TEDx ODTU Ankara Konferansı

TEDx, dünya çapında düzenlenmekte olan, konuşma konularına göre alanında iyi olan insanların konuşarak konuşmacıların hayatlarına dokunmaya çalıştıkları bir konferans. Geçtiğimiz pazar günü (25 Aralık 2016) ODTU‘de düzenlenen TEDx konferansına katılma şansını yakaladım.

Daha önce İzmir’e robot yarışmasına gittiğim arkadaşlarım ile birlikte yine otostop yollarına düşerek etkinliğe doğru yola koyulduk. Kısa bir yolculuk sonrası geceyi Ankara’da geçirdik ve sabah erkenden yola düştük. Konferansın heyecanından olsa gerek 1’de başlayacak konferans için saat 10’da salonun önündeydik. Biraz vakit geçirmek için ODTU içindeki kafelere gittik ve etkinliği bekledik.

Salona alımlar başladıktan sonra fuaye alanında birbiriden değerli insanlarla muhabbet etme şansı bulduk ve bunu iyice değerlendirmeye çalıştık. Sonra kapılar açıldı ve adeta şov başladı.

İçeride insanın ilk dikkatini çeken şeyin ses sistemi olduğunu söylemek istiyorum. Aşırı derece pürüzsüz ve yüksek kalitede bir ses vardı, bunu güzel bir çalma listesi ile süslediğiniz zaman tadından yenmeyecek bir hal almıştı. Ardından sahne göze çok güzel hitap ediyor ve “Burası TEDx Sahnesi, başka etkinliklere benzemez..” diyordu. Bu güne kadar bir çok etkinliğe gittim, hatta daha 1-2 ay önce yine aynı salonda, yine aynı ekibin organize ettiği Yeni Fikirler Yeni İşler etkinliğine gelmiştim ama bu sahne ve organizasyon kesinlikle en iyisiydi.

Sonra teker teker konuşmacılar çıkmaya başladı. Mehmet Auf‘un moderatorlüğünde ilerleyen etkinlikte birbirinden değerleri insanlar bizim için sahneye çıkıp, o meşhur TED’in kırmızı noktasında konuşmalarını yapmaya başladılar. Konferansın konusu “Gelgitlere Karşı“ydı. Çıkan konuşmacılar da hayatlarındaki gelgitleri, karşılaştıkları zorlukları ve bu zorlukları aşmak için neler yaptıklarını bize anlattılar. Hepsinin yaşantıları birbirinden farklı ama yine hepsinin tek bir ortak noktası vardı, hayatlarında ciddi gelgitler yaşamış olmaları, “Kırılma Noktam” diyebilecekleri noktayı geçerek o tecrübeyi yaşamış olmaları.

Hepsinin ortak özellikler vardı ama tabi bir de benim özellikle dikkatimi çeken, konuşmasının hiç bitmesini istemediklerim de oldu tabiki. Özellikle bir kaç konuşmacı o sahneden inmese de sabaha konuşsa dedim. Ama herbiri birbirinden güzel olan konuşmaları dinleyenler arasında olduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

Oturum aralarında da oyunları oynayarak, insanlarla sohbet ederek ve tabiki devamlı olarak bir şeyler yiyerek geçirdim. ODTU etkinliklerinin fuaye alanları beni benden alıyor resmen. Bu güzel konferansı bitirdikten sonra tekrar Eskişehir yoluna düştük.

Aramızda kalsın demişti ama ben yazıyı bitirmeden araya sıkıştırmak istiyorum. Levent Ülgen, gerçekten ODTU’de 4.00 ortalama yapmış. Ama genel ortalaması değil, 4. sınıf bitirme ortalamasıymış orası ayrı. Yalan haberlere inanmayın yani 🙂 Ayrıca Sayın Ozanser Uğurlu, sizden her etkinliğe bir tane lazım olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

TEDx’ler genelde İstanbul’da ve Ankara’da oluyor. Neden Eskişehir’de de olmasın diyerek yazıyı bitiyorum, okuduğunuz için teşekkür ederim.

İlk Girişimimiz 13boyut.com Neden Kapandı?

13boyut.com bu yazıyı yazdığım sıralarda kapalı olmasa da Şubat 2017 itibariyle kapanmış olacak. 3 boyutlu yazıcımızı yaptıktan sonra bir girişim içerisine girdik ve bir e-ticaret sitesi oluşturmaya karar verdik. Bizim yaptığımız sıralarda online olarak 3 boyutlu ürün satışı henüz çok çok kısıtlı olarak yapılan bir şeydi. Ama tam anlamıyla tökezledik ve açılmadan kepenk kapattık.

