Yeni Yazıcımız: Tevo Tarantula

Bu yazıyı yazmaya başladığımda Ocak ayıydı ancak bir türlü tamamlayamadım. Artık yeni yazıcımız demeyelim de uzun kullanım testimiz diyelim. 2016’da 1 adet Prusa i3 modeli kendi topladığımız yazıcımız vardı. 2017 yaz başında bir tane de Prusa i3 model metal şaseye sahip yazıcı satın aldık. 3 ay kullandıktan sonra artık bu 2 yazıcının da kalibrasyonları, kaymaları, arızalarının bize çok fazla vakit ve para kaybettirdiğinin farkına vardık. O kadar fazla uğraştırıyorlardı ki gönül rahatlığı ile bir baskıyı bırakıp dışarı çıkamıyordunuz.

Biz de Burak’la birlikte elimizdeki iki aleti de satıp yeni bir yazıcı almaya karar verdik. Biraz araştırdıktan sonra yeni aletimizin Tevo Tarantula olmasında karar kıldık. Aşağıda da resimlerini gördüğünüz aleti sipariş etmek için uygun bir vakit kollamaya başladık. Siparişi vereceğimiz sıralarda “Black Friday”in yaklaştığı farkettik ve indirim olacak diye 11 Kasım tarihini beklemeye başladık. 11 Kasım günü siparişimizi tamamladık ve siparişimiz 25 Kasım günü elimize ulaştı. Satıcı firmaya 194$, gümrüğe ise bu tutarın %20’i olan 38.8$ ödeme yaptık. O günkü dolar kuru ile cebimizden yaklaşık ola  rak 890-900 TL para çıkmış oldu. Gümrük sürecinde DHL firması ile muhattap olduk ve hiçbir sıkıntı olmadan, gümrüğe geldikten hemen sonra ödememizi yaparak kargomuzun yola çıkmasına yardımcı oldular.

Yeni Yazıcı: Tevo Tarantula

Aslında ana yapıya baktığınız zaman Tevo Tarantula da Prusa i3 model alınarak yapılmış bir yazıcı. Ama farklı olan kısımları, farklı tasarlanmış bir kart kullanıyor. Burda bahsetmek istediğim konu, üzerinde bulunan kartı istediğiniz yazıcıya takıp kullanabiliyorsunuz, onun da üzerinde Atmega2560 çipi var. Aslında bizim kullandığımız Arduino Mega’dan bir farkı yok, ancak üzerine ekstra bir RAMPS kartı takmadan, tümleşik olarak motor sürücüleri ile birlikte geliyor ve sizin tek yapmanız gereken şey motor kablolarının bağlantısını yapmak oluyor.

Onun dışında ray yapısında Prusa i3 modeli lineer rulmanlar kullanırken Tevo Tarantula’da tekerlek rulmanlar kullanılmış. Bunun artı ve eksileri var. Lineer rulman sistemini belirli periyotlarla yağlamamız gerekiyordu anca teker sisteminde buna ihtiyaç duymuyoruz. Ancak tekerin sıkıntıs da havada tozlar tekeri ve yüzük rulmanı dolduruyor.

Tabla kısmında Prusa i3 üzerinde tüm tablaları denemiştim, cam, bant, ısıtıcı tabla, düz tabla, PEI tabla. Bu yöntemlerin de hepsinin birbirinden farklı eksi ve artıları var ama burda bunlardan bahsetmeyeceğim. Tevo Tarantula’da ise gönderdikleri tabla yeterli oluyordu ama ben baskıları kaldırırken tablaya zarar vermemek için PEI tabla alarak üzerine yapıştırdım ve ısıtıcı tabla ile birlikte kullanıyorum. Herhangi bir kalkma sorunu yaşamadığımı söyleyebilirim. Hatta çok yapışmadan dolayı kaldırırken kırdığım parçalar da oldu.

