İzmir Otostobu

Uzun yol otostobu her zaman daha zevklidir. Hem sizin için, hem karşı taraf için biraz korku, heyecan içerse de bu zaten otostobun doğasında olan bir şeydir. Biraz karşılıklı güven meselesi diyebiliriz.

Bir önceki “İYTE Roboleague Yarışması’na katıldık” yazımda bahsettiğim gibi, 3 arkadaş İzmir’de düzenlenmekte olan robot yarışması için Eskişehir’den kalkarak İzmir’e doğru yola düştük.

İlk olarak okulun önünde toplanarak Kütahya yolunun olduğu tarafa doğru otostop çekerek kendimizi asıl güzergahımıza bıraktırdık. Ardından İzmir için kafamızda güzergah oluşturduk. Bizim planımıza göre 3 arabayla rahatlıkla gidebiliyorduk. Önce Eskişehir’den Kütahya’ya, Kütahya’dan da ya Balıkesir üstü ya da Uşak üstü giden araçlarla o şehirlere, oralardan da direk İzmir’e geçme planı yapmıştık.

Otostop çekmeye başladık, 1, 2, 3, 4 diye sayarken ilk 5-10 dakika hiç kimse durmadı, çoğu ilerden döneceğim diyordu. Ama en sonunda bir araba yanaştı, Kütahya tarafına gidip gitmediğini sordum. “İzmir’e kadar gidiyorum gelin” dedi. Ben de biz de İzmir’e gidiyoruz dedim, adam “Hadi yaa” diyerek şaşırdı ve bindik arabaya.

İlk başta normal olarak bir tedirgin oldu adam. Arabaya 3 tane sakallı adam bindi. Ha tamam, hiçbirimizde serseri şekli yok ama sonuçta günümüzde serbest şekilde uzatılmış sakal da çok hoş karşılanmıyor. İlk 10 dakika yavaş yavaş ilerleyen bir muhabbetimiz oldu. Ama ardından o muhabbet bir açıldı, kapatamadık. Ben önde oturduğum için tüm muhabbeti ben yaptım nerdeyse, ama otostop ile tanıştığım en elit insanlardan birisiyle tanışmış oldum diyebilirim.

Şimdi adamı ve yaptıklarını anlatsam yazı alır başını gider, sadece İzmir’e paraşütle atlamaya gidiyormuş diyeyim, siz düşünün gerisini. Yaklaşık 5.5 – 6 saatlik bir yolculuk sonrasında Bornova’ya vardık ve yollarımızı ayırdık. Arabasına bindiğimiz adam Eskişehir’de bir güzellik salonu işletiyormuş. Yolum düştüğü zaman kesinlikle uğrayıp tekrardan bir teşekkür edeceğim.

Bornova’da ayrıldıktan sonra gece Manisa’da kalacağımız için hemen Manisa Kavşağı’na çıkarak orda da bi arabayı durdurduk ve Manisa’ya geçtik. Geceyi orda geçirdikten sonraki istikametimiz de Urla’ydı. Önce tekrar Bornova’ya gitmemiz gerektiği için Manisa – İzmir yolundaki otostop durağına çıkarak ordan da Bornova’ya geçtik. Urla’nın ne tarafta kaldığını, nasıl gideceğimizi bilmediğimiz için ve yetişmemiz gereken bir süre olduğu için oraya otobüsle gitmeyi tercih ettik. 1.5 saatten fazla bir süreden sonra İYTE’ye vardık, oradaki 25-26 saatlik zamandan sonra İYTE’nin çıkış kapısından da ilk otostop çektiğimiz araba durdu ve hepimizi Alsancak’a bıraktı. Gece de geç vakite kaldığımız ve yorgunluktan öldüğümüz için otobüsle Eskişehir’e geri döndük.

Kısacası, oldukça güzel, keyifli, heyecanlı, bilgilendirici bir otostop macerası yaşadık. Her zaman çok zevkli olduğunu söylüyorum ve yine söyleyeceğim. Otostop çok keyifli bir şey. Hiçbir zaman işin para kısmında olmadım, şehir içinde altı üstü 1 TL civarı paralar veriyoruz ama otostopta karşılaştığınız kişiyle ettiğiniz muhabbet kadar zevkli bir muhabbet etme şansınız olmuyor.

Otostop ile seyahati denemenizi öneririm, tadına anca o zaman varabilirsiniz.

Neuroland – Beyin Gücü

Bu aralar blogu biraz boşladım ama yavaş yavaş toparlanarak yeni yazılar yazmaya başlayacağım. Bu yazımda Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen bir etkinlik olan Neuroland standındaki izlenimlerimi aktaracağım.

