Lüküs Hayat

Bir tiyatro efsanesi olan “Lüküs Hayat“a geçtiğimiz günlerde Kübra(<3)  ile gittik. Tarihini araştırdığımızda 1933 yılından beri – Cumhuriyet’in 10. yıldönümü – aralıklarla sahneden kaldırılsa da son 25 yıldır İstanbul Şehir Tiyatrosu‘nda aralıksız olarak sahnelenmeye devam ediyormuş.

Müzikal bir tiyatro olan Lüküs Hayat batı kültürüne kendini kaptırmış topluluğun içerisine giren orta direk insanının hikayesini anlatıyor. Aslında evi soymak için giren bir hırsız olan Rıza’nın kendini o hayata kaptırmasını komik ve müzikal bir dilde bize anlatıyordu tiyatro.

Sahneye konan oyun, oyuncuların oynayışı, müzisyenlerin çaldıkları şarkılar hepsi birbirini tamamlayarak ortaya çok güzel bir ambiyans çıktı. Tek kötü yan, müzikal kısımlarda oyuncuların konuştukları şeyleri duymakta zorluk çektik, sanırım hem mikrofon hem de müzik sesinden kaynaklı sorunlar oldu ama ona rağmen oldukça güzel bir sunum yaptılar.

Biz oldukça memnun olarak ayrıldık. Gitmek isteyen herkesin gönül rahatlığı ile gidip izleyebileceği, eğlenceli, müzikal bir tiyatroydu. Önümüzdeki senelerde tekrardan gitmek isteyeceğim bir tiyatro gösterisiydi yani. Denk gelirsem ve büyük ustalar tarafından sergilenen bir oyun da olursa, tadından yenmez.

WordPress the_content() Yerine İstediğiniz Sayıda Parağraf Gösterme

WordPress ile çalışırken karşılaşılan sorunlardan birisi the_excerpt() fonksiyonunda sadece yazı olan içerikleri alması ile birlikte içerik içerisindeki tüm yazısal özellikleri (kalın, eğik yazı vs.) kaldırıp düz yazı haline gelmesi ve the_content() fonksiyonunda ise tüm içeriği ekrana bastırmasıdır. Bunun için çeşitli çözümler mevcut. Mesela the_excerpt() fonksiyonunu istediğiniz kelime veya harf kadar kısaltarak ekrana bastırabiliyorsunuz.

Ama eğer istediğiniz şey bu değil de the_content() fonksiyonu ile görseller dahil tüm içerikleri çekip ekrana düzenli bir şekilde bastırmak ise bunun için kullandığım kodu kullanabilirsiniz. Kod tam olarak sizin içeriğinizi </p> taglarına bölüyor ve ondan önceki içeriği alıyor ve sizin kullanımınız için bunu bir diziye atıyor. Siz de istediğiniz yerde istediğiniz şekilde kullanbiliyorsunuz.

https://gist.github.com/4bf54b3d146671dab7a5b41da86685a1

the_content() fonksiyonu yerine icerik_paragraflama() fonksiyonunu kullanırsanız artık sadece içeriğinizdeki ilk paragraf ekrana yansıyacaktır. Ayrıca paragrafımızın tüm yazısal özellikleri de içerisine dahil olarak gelecektir. Eğer siz birden fazla paragraf göstermek istiyorsanız sadece echo kısmını aşağıdaki gibi değiştirmelisiniz. (Yukardaki kodun alt tarafından ulaşabilirsiniz.)

Yukarıdaki kodumuzda yazımıza ait ilk 3 paragrafı ekrana bastırdık. Bu paragraf parçalama kodunun bir diğer faydası da eğer içeriğimizin 1. ve 5. paragraflarını göstermek istiyorsak fonksiyon dosyasında bir değişiklik ile bunu yapabilirsiniz. Hatta isterseniz kodu biraz daha komplike bir şekilde, parametre alabilen bir fonksiyon haline getirerek içerisine girdiğiniz sayı parametreleri kadar paragrafı ekrana bastırabilir hale getirebilirsiniz. Ben bana yettiği şekilde kullandım, ileri işlerimde ihtiyacım olursa o şekilde de yazıp paylaşırım tabiki. Eğer bu şekilde yapan olur ve benimle paylaşırsa ben de paylaşarak ona destek olmaya çalışırım.

WordPress ile the_content() ve the_excerpt fonksiyonları yerine kullanabileceğimiz bir fonksyion oluşturarak daha güzel bir yazı tecrübesi imkanı yakaladık. Diğer yazılarda görüşmek üzere.

Yeni tema, yeni başlangıç

Merhaba, yine yaklaşık 20 günlük bir aranın sonunda yazıyorum. Farketmişsinizdir, bu yazımı farklı bir tema üzerinden okuyorsunuz şu an. Uzun zamandır severek kullandığım “Independent Publisher” temasını kaldırarak yerine kendi kodladığım, daha minimal ve hoş görünümlü olduğunu düşündüğüm temamı aktif ettim.

Tasarımlar olarak hugogiraudel.com sitesinin tasarımını kullandım. Tasarım çok hoşuma gitti ve WordPress temasını aradım ama bulamadım. Ben de bu yüzden sıfırdan ve kendimce istediğim yerinde oynayabileceğim bir tema çıkartmak istedim ve ortaya bu tema çıktı.

