İlk Girişimimiz 13boyut.com Neden Kapandı?

13boyut.com bu yazıyı yazdığım sıralarda kapalı olmasa da Şubat 2017 itibariyle kapanmış olacak. 3 boyutlu yazıcımızı yaptıktan sonra bir girişim içerisine girdik ve bir e-ticaret sitesi oluşturmaya karar verdik. Bizim yaptığımız sıralarda online olarak 3 boyutlu ürün satışı henüz çok çok kısıtlı olarak yapılan bir şeydi. Ama tam anlamıyla tökezledik ve açılmadan kepenk kapattık.

İlk önce girişimimizden bahsetmek istiyorum. 3 boyutlu yazıcılar son birkaç yıldır çok fazla ses getirir seviyeye geldi. Hem maliyet düşüklüğü hem de kullanım kolaylığı ile en kolay yoldan ürün üretmemize yardımcı olan 3 boyutlu yazıcılardan bir tane de biz yaptık. Do It Yourself (DIY), açık kaynaklı, Prusa i3 modeli yazıcı yaptık. Yazıcıyı yaparken oldukça fazla sorunla karşılaştık, yapımı bittikten sonra baskı kalitemizi artırmak için çok daha fazla zorlukla karşılaştık. Yapım aşaması sonrası sorunları listeyecek olursak;

  • Filament kalitesi
  • Baskı programı seçimi ve özellikleri
  • Yazıcının mekanik sorunları
  • Maddi sorunlar

Bu sorunlar hakkında tamamen farklı bir yazı hazırlayacağım.

Bu sorunların üstesinden yavaşça geldikten sonra piyasada eksikliğini gördüğümüz bir işe giriştik. Çevremize direk elden sattığımız 3 boyutlu baskı ürünlerimizi artık online platformda satmak istiyorduk. Bunun için – en büyük sorunumuz – online alışveriş konusunda çok fazla araştırma yapmadan hemen bir alan adı ve hosting alarak bir maceraya atıldık. 13boyut.com alan adının içerisine WordPress alt yapısını kullanan WooCommerce destekli bir tema kurarak o tema üzerine geliştirmeler yaptık. Son hali benim oldukça hoşuma giden bir tema elde ettik ve içeriklerimizi oluşturmaya başladık. O zamana kadar basmış olduğumuz ürünlerimizi ve yeni bastığımız ürünlerin fotoğrafları çekmek için fotoğrafçıları gezmeye başladık ama siz siz olun, çok büyük miktarda sermayeniz yoksa fotoğraflama işi için fotoğrafçılara gitmeyin. Bizden 30 parça ürünün stüdyo fotoğrafı için – düzenlemesi yapılmamış halde istedim – 1000 TL gibi faiş fiyatlar istediler ve biz de çözümü kendi evimizde masanın üzerinde fotoğraflamada bulduk.

Ürün fotoğraflarını, içerikleri, fiyatları girerek web sitemizin içerisini yavaş yavaş doldurduk, sıra geldi sosyal medya hesaplarına. İlk olarak, bizim açılış yaptığımız tarihlerde gerçekleşecek olan Avrupa Şampiyonası‘nı hedef aldık ve milli duygularımızı ön plana çıkaran bir ürünle sosyal medya maceramıza başladık. Şampiyona gereği, Paris’te bulunan Eiffel Kulesi ülkemizin renklerine bürünecekti. Biz kırmızı-beyaz renklerde bir Eiffel Kulesi basarak paylaştık. Oldukça ilgi gören bu paylaşımımızdan sonra ürünlerimizi belli bir sıra ve kategorileme yöntemiyle eklemeye karar verdik. Her gün, her dakika ürün paylaşmak yerine sıradan ürünlerimizi normal zamanlarda paylaşıp yaklaşmakta olan özel günler için ayırdığımız ürünleri zamanı gelince paylaşacaktık.

Ardından babalar günü ve Avrupa Şampiyonası sırasında yaptığımız diğer paylaşımlar da oldukça ilgi gördü. Sitemize beklediğimizin üzerinde ziyaretçi alıyorduk ve bu ziyaretçileri sitemizde tutma süremiz beklediğimizin oldukça yukarısındaydı. Ama atladığımız şeyler vardı. Birincisi, biz ödemeyi sadece havale yolu ile alabiliyorduk – ve bu kullanıcı tarafından istenmeyen bir şey- ikincisi de yasal olarak herhangi bir varlığımız yoktu.

Araştırmalara siteyi açtıktan sonra başladık. Karşılaştığımız sonuç bizim için hüsran oldu diyebilirim. Kredi kartı ile alışveriş yapılabilmesi için öncelikle bir vergiye tabi olmamız gerekiyormuş. Vergi verdiğimiz zaman sosyal güvencemizin yapılması gerekiyormuş. E biz zaten bu işe girerken sıfır sermaye ile girmiştik. 1 senelik planı ortaya koyduğumuzda bizim cebimizden yaklaşık 10 Bin TL para çıkıyor – maliyet hariç – ama aylık 1000 TL net gelir ettiğimizi düşünürsek sene sonunda cebimizde 12 Bin TL oluyor. 1 senelik gece gündüz emeğin sonunda 5 kişilik ekibin herbirinin cebine 1 aylık KYK kredisi kadar para kalıyor.

Bu iş böyle olmaz dedik ve yatırımcı arayışına girdik. Eskişehir sanayisinden yardım alabileceğimizi düşündük ama gittiğimiz 3 firma – konu ile alakalı firma – bize kapı kapattı. Okulumuzun teknoloji transfer ofisi ile iş birliği içinde çalışmalar yapmak istedik ama katıldığımız sergi, etkinlik ve yarışmalardan eli boş döndük. 2 ay daha ayakta kalmaya çalıştık ama baskı ürünlerimiz için gerekli maliyet artık yavaş yavaş belimizi bükmeye başladı. Ekip içerisinde kopmalar başladı. Eğer ekibimiz daha istekli ve daha girişime hevesli olsalardı eminim devam edecektik ama ekip içindeki kopukluktan sonra tekrar toparlanamadık ve girişimimizi tamamen askıya aldık. Artık satışlarımıza ilk başta olduğu gibi direkt olarak elden devam ediyoruz.

Bu girişimin bana öğrettiği şeyleri kendime ve size not olarak eklemek istiyorum.

Gelecek planı ve vizyonu oturtmadan bir işe girişme.

Önündeki 1 seneyi çıkartabileceğin bir sermayen olsun.

Araştırmadan ve analiz yapmadan bir işe kalkışma.

Ekibini çok güzel seç.

Tabi her şey bir yana neden başarılı olamadığımızın asıl nedenini paylaşmak istiyorum. Benim şu an bir girişim kuracak cesareti kendimde bulamamam. Kesinlikle tek nedeni buydu. Eğer ben kendime bir girişim kuracak kadar güvenip yola başlasaydım bu işin olacağına adım gibi emindim ama manevi sorunların yanında kendimde bu cesareti bulamayış sebebim maddi sorunlardı. Ben herhangi bir yerden bir geliri olan birisi değildim, bir borcun altına girersem aileme aşırı yük olurum korkusu yüzünden bu işi neredeyse başlamadan batırdım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.