14. ODTU Robot Günleri 2017

Son 2 senedir gitmek isteyip de bir türlü kısmet olmayan ODTU Robot Günleri etkinliğine bu sene güzel bir hazırlanma ile yarışmacı olarak katılmak üzere başvurduk. Son gün çıkan bir aksilik nedeniyle yarışamasak da ekip arkadaşım Burak Can Fazla ile çektik otostobumuzu ve ODTU’ye doğru yol aldık.

Yine bir etkinlik, yine bir otostop macerası. 7 araç değiştirerek, 4.5 saatte vardığımız ODTU’de ilk gün yarışmalarını seyretmeye başladık. İzlemeye, bizim de katılacak olduğumuz “Çizgi İzleyen Robot” kategorisinden başladık. Parkur oldukça güzel ve biraz zor bir parkurdu. Ama bizim yaptığımız robot bu parkuru rahatlıkla ve hızlı bir şekilde tamamlayabilecek bir robottu. Toplamda 208 robot kayıt olmuş ve içlerinde – bizim izlediğimiz kısımda – oldukça iyi şekilde parkur tamamlayan robotlar vardı.

Kendi kategorimizi izledikten sonra çöp toplayan robot ve arama – kurtarma robotlarını izledik. Oldukça güzel yapılmış parkurları aşmaya çalışan robotları gördük, inceledik. İlk günümüz bu şekilde geçti.

2. gün Ankara’nın 50km dışındaki Kazan ilçesinden ODTU’ye gelmek için 2.5 saat yol çekip saat 9’da anca ODTU’ye gelebildim. Kötü başlayan günü Çatı Kafe’deki güzel kahvaltıyla devam ettirdik ve ardından tekrar etkinlik alanına geldik. Aslında bu kadar erken gelme amacımız Drone yarışlarını izlemekti ama yarışmaya katılan 14 drone’dan sadece 2 tanesi parkura kalabilmiş ve onlar da hemen yarıştığı için biz gelene kadar bitmişti. Biz de tekrardan çizgi izleyen robotları izlemeye başladık.

2. gün de yarışan robotlar oldukça iyilerdi, ama ben hala inanıyorum, biz katılabilseydik, en kötü ihtimalle 10. olurduk. Bir süre yarışı izledikten sonra Labirent çözen robot kategorisi yarışlarını izlemeye başladık. Orda da birbirinden güzel robotlar labirenti çözmeye çalıştı ama sadece 1 tanesi çözebildi.

Bu kategorinin ardından da biraz da fuaye alanında gezip, bilgi edinip, insanlarla tanıştıktan sonra tekrardan geri dönüş yoluna çıktık ve Eskişehir’e geri döndük.

Seneye birden fazla kategoride, dereceye oynayacak robotlarla katılma dileği ile 🙂

İzmir Otostobu

Uzun yol otostobu her zaman daha zevklidir. Hem sizin için, hem karşı taraf için biraz korku, heyecan içerse de bu zaten otostobun doğasında olan bir şeydir. Biraz karşılıklı güven meselesi diyebiliriz.

Bir önceki “İYTE Roboleague Yarışması’na katıldık” yazımda bahsettiğim gibi, 3 arkadaş İzmir’de düzenlenmekte olan robot yarışması için Eskişehir’den kalkarak İzmir’e doğru yola düştük.

İlk olarak okulun önünde toplanarak Kütahya yolunun olduğu tarafa doğru otostop çekerek kendimizi asıl güzergahımıza bıraktırdık. Ardından İzmir için kafamızda güzergah oluşturduk. Bizim planımıza göre 3 arabayla rahatlıkla gidebiliyorduk. Önce Eskişehir’den Kütahya’ya, Kütahya’dan da ya Balıkesir üstü ya da Uşak üstü giden araçlarla o şehirlere, oralardan da direk İzmir’e geçme planı yapmıştık.

Otostop çekmeye başladık, 1, 2, 3, 4 diye sayarken ilk 5-10 dakika hiç kimse durmadı, çoğu ilerden döneceğim diyordu. Ama en sonunda bir araba yanaştı, Kütahya tarafına gidip gitmediğini sordum. “İzmir’e kadar gidiyorum gelin” dedi. Ben de biz de İzmir’e gidiyoruz dedim, adam “Hadi yaa” diyerek şaşırdı ve bindik arabaya.