Temayı yaparken sade olmasını istedim ve ne kadar fazlalık varsa kaldırdım. Yazıyı ve kategolerimi ön plana çıkartmaya çalıştım. Görsel olarak ortaya bu şekilde bir şey çıktı – ama geliştirmeye devam ediyorum –

Arkaplanda ise daha önce hiç yapmadığım kullanımlar yaptım ve siteyi hem hız yönünden hem de SEO yönünden geliştirmeye çalıştım. Şu an hala geliştirmeye devam ettiğim için maksimum verimle çalışmıyor ama geliştirme bittiği zaman tam performans alacağım.

Şu an bulunduğum sunucu bazen 12-13 saniyeye yakın yanıt verme sürelerine ulaşıyor. Bu yüzden yakın zamanda sunucumu da değiştirerek tamamen yeni bir başlangıç yapmak istiyorum.

Bu temayı yakın zamanda Github üzerinden paylaşacağım. Beğenen, kullanmak isteyen herkes istediği gibi kullanabilir, düzenleyebilir ve paylaşabilir.

Yeni temayla birlikte artık yazılarımı da bir düzene sokup hem kodsal hem de kendi yaşantımla ilgili daha fazla yazmaya çalışacağım. Önümüzdeki yazılarda görüşmek üzere.

İzmir Otostobu

Uzun yol otostobu her zaman daha zevklidir. Hem sizin için, hem karşı taraf için biraz korku, heyecan içerse de bu zaten otostobun doğasında olan bir şeydir. Biraz karşılıklı güven meselesi diyebiliriz.

Bir önceki “İYTE Roboleague Yarışması’na katıldık” yazımda bahsettiğim gibi, 3 arkadaş İzmir’de düzenlenmekte olan robot yarışması için Eskişehir’den kalkarak İzmir’e doğru yola düştük.

İlk olarak okulun önünde toplanarak Kütahya yolunun olduğu tarafa doğru otostop çekerek kendimizi asıl güzergahımıza bıraktırdık. Ardından İzmir için kafamızda güzergah oluşturduk. Bizim planımıza göre 3 arabayla rahatlıkla gidebiliyorduk. Önce Eskişehir’den Kütahya’ya, Kütahya’dan da ya Balıkesir üstü ya da Uşak üstü giden araçlarla o şehirlere, oralardan da direk İzmir’e geçme planı yapmıştık.

Otostop çekmeye başladık, 1, 2, 3, 4 diye sayarken ilk 5-10 dakika hiç kimse durmadı, çoğu ilerden döneceğim diyordu. Ama en sonunda bir araba yanaştı, Kütahya tarafına gidip gitmediğini sordum. “İzmir’e kadar gidiyorum gelin” dedi. Ben de biz de İzmir’e gidiyoruz dedim, adam “Hadi yaa” diyerek şaşırdı ve bindik arabaya.

İlk başta normal olarak bir tedirgin oldu adam. Arabaya 3 tane sakallı adam bindi. Ha tamam, hiçbirimizde serseri şekli yok ama sonuçta günümüzde serbest şekilde uzatılmış sakal da çok hoş karşılanmıyor. İlk 10 dakika yavaş yavaş ilerleyen bir muhabbetimiz oldu. Ama ardından o muhabbet bir açıldı, kapatamadık. Ben önde oturduğum için tüm muhabbeti ben yaptım nerdeyse, ama otostop ile tanıştığım en elit insanlardan birisiyle tanışmış oldum diyebilirim.

Şimdi adamı ve yaptıklarını anlatsam yazı alır başını gider, sadece İzmir’e paraşütle atlamaya gidiyormuş diyeyim, siz düşünün gerisini. Yaklaşık 5.5 – 6 saatlik bir yolculuk sonrasında Bornova’ya vardık ve yollarımızı ayırdık. Arabasına bindiğimiz adam Eskişehir’de bir güzellik salonu işletiyormuş. Yolum düştüğü zaman kesinlikle uğrayıp tekrardan bir teşekkür edeceğim.

Bornova’da ayrıldıktan sonra gece Manisa’da kalacağımız için hemen Manisa Kavşağı’na çıkarak orda da bi arabayı durdurduk ve Manisa’ya geçtik. Geceyi orda geçirdikten sonraki istikametimiz de Urla’ydı. Önce tekrar Bornova’ya gitmemiz gerektiği için Manisa – İzmir yolundaki otostop durağına çıkarak ordan da Bornova’ya geçtik. Urla’nın ne tarafta kaldığını, nasıl gideceğimizi bilmediğimiz için ve yetişmemiz gereken bir süre olduğu için oraya otobüsle gitmeyi tercih ettik. 1.5 saatten fazla bir süreden sonra İYTE’ye vardık, oradaki 25-26 saatlik zamandan sonra İYTE’nin çıkış kapısından da ilk otostop çektiğimiz araba durdu ve hepimizi Alsancak’a bıraktı. Gece de geç vakite kaldığımız ve yorgunluktan öldüğümüz için otobüsle Eskişehir’e geri döndük.

Kısacası, oldukça güzel, keyifli, heyecanlı, bilgilendirici bir otostop macerası yaşadık. Her zaman çok zevkli olduğunu söylüyorum ve yine söyleyeceğim. Otostop çok keyifli bir şey. Hiçbir zaman işin para kısmında olmadım, şehir içinde altı üstü 1 TL civarı paralar veriyoruz ama otostopta karşılaştığınız kişiyle ettiğiniz muhabbet kadar zevkli bir muhabbet etme şansınız olmuyor.

Otostop ile seyahati denemenizi öneririm, tadına anca o zaman varabilirsiniz.