Tevo’nun dikey ekseni bir yere sabitlenmediği için biraz sallantı yapabiliyordu ve biz de bu sorunu çözmek için Thingiverse üzerinden bulduğumuz destek parçaları ile almış olduğumuz sehpaya sabitledik. Şu an sallantılar %90 oranında azaldı. Ayrıca sehpamızın üzerine LCD ekranı koymak için bir parça basarak onu da sabitledik. Prusa’da LCD ekranımız olmadığı için sadece bilgisayara bağlı olarak baskı alabiliyorduk ve bu bizi yazıcıya bağlı kalmak zorunda bırakıyordu. Ama artık hafıza kartına GCODE dosyasını atıp baskıyı başlatıp evden laptop ile çıkabiliyoruz. Bu çok büyük bir avantaj sağladı. Sürekli satışını yaptığımız parçaların dosyaları hafıza kartının içerisinde duruyor, evde olmadığımız zamanlarda eğer sipariş gelirse evde olan birisini arayarak direk baskının başlamasını sağlayabiliyorsunuz.

Aldığımız baskıların kalitesinin çok çok çok ekstrem bir şekilde değişim olduğunu söyleyemem. Ama az da olsa gözle farkedebileceğimiz bir kalite artışı oldu. Kalitenin yanı sıra en önemli avantajı güven oldu. Artık baskının %90 ihtimalle biteceğini bilerek baskı yapıyoruz. Bu uzun baskılar için de geçerli, gönül rahatlığıyla baskı alabiliyoruz.

Burun Kıkırdağı Eğriliği Ameliyatı Oldum

Uzun zamandır çektiğim burundan nefes alamama sorunum vardı. Sol burundan bir nebze nefes alabilsem de sağ burundan neredeyse sıfıra yakın bir nefes alabiliyordum. Burundan nefes alamamanın getirebileceği tüm sorunları yaşamaya başladım. Gece uyuduğum uyku, uyku değildi. Bazen nefes alamadığım için uyanıyordum, fazlasıyla horlamaya başlamıştım ve horladığımı hissedebiliyordum. Spor yapmaya başladıktan çok kısa bir süre sonra vücut nefesi ağızdan almamdan dolayı yığılıp kalıyordu. Yemek yerken insan hiç çiğnemeyi bırakıp nefen alma molası verir mi? Ben veriyordum, çünkü burundan nefes yok, tüm oksijeni ağızdan almanız gerekiyor ve çiğnemeye ara verip, nefes alıp bir sonraki nefese kadar çiğnemeye devam ediyordum. Geçtiğimiz son 6 ayda neredeyse hiç iyileşemedim, sürekli griptim. Çünkü burundan nefes alamıyorum, tüm nefes ağızdan alınıyor ve yanımda birisi hapşursa hasta oluyordum.

Kitap okumak tamamen bir eziyet haline gelmeye başlamıştı. Nefesi ağızdan alırken aynı anda kitabı takip etmek çok zor bir şey, çok fazla dikkat dağıtıyordu. Artık bu durumun son aşamasına geldiğini anladım. Ama bir sorun vardı, ameliyat olmaktan korkuyordum 🙂

Ameliyat Kararı

Ocak ayında apartmanımızdan bir abi benimle aynı sorunu yaşadığı için ameliyat olmuştu ve onunla konuşarak artık tüm korkularımı yendim. “Ben yaz tatiline gittiğim zaman ilk işim ameliyat olmak olacak.” dedim kendi kendime.

Memlekete geldim, 2 gün dinlendikten sonra 3. gün, perşembe sabahı saat 7:45’te hastaneye gidip sıra aldım – randevu sisteminden birkaç gün daha sonraya veriyordu randevuyu, ben beklemek istemedim. Bir de ameliyat olan abi doktorun ameliyat günlerinin cuma günü olduğunu söylemişti, ben de bu cumayı kaçırıp da önümüzdeki haftaya kalsın istemedim. – Doktora göründüm, doktor daha önceki göründüğüm doktorlar gibi burun kıkırdağımda eğrilik (C tipi Septum Deviasyonu) olduğunu söyledi, basit bir operasyonla (Septoplasti ameliyatı) sorun kalmayacağını söyledi ama ameliyat günlerini salı günü ile değiştirdiği için salı günü yapabileceğini söyledi. Benim de iş durumumdan dolayı çok fazla tatilim yoktu ve rica ettim, cuma günü ameliyathane boş olduğu taktirde beni alabileceğini söyledi. Ramazan ayı içerisinde olduğumuz için hastanede çok fazla hasta yoktu ve cuma günü bana sıra geldi.