İlk başta normal olarak bir tedirgin oldu adam. Arabaya 3 tane sakallı adam bindi. Ha tamam, hiçbirimizde serseri şekli yok ama sonuçta günümüzde serbest şekilde uzatılmış sakal da çok hoş karşılanmıyor. İlk 10 dakika yavaş yavaş ilerleyen bir muhabbetimiz oldu. Ama ardından o muhabbet bir açıldı, kapatamadık. Ben önde oturduğum için tüm muhabbeti ben yaptım nerdeyse, ama otostop ile tanıştığım en elit insanlardan birisiyle tanışmış oldum diyebilirim.

Şimdi adamı ve yaptıklarını anlatsam yazı alır başını gider, sadece İzmir’e paraşütle atlamaya gidiyormuş diyeyim, siz düşünün gerisini. Yaklaşık 5.5 – 6 saatlik bir yolculuk sonrasında Bornova’ya vardık ve yollarımızı ayırdık. Arabasına bindiğimiz adam Eskişehir’de bir güzellik salonu işletiyormuş. Yolum düştüğü zaman kesinlikle uğrayıp tekrardan bir teşekkür edeceğim.

Bornova’da ayrıldıktan sonra gece Manisa’da kalacağımız için hemen Manisa Kavşağı’na çıkarak orda da bi arabayı durdurduk ve Manisa’ya geçtik. Geceyi orda geçirdikten sonraki istikametimiz de Urla’ydı. Önce tekrar Bornova’ya gitmemiz gerektiği için Manisa – İzmir yolundaki otostop durağına çıkarak ordan da Bornova’ya geçtik. Urla’nın ne tarafta kaldığını, nasıl gideceğimizi bilmediğimiz için ve yetişmemiz gereken bir süre olduğu için oraya otobüsle gitmeyi tercih ettik. 1.5 saatten fazla bir süreden sonra İYTE’ye vardık, oradaki 25-26 saatlik zamandan sonra İYTE’nin çıkış kapısından da ilk otostop çektiğimiz araba durdu ve hepimizi Alsancak’a bıraktı. Gece de geç vakite kaldığımız ve yorgunluktan öldüğümüz için otobüsle Eskişehir’e geri döndük.

Kısacası, oldukça güzel, keyifli, heyecanlı, bilgilendirici bir otostop macerası yaşadık. Her zaman çok zevkli olduğunu söylüyorum ve yine söyleyeceğim. Otostop çok keyifli bir şey. Hiçbir zaman işin para kısmında olmadım, şehir içinde altı üstü 1 TL civarı paralar veriyoruz ama otostopta karşılaştığınız kişiyle ettiğiniz muhabbet kadar zevkli bir muhabbet etme şansınız olmuyor.

Otostop ile seyahati denemenizi öneririm, tadına anca o zaman varabilirsiniz.

Otostop Çekmenin Altın Kuralları

Otostop’u devamlı olarak kullanan birisi olarak artık bu yazıyı yazma gereği duydum. Büyük şehirlerde nasıl işliyor bilmiyorum ama küçük şehirde oldukça güvenli bir şekilde yolculuk yapabiliyorsunuz.

Benim otostop çekmemdeki en büyük sebeplerden birisi dolmuş saatlerinin çok ters olması ve evimin altından geçen yolun sağ tarafının direk çarşıya, sol tarafının da direk İskenderun yoluna çıkıyor olması.

Gelelim kurallara. Liste liste yazarak ilerleyeceğim.