İlk önce girişimimizden bahsetmek istiyorum. 3 boyutlu yazıcılar son birkaç yıldır çok fazla ses getirir seviyeye geldi. Hem maliyet düşüklüğü hem de kullanım kolaylığı ile en kolay yoldan ürün üretmemize yardımcı olan 3 boyutlu yazıcılardan bir tane de biz yaptık. Do It Yourself (DIY), açık kaynaklı, Prusa i3 modeli yazıcı yaptık. Yazıcıyı yaparken oldukça fazla sorunla karşılaştık, yapımı bittikten sonra baskı kalitemizi artırmak için çok daha fazla zorlukla karşılaştık. Yapım aşaması sonrası sorunları listeyecek olursak;

  • Filament kalitesi
  • Baskı programı seçimi ve özellikleri
  • Yazıcının mekanik sorunları
  • Maddi sorunlar

Bu sorunlar hakkında tamamen farklı bir yazı hazırlayacağım.

Bu sorunların üstesinden yavaşça geldikten sonra piyasada eksikliğini gördüğümüz bir işe giriştik. Çevremize direk elden sattığımız 3 boyutlu baskı ürünlerimizi artık online platformda satmak istiyorduk. Bunun için – en büyük sorunumuz – online alışveriş konusunda çok fazla araştırma yapmadan hemen bir alan adı ve hosting alarak bir maceraya atıldık. 13boyut.com alan adının içerisine WordPress alt yapısını kullanan WooCommerce destekli bir tema kurarak o tema üzerine geliştirmeler yaptık. Son hali benim oldukça hoşuma giden bir tema elde ettik ve içeriklerimizi oluşturmaya başladık. O zamana kadar basmış olduğumuz ürünlerimizi ve yeni bastığımız ürünlerin fotoğrafları çekmek için fotoğrafçıları gezmeye başladık ama siz siz olun, çok büyük miktarda sermayeniz yoksa fotoğraflama işi için fotoğrafçılara gitmeyin. Bizden 30 parça ürünün stüdyo fotoğrafı için – düzenlemesi yapılmamış halde istedim – 1000 TL gibi faiş fiyatlar istediler ve biz de çözümü kendi evimizde masanın üzerinde fotoğraflamada bulduk.

Ürün fotoğraflarını, içerikleri, fiyatları girerek web sitemizin içerisini yavaş yavaş doldurduk, sıra geldi sosyal medya hesaplarına. İlk olarak, bizim açılış yaptığımız tarihlerde gerçekleşecek olan Avrupa Şampiyonası‘nı hedef aldık ve milli duygularımızı ön plana çıkaran bir ürünle sosyal medya maceramıza başladık. Şampiyona gereği, Paris’te bulunan Eiffel Kulesi ülkemizin renklerine bürünecekti. Biz kırmızı-beyaz renklerde bir Eiffel Kulesi basarak paylaştık. Oldukça ilgi gören bu paylaşımımızdan sonra ürünlerimizi belli bir sıra ve kategorileme yöntemiyle eklemeye karar verdik. Her gün, her dakika ürün paylaşmak yerine sıradan ürünlerimizi normal zamanlarda paylaşıp yaklaşmakta olan özel günler için ayırdığımız ürünleri zamanı gelince paylaşacaktık.

Ardından babalar günü ve Avrupa Şampiyonası sırasında yaptığımız diğer paylaşımlar da oldukça ilgi gördü. Sitemize beklediğimizin üzerinde ziyaretçi alıyorduk ve bu ziyaretçileri sitemizde tutma süremiz beklediğimizin oldukça yukarısındaydı. Ama atladığımız şeyler vardı. Birincisi, biz ödemeyi sadece havale yolu ile alabiliyorduk – ve bu kullanıcı tarafından istenmeyen bir şey- ikincisi de yasal olarak herhangi bir varlığımız yoktu.

Araştırmalara siteyi açtıktan sonra başladık. Karşılaştığımız sonuç bizim için hüsran oldu diyebilirim. Kredi kartı ile alışveriş yapılabilmesi için öncelikle bir vergiye tabi olmamız gerekiyormuş. Vergi verdiğimiz zaman sosyal güvencemizin yapılması gerekiyormuş. E biz zaten bu işe girerken sıfır sermaye ile girmiştik. 1 senelik planı ortaya koyduğumuzda bizim cebimizden yaklaşık 10 Bin TL para çıkıyor – maliyet hariç – ama aylık 1000 TL net gelir ettiğimizi düşünürsek sene sonunda cebimizde 12 Bin TL oluyor. 1 senelik gece gündüz emeğin sonunda 5 kişilik ekibin herbirinin cebine 1 aylık KYK kredisi kadar para kalıyor.

Bu iş böyle olmaz dedik ve yatırımcı arayışına girdik. Eskişehir sanayisinden yardım alabileceğimizi düşündük ama gittiğimiz 3 firma – konu ile alakalı firma – bize kapı kapattı. Okulumuzun teknoloji transfer ofisi ile iş birliği içinde çalışmalar yapmak istedik ama katıldığımız sergi, etkinlik ve yarışmalardan eli boş döndük. 2 ay daha ayakta kalmaya çalıştık ama baskı ürünlerimiz için gerekli maliyet artık yavaş yavaş belimizi bükmeye başladı. Ekip içerisinde kopmalar başladı. Eğer ekibimiz daha istekli ve daha girişime hevesli olsalardı eminim devam edecektik ama ekip içindeki kopukluktan sonra tekrar toparlanamadık ve girişimimizi tamamen askıya aldık. Artık satışlarımıza ilk başta olduğu gibi direkt olarak elden devam ediyoruz.