http://www.nazimcerkes.com/burun-egriligi-septum-deviasyonu/

Ameliyat Günü

Ameliyat masasını gördüğüm zaman çok korkacağımı falan düşündüm ama bu sorundan kurtulup artık daha rahat bir hayat geçireceğimi bilmek daha ağır bastı ve hiçbir korku duymadan ameliyata girdim. Yaklaşık 1.5 saat sonra tekrar çıktım. Genel anestezi uygulamışlardı. Kendime geldiğimde burnumda bir bandaj vardı ve neredeyse hiçbir ağrım, sızım yoktu. Ertesi sabaha kadar müşahede altında tuttular ve daha sonra eve çıktım. Burnuma silikon tampon takılmıştı. Silikon tamponlar, eski tip, nefes almayı engelleyici, alınırken oldukça acı veren bez tamponların yerine kullanılmaya başlanmış. Esnek bir yapısı var ve ortasında bir boru var. Bu boru sayesinde az da olsa nefes alabiliyorsunuz ve verilen tedavi yöntemlerinden birini o sayede uygulayabiliyorsunuz.

Tampon Çıkartılması

Doktor çarşamba günü kontrole gelmemi ve tamponları çıkartmak için bakacağını söyledi. Çarşambaya kadar hiç ağrım, sızım, yüzümde şişlik, morluk vs. olmadı. Yüzde şişlik ve morluk olması durumu, ameliyat sırasında burun etine müdahele yapılması gerekirse oluyormuş. Ama bende ete bir müdahele olmadığı için öyle bir durum söz konusu olmadı. Çarşamba doktor çıkartmak istemedi, araya bayram tatili giriyordu ve o yüzden önümüzdeki pazartesi gününe kaldı. Pazartesiye kadar da tamponla gezdikten sonra pazartesi tamponları aldırmaya gittim. Aslında beni ameliyattan çok tampon aldırma konusu korkutuyordu. Çünkü okuduğum her yerde, izlediğim her videoda, konuştuğum her burnundan ameliyat olmuş insandan bunu duydum. “Tampon alınırken sanki beynini alıyorlarmış gibi acı veriyor.” Kesinlikle böyle bir şey olmadı. O kadar acı olmadan, o kadar hafif bir şekilde çıktı ki o tampon çok şaşırdım. Çünkü doktor tam çıkartmaya başlayacağı zaman ben kendimi ve oturduğum koltuğun kolunu o kadar sıkmıştım ki kaslarım ağrımıştı ama bir sinek ısırığı canınızı daha çok yakıyor. Zaten sağ taraftakini çıkarttıktan sonra ben acımadığını anlayıp kendimi bıraktım, sol taraftakini çıkartırken yüzüm gülüyordu.

http://www.kulakburunbogaz.info/Septoplasti-SMR-AmeliyativeAmeliyatSonrasiHastaBakimi.html

Ameliyat Sonrası

Evet, artık normal hayata dönebildim. Artık burnumun iki deliğinden de sorunsuz bir şekilde nefes alabiliyordum. Bu gerçekten bambaşka bir hismiş. Şu an aldığım nefesi, vücudumun rahatlamış halini gördükten sonra ben daha önce nasıl yaşıyormuşum diye sormaya başladım. Gerçekten burundan nefes almak çok çok çok çok önemli bir olay. Yemek yemem, spor yapmam, çalışmam, uyumam, kitap okumam, hepsi değişti.Şu an çok rahatım ve iyi ki ameliyat olmuşum diyorum. Burnun dış görünüşünde ise hiçbir değişiklik olmuyor, çünkü yapılan işlen sadece iç tarafta yapılıyor. Buradan ameliyat doktorum Sayın Murat Doğrusöz’e teşekkür ediyorum.

Sözün özü, eğer burnunuzdan veya sağlığınızı kötü etkileyen bir rahatsızlığınızdan şikayetçi iseniz ve tek çözümü ameliyatsa, kesinlikle olmanızı tavsiye ederim.

Sağlık kadar önemli bir şey yok.

2018 Yılı Hedeflerim

Şirketler sene sonlarında gelecek senenin planını yaparak önlerindeki sene için hazırlanırlar. Bu planların arasına hedefleri de dahildir. “Gelecek sene pazar hacmimizi X katına çıkartacağız.” gibi hedefler koyarak hem çalışanları motive ederler hem de kendilerine hedefler doğrultusunda bir rota çizmiş olurlar.