Neuroland, beyin gücü ile nesneleri kontrol etme, programları yönetme işlemlerinin yapıldığı bir etkinlik. Yurtdışında bir çok yerde etkinlikleri varken Türkiye’de ilk defa geçtiğimiz haftasonu Eskişehir Espark AVM’de stant açtılar ve gösteri yaptılar. Gösteriye daha ilgi çekici olması açısından Survivor birincisi olan Turabi‘yi getirdiler ve etkinlik mottoları “Kas Gücü mü Beyin Gücü mü?” oldu. Açılıştan sonra seçilen kişiler Turabi ile çeşitli oyunlar oynayarak kendilerini denediler.

Ben de bu konular hakkında oldukça meraklı biri olarak etkinliğin içerisinde bulunarak yakından takip ettim. 5-6 farklı alanda beyin gücü ile nesne kontrolü gerçekleştiriliyordu. Benim ilgimi, en çok robotik kol çekti ancak sanırım bir arızadan dolayı çalışmadığı için onu kullanamadım. Ayrıca bilgisayar ekranına bağlı bir fıçıyı beyindeki elektromagnetik dalgalar ile patlatmaya dayanan bir oyun vardı ve bu bana oldukça saçma geldi. Ben dikkatimi farklı yöne vermeme rağmen sinyaller çok yoğun oluyor, odaklandığım zaman ise sinyal seviyesinde düşüş oluyordu.

Birkaç fotoğrafla etkinlik maceramı tamamlamak istiyorum. Ama söylemem gerekir ki bu tarz etkinlikler devamlı gerçekleşmeli ve teknolojiyi elimizden geldiğince ileri götürmeliz. İlerde böyle projelerde yer almak isterim.

Şirket-i Alem ’15

Daha önce yazdığım Woman Techmakers ’15 yazısındaki etkinliğimden sonra katıldığım ikinci büyük çaplı etkinlikti. Aslında bu etkinliğin arkaplan işlerinde, başlangıçta ben de yer almıştım ancak toplantıların olduğu zamanlarda çoğu zaman şehir dışındaydım ve etkin olamadığım için ayrılmak zorunda kaldım. Ama şuan pişmanım, keşke aktif olabilseydim diyorum.

Böyle etkinliklerin çok daha fazla ve sık aralıklarla yapılması tüm katılımcılar için çok güzel bir tecrübe olur bence. Etkinliğin içeriğine gelecek olursak, çeşitli firmalardan yetkili kişiler geliyorlar ve diğer bazı etkinlikler gibi sadece firma tanıtımı yapmıyorlar. Ben açıkcası etkinliğe gelirken böyle olmasını bekliyordum. Gelen yetkililer kısa bir şekilde şirketi bizlere tanıttıktan sonra bizimle arkadaş gibi muhabbet etmeye başladılar ve bu benim çok hoşuma gitti ve beni kendilerine daha çok çekmeyi başardılar.

Gelen firmalar, Savronik, Hisarlar Grup, Türk Telekom, Tridi Atölye, ANOT, KYK Yapı Kimyasalları, Arçelik. Bu firmalar, alanında en üst düzeyde yer alan firmalar. Gönderilen yetkililer de oldukça güzel sunumlarla bizi yönlendirdiler. Aralarından sadece Hisarlar Grup tarafından yapılan sunumdan zevk almadığımı – ilgimi çekmediğini – söylemek istiyorum ama onun dışındakilerin hepsi oldukça iyiydi, Tridi Atölye ve Türk Telekom ise aşırı iyi sunumlar yaptı ve beni en çok kazanan firmalar oldu.

En çok ilgimi çeken firma Tridi Atölye oldu. Firma yetkilileriyle bireysel olarak oldukça güzel sohbetler gerçekleştirdik. Yanımda bulunan arkadaşımla birlikte firma tarafından üretilen Abbas isimli 3D yazıcıyı satın alıp kendi ürünlerimizi üretim, o aleti kendi imkanlarımızla geliştirmeye çalışmaya karar verdik ve bu konuda planlarımızı yapmaya başladık.

Bu tarz etkinlikler, Ankara ve özellikle İstanbul‘da çok daha fazla ve bu durum bizi birazcık mağdur ediyor. Eskişehir‘de de etkinlik sayısının artması hem bizim – öğrencilerin – hem de okulun tanınması adına çok büyük fayda sağlayacaktır. İnşallah gelecek yıllarda sayıca çok daha fazla etkinliğe katılma imkanımız olur.

İlk üniversite tatilim nasıldı?

