ve ne kadar sevmediğim şey varsa yapıyor filmde.

Ama filmde yer alan espiriler güzel, haklarını yememek lazım. İzlerken hep bir tebessüm vardı suratımda. Şinasi Yurtsever‘e verilen replikler güzel bir tat katmış. Ayrıca Nil Karaibrahimgil‘in şarkıları filmde ayrı bir güzellik oluşturmuş.

Filmi izlemek isteyeniniz varsa izlesin, konu olarak demode olmuş bir konu ama espiriler olarak tat olarak güzel bir film. İzlenilir yani.