  • Otostop çekilecek mekan çok önemlidir. Lambalar ve petroller vazgeçilmez otostop noktalarıdır. Araçlar, lambadan kalkarken ve petrolden çıkarken daha tam hızlanamadıkları için durup sizi araçlarına alırlar. Ama normal bir yerde otostop çekerseniz araç hızını almış olacağı için siz görüp de yavaşlamaz.
  • Kılık, kıyafet ve gözlük.  Kıyafetiniz güzel, şık bir kıyafetse araçların durma ihtimalleri %90 artar. Siz sürücü olsanız, salaş, serseri kılıklı birini mi alırsınız yoksa düzgün giyimli birisini mi? Gözlük konusu ise benim ve arkadaşlarım tarafından test edilerek oluşmuş bir ibare. Güneş gözlüğüyle ve gözlüksüz çektiğimiz otostoplarda araçların durma süreleri arasında ciddi bir fark var.
  • İşaret, en önemli noktalardan birisi. Kimse siz yolun kenarında beklerken durduk yere sizi almaz (İstisnai olarak aldıkları tabiki oluyor) Elinizle aracın gittiği tarafa doğru gitmek istediğinizi belirten sallama hareketleri veya başparmak açık bir yumruk ile yönü işaret etmeniz sizin otostopçu olduğunuzu belirtecektir. Otostop çektikçe bu konuda profesyonelleşiyorsunuz, rahat olun.
  • Her arabaya otostop çekilmez. Bundan kastım aracın lükslüğüne veya kötülüğüne göre değil. Hacı Murat’ına da bindim, Audi A6, Mercedes C180’ine de bindim. (Bir zaman sonra prensip edinip kötü araçlara otostop çekmiyorsunuz ama olsun) Aracın sürücüsü bayansa veya yan koltukta bir bayan oturuyorsa o araca binme ihtimaliniz çok düşüktür, şansınızı denemenize bile gerek yok. (Gene istisnai olarak kadın şoför ve içinde bayan bulunan aracın durduğu oluyor ama nadir) Aracın içinde küçük çocuk varsa o araç durmaz. İstediğiniz kadar tipiniz düzgün olsun, aracın içinde çocuk varken ben tanımadığım, ipsiz sapsız birisini aracıma almam. Son olarak, siz de şoförün tipine bakarak araca binmeyebilirsiniz. Araca otostop çekin, dursun, adamı beğenmediniz mi, yok usta devam et sen diyin. Adama ayıp olur falan düşünmeyin, bir daha nerde göreceksiniz.
  • Motorlar. Motorları durdurma ihtimaliniz çok daha yüksektir. Genelde gençler kullanıyor ve onlarda alıyor sizi aracına. Ayrıca sizi direkt olarak gördüğü için daha iyi bir temas kurabiliyor sizinle. Ama ben motorları sevmediğim için – açıkcası korktuğum için – motorlara otostop çekmemeye çalışıyorum.
  • Dolmuşlar biraz sıkıntı. Ama bu sıkıntı onlar için değil sizin için. İlk başladığınız zamanlarda büyük bir araç kafilesi gelirken, kesin bindim bu sefer, diyip de aralardan bir dolmuş görüp adama ayıp olur, ekmeğiyle oynuyormuş gibi bir hisse kapılıp, o kafileye otostop çekmeyebilirsiniz. Ama bu işte biraz ilerledikten sonra iyice yüzsüzleşiyorsunuz ve dolmuş falan farketmiyor. Dolmuş şoförü sizi görüp yavaşlarken kıvrak bir kafa hareketiyle, devam et, işareti yapıyorsunuz o da devam ediyor. Israrla durup, kapıyı açan şoförler de var. Onlara da, “otostop abi”, diyerek niyetinizi zorla söylüyorsunuz ve adam da devam ediyor. Hiçbir sıkıntı olmuyor yani, sadece biraz yüzsüzlük gerektiriyor.
  • Artık araca binmiş olalım. İster istemez araç içinde bir muhabbet dönüyor. Sorulara oldukça net, açık ve devamında o konudan başka soru gelmeyecek şekilde cevap verin. Ha eğer konuşmak istiyorsanız uzatın istediğiniz kadar ama istisnalar hariç o bindiğiniz aracın şoförünün muhabbeti güzel olmaz, biraz konuşunca siyasete girer ve siz de “Evet, evet, evet abi aynen, ben de hiç sevmem onu, evet, kesinlikle” cümlesini, kelimelerin sıralamasını bile bozmadan her araçta söylemek zorunda kalırsınız. Hele bir de soyisimden girdiyse olaya mümkün olduğunca o şehirde olmayacak bir soyisim söyleyin yoksa kesin tanıdık çıkar ve ordan muhabbet uzar en son, ona selam söyle, denir ve biter ama o arada ömrünüzden ömür gider.

Şuan aklıma gelenler bunlar, aklıma geldikçe bu listeyi yazmaya devam edeceğim.

Siz siz olun kısa mesafe, uzun mesafe farketmeksizin otostop çekin, bu sektör ilerlesin.

Otostop candır..