Evet, ilk üniversite tatilim bugün itibari ile bitti ve okul başladı. Hangi tatil kötüdür ki benimki kötü geçsin, adı üstünde TATİL bu güzel geçecek tabi. Ama bu tatilin benim için farklı bir önemi vardı. İlk defa ailemden bu kadar uzun süre ayrı kalmıştım ve tam 4 ay sonra onları görebilecektim.

Tatil başlangıcımda direk Dörtyol‘a değil de 1 günlük bir ekstra tatil için Gaziantep‘e geçtim ve yedim, içtim, gezdim ve eve döndüm. Özlem sıralamam ailem, arkadaşlarım, deniz ve döner’di. Ama otogarda Görkem, Tayyib ve ben eve gitmeden denize gittik, deniz kokusunu aldıktan sonra eve geldim. Evdekilerin o gün geleceğimden haberleri yoktu, süpriz oldu onlara. Annem beni görünce ağladı, bağırdı, yüzünü falan kapattı bir şeyler yaptı kendi kendine sonra gelip sarıldı bana.

Ne yalan söyleyeyim ben bu kadar özleyeceğimi düşünmüyordum ama gerçekten çok çok özlemişim onları.

Eskişehir‘de 4 kilo vermiştim ama evde günde 5 öğün yiyerek 6 kilo aldım ve geri döndüm – hemen spor salonu araştırmaya başlıyorum – . Ama nasıl almayayım? Tek başına dönerle bile kilo alıyorsunuz ve ben tüm yemeklerden fazla fazla, tüm tatlılardan 3-4 tabak yiyordum, gene az kilo almışım 🙂

Arkadaşlarımı da ayrı özlemişim. Hemen akşamları denize gitmeler, künefe yemeler, halısaha maçları başladı. Onlarla da olabildiğince fazla vakit geçirdim.

Çok önemli bir karar vererek bundan sonra Hatay içi ulaşıma para harcamayacağım. Otostop candır. Evin altındaki yola trafik lambası koymuşlar, duran arabalara otostop çekerek ulaşımımı sağlayacağım bundan sonra.

Ve Eskişehir‘e geri döndüm. Burayı özledin mi diye sorarsanız, çok da fazla özledim diyemem açıkcası. Henüz daha oturmuş, sağlam bir ortamım yok ve özlemek için fazla bir sebebim de yok, o yüzden gelmesem de olurdu. Bir de sabahın 9’un da kim derse gidecek ya azcık insaf…

Hazırlık nasıl gidiyor? – How does preparation go?

%100 ingilizce olan Elektrik ve elektronik bölümünü kazanmıştım ve doğal olarak hazırlık okumam gerekti. Şu an okuyorum da zaten.

Birkaç saat önce ilk vizemden çıktım. Beklediğimden kolaydı, hatta bayağı bir kolaydı, ya da ben mi yapabildim orasını bilmiyorum. Not olarak iyi giden bir yıl oluyor benim için, gerek quiz ler olsun, gerek se diğer notlar olsun şimdilik bir sorun olmadan gidiyor.

Bu yıl kazanıp da hazırlık okusam mi tereddütüne girenler varsa yazının bu kısmından sonrasını okuyabilir.

Yabancılarda “GAP Year” denilen bir boş yıl varmış. Liseden mezun olunduktan sonra dünyayı gezmeye çıkıyorlarmış. Hazırlık yılı da sizin için böyle bir yıl oluyor arkadaşlar. Boş yıl dediysem de her şeyi salarım, yatarak geçerim diye düşünmeyin ama. Bu yıl sizin bölüme geçtiğinizde anlamanızı, yurtdışına çıktığınız zaman daha iyi iletişim kurmanızı sağlayacağı için oturun biraz da çalışın. Yani bu yılı tamamen kendinize yeni bir dil ekleme yılı olarak düşünebilirsiniz.

Boş vaktiniz çok fazla oluyor, çalışmanız gereken tek ders olunca zaman sıkıntısı yaşamıyorsunuz. Ayrıca gezme konusuna gelelim. Ben Eskişehir’deyim, zaten öğrenci cenneti burası. Sene başından beri 2 defa hızlı trenle Ankara’ya, 1 defa da Istanbul’a gittim. Tabi bu işler biraz paraya da bakıyor. Öğrenci adamın parası olmaz, ben de param yettiği kadar gezdim. İkinci dönem için de Antep, Ankara, Manisa-İzmir ve Antalya planlarım var şu an. Araya belki küçük bir Istanbul’da ekleyebilirim ama parama bağlı o. İkinci dönem burs başlayacağı için daha fazla yer gezme ihtimalim var.

Sizin anlayacağınız, hazırlık her insanın okuması gereken çok güzel bir şey. Hele bir de Eskişehir’deyse çok daha iyi