Bu girişimin bana öğrettiği şeyleri kendime ve size not olarak eklemek istiyorum.

Gelecek planı ve vizyonu oturtmadan bir işe girişme.

Önündeki 1 seneyi çıkartabileceğin bir sermayen olsun.

Araştırmadan ve analiz yapmadan bir işe kalkışma.

Ekibini çok güzel seç.

Tabi her şey bir yana neden başarılı olamadığımızın asıl nedenini paylaşmak istiyorum. Benim şu an bir girişim kuracak cesareti kendimde bulamamam. Kesinlikle tek nedeni buydu. Eğer ben kendime bir girişim kuracak kadar güvenip yola başlasaydım bu işin olacağına adım gibi emindim ama manevi sorunların yanında kendimde bu cesareti bulamayış sebebim maddi sorunlardı. Ben herhangi bir yerden bir geliri olan birisi değildim, bir borcun altına girersem aileme aşırı yük olurum korkusu yüzünden bu işi neredeyse başlamadan batırdım.

WordPress Javascript Dosyalarını Footer’a Taşıma

WordPress alt yapılı bir siteniz varsa geliştirirken takıldığınız noktalardan birisinin de <head> etiketleri arasında yer alan javascript dosyalarının otomatik olarak footer’a taşınmamasıdır. Malesef bunu elinizle yapmanız gerekiyor.

Bu noktada devreye WordPress tarafından geliştirilmiş ve çok güzel şekilde çalışan bir fonksiyon giriyor. wp_enqueue_scripts() fonksiyonu içerisine girdiğiniz dosyaları otomatik olarak footer’a taşıma işlemini yapıyor. Ben bunu kendi kullandığım yöntem ile anlatacağım. Öncelikle bir fonksiyon oluşturarak içerisine bazı veriler girmem gerekiyor. Bu veriler ilk olarak daha önceden tanımlı bir dosya için geçerliyse onu iptal etmek ve yeniden footer’da gösterilmek üzere tanıtmak oluyor. Functions.php dosyamızı açarak aşağıdaki gibi kodlarımızı giriyoruz.

https://gist.github.com/316c7c74623c458df3338bcb7def4d88

Bu kodu kullanarak WordPress tarafından default olarak gelen ve eklentilerden kaynaklanan javascript dosyalarınızı footer’a taşıyabilirsiniz. Burda kullandığımız wp_register_script() fonksiyonu içerisine 5 parametre alır. Bunlar sırayla, (‘dosya-ismi’, ‘dosya-yolu’, ‘dizisi – default olarak array() alır – ‘, ‘versiyonu’, ‘footera taşınsın mı?’) şeklinde olmalıdır. Biz kodumuzda dosya adı ve dosya yolunu girdikten sonra 3. ve 4. parametrelerimizi boş bırakarak default değerlerini almasını sağladık ama 5. parametremize true değerini vererek kodlarımızı footer’a gönderdik.

wp_register_script() fonksiyonunun Codex’te yer alan sayfasına göz atarsanız WordPress’in içerisinde otomatik olarak tanımlı olan javascript dosyalarının isimlerini görebilirsiniz.

Bunun dışında bu kod nerede işimize yarar diye soracak olursanız, benim oldukça fazla kullandığım yapılar arasında yer alır. Bu kod sayesinde istediğimiz javascript kodunu istediğimiz sayfa veya yazıda aktif edebiliriz. Mesela ben eğer Jetpack eklentisini ve ya Contact Form eklentisini anasayfa içerisinde hiçbir yer kullanmıyor, sadece bir sayfada veya yazı içerisinde kullanıyorsam, bunların anasayfa için yüklenmesi benim sitemi yavaşlatacaktır ki bu hiç istemediğimiz bir durum. Bunun önüne geçmek için aşağıdaki gibi bir yapı kullanabiliriz.

https://gist.github.com/53599dc86815b427e17290af83bd0cc3

WordPress Tarafından Eklenen Javascript’ler

Son olarak, sitemizde yer alan eklentiler veya WordPress tarafından otomatik olarak eklenen javascript dosyalarının neler olduğunu veya adını bilmiyorsanız görünmesini istediğiniz yere

<?php global $wp_scripts; var_dump($wp_scripts); ?>

yazarak sitenizde bulunan bütün javascript dosyalarını ayrıntılı olarak görebilirsiniz. Sizin kullandığınız dosyalar ise en alt taraflarda bulunan dosyalar olacaktır. Buradan dosyanıza tanımlı kısa isimi öğrenip onu önce o ismi kullanarak tanımsız hale getirip daha sonra istediğiniz şekilde aktif edebilirsiniz. Eklentilerden kaynak dosyaları tekrar aynı isimle aktif ederseniz eklenti ile ilgili problemlerin önüne geçmiş olursunuz.

Önümüzdeki yazılarımda <head> etiketleri arasında yer alan gereksiz CSS dosyalarını kaldırmayı ve yeni dosyalar eklemeyi anlatacağım.