2 senedir olduğu gibi bu sene de hedefler listemi oluşturup kendimi motive edeceğim. Geçen sene koymuş olduğum hedeflerin bir çoğunu yerine getirmiş olmam, bu sene o hedeflerimi biraz daha üst seviyeye çıkartabileceğim anlamına geliyor. Bu seneki hedef listem:

  • Şu an çalıştığım şirkette güzel projelere imza atmak
  • Çalışırken elde ettiğim tecrübeleri işten bağımsız bir projede birleştirmek
  • Yeni aldığımız yazıcı ile mutlu mesut bir sene geçirmek
  • Instagram üzerinden @13boyut hesabını canlı tutarak satış yapabilmek
  • Programlama ve elektronik anlamda kendimi çok daha fazla geliştirmek
  • Herenkeskin.com‘u canlı tutmak
  • Günlük 500 kişi ziyaret kapasitesine ulaştırabilmek (Çok düştük, eskiden böyle miydi? Günlük 1000 rahattı.)
  • Front-end’e vakit ayırıp projeler çıkartabilmek
  • En az 20 kitap okumak
  • Her gün en az 20 sayfa kitap okuyabilmek
  • Okulu sıkınıtısız devam ettirebilmek
  • Güzel sözlerin paylaşıldığı bir site – uygulama yapmak (Geçen seneden)
  • 87 kiloda seneyi bitirmek (Geçen seneden)
  • Ve tabiki yine ehliyet almak

Listeme giren ve çıkan veya değişen bazı maddeler var. Bu seneki hedeflerim konusunda ise geçen sene göre daha kararlıyım. Son 3 hedefim hariç, hepsini tamamlayabileceğimi düşünüyorum. Bunun için çalışmaları tam gaz devam ettiriyorum.

Umarım koyduğum hedeflerin hepsini 2018 yılı içerisinde tamamlarım ve 2019 yılı yaklaştığı zaman yine bir gönderi paylaşarak size ben bu listedekilerin hepsini yaptım diyebilirim.

2017 Yılı Benim İçin Nasıl Geçti?

Senelik yaptıklarım serisine yeni bir eklemeyle devam ediyorum. Bu seriyi “2016 Yılı Benim İçin Nasıl Geçti?” yazım ile başlatmıştım. Şimdi sıra geldi 2017 yılının benim için nasıl geçtiğine.

Öncelikle kendime 2017 hedefleri belirlemiştim. Bu hedefleri tekrardan liste halinde buraya yazayım ve kendimi küçük bir değerlendirmeye sokayım.

  • Seneyi alttan ders bırakmadan bitirmek
  • İstediğim şirketlerin birisinde yaz stajı yapabilmek
  • Yazıcıyı geliştirerek stabil bir hale getirmek
  • Programlama ve elektronik anlamda kendimi çok daha fazla geliştirmek
  • Verdiğim eğitimlerle kendini geliştiren arkadaşlarla birlikte bir proje çıkartmak
  • Front-end geliştirme yaptığım çalışmaları artırmak ve bunları paylaşmak
  • Güzel sözlerin paylaşıldığı bir site – uygulama yapmak
  • En az 10 kitap okumak (1 tanesi bitmek üzere)
  • 83 kiloda seneyi bitirmek
  • Ve tabiki yine ehliyet almak

Evet. Hedeflerim listesi bu şekildeydi, şimdi gelelim değerlendirme kısmına. Çok şükür alttan dersim yok. Yani en azından şimdilik yok, daha 1. dönem bitmedi, ama olmaz gibi duruyor. Kendim bulduğum, istediğim alan üzerine çalışan bir şirkette güzel bir yaz stajı dönemi geçirdim.

Sene içerisinde bir tane daha yazıcı aldım ve ardından elimde bulunan 2 yazıcıyı da satarak kendime yurtdışından stabile bir alet olan Tevo Tarantula modeli yazıcıyı aldım. Bu yazıcı hakkında ayrıntılı bilgi yazısını önümüzdeki günlerde yazacağım.

Programlama ve elektronik alanında kendimi oldukça geliştirdiğimi düşünüyorum. Şu an baktığım zaman 1 Ocak 2017’deki Eren ve 26.12.2017’deki Eren arasında çok büyük fark olduğunu görebiliyorum diyebilirim.

Verdiğim eğitimlerden hiçbir arkadaşın desteğini göremediğim için yine Burak’la birlikte bir şeyler yapmaya çalıştık.

Şu an front-end çalışmalarım hızla sürüyor. Wolinka Interaktif Ajansı‘nda freelancer olarak çalışıyorum ve işler çıkartıyoruz ama şu an bunları buradan paylaşamıyorum malesef.

Bu proje hala içimde uktedir. Her geçen gün proje altyapısı ile ilgili şeyleri kafamda daha da oturtarak ilerliyorum ama henüz ciddi manada bir vakit bulup da geliştirme fırsatım olmadı. Ama bu projenin elbet bir gün çıkacağına emin olabilirsiniz.

Bu sene içerisinde tam 12 kitap okudum. Biliyorum çok az bir sayı ama daha önceden kitaplara bakış açısı farklı olan benim için gerçekten çok büyük bir gelişme. Kendime koyduğum bu hedefi aşmanın verdiği mutluluk ve güven ile bu sayı için gelecek sene hedefim daha yüksekte olacak.

Son iki hedefim hakkında konuşmak istemiyorum… Şu an 95 kiloyum ve hala ehliyetim yok 😐

Hedeflerimden çoğunu yapmış olmanın verdiği mutluluğu yaşıyorum ama gönül isterdi ki diğerlerini de yapabilmiş olayım. Ama buna ek olarak sene içinde yaptığım bazı şeylerden de bahsetmek istiyorum.

Okul olarak stabil dönemler geçiriyorum, yani aldığım notlar ne öldürür ne süründürür 🙂 Bunların yanında Eskişehir’de Faydam Inovasyon ve Teknoloji adında bir firmada part-time olarak çalışmaya başladım. Bu firmada gömülü sistem yazılım ve donanım geliştirmeleri yapmaya çalışıyoruz. Ben adaptasyon aşamasını şu sıralar yeni yeni atlatıyorum, önümüzdeki projelerde benim de katkılarım olacaktır.

Bu yazı serisine elimden geldiği kadar her sene devam etmeye çalışacağım, çok kısa bir süre içerisinde 2018 yılı hedeflerimi de belirleyerek yazacağım.

İnstagram Hesabımı Çaldırdım..

Evet… 2013’den beri özenle biriktirdiğim anılardan paylaşılabilir olanlarını paylaştığım Instagram hesabımı geçen hafta sonu çaldırdım. Bir insan neden böyle bir şey yapar, 400 takipçisi olan birinin hesabını neden çalar diye sorup duruyorum.

Altı üstü 400 takipçim vardı ya. Hani şu takipçi satın alma olayları var ya, hesabı çalan adam isteseydi 20 liraya ona 400 takipçi satın alırdık yani, ne var bunda. Ama yoook, onun derdi takipçi değil ki. O bazı hesapları hack’leyerek kendini birilerine ispat etme çabasında çünkü. Bu arada, tek mağduru da ben değilim. Adam yazmış kodunu, basmış “Enter”a, isim aynı olacak şekilde sonuna farklı numaralar ekleyerek onlarca hesabı hack’lemiş. Buradaki asıl önemli unsur, Instagram veri tabanına etki ederek benim e-posta, telefon numarası ve Facebook hesap giriş bilgilerim dahil ne var ne yoksa hepsi değiştirilmiş. Yani öyle bir şey ki, ben hesabı kaptırdığım anda hesaba bağlı e-posta adresim ve telefon numaram ile yeni bir hesap açabiliyordum.

Beni bilen bilir, Facebook hariç çoğu yerde kullanıcı adım herenkeskin‘dir (Facebook’ta da yıllar önce değiştirdiğim için tekrar değiştiremiyorum.) İlk önce benim kullanıcı adımı kullanarak ‘cinsel’ içerikli 9 tane paylaşımı art arda yaptı. Bunlar olurken benim tüm iletişim adreslerim değiştirilmişti, hesaba erişim yetkim komple ortadan kalkmıştı, hiçbir müdahalede bulunamadım. Benim bu paylaşımları yaptığımı gören tüm eş, dost, uzak, yakın, kim var kim yoksa sağ olsunlar beni arayarak, mesaj atarak bilgilendirdiler. Ben de hepsine hesaba erişimim olmadığını, şikayet etmelerini söyledim. Bunları söylerken de bir yandan da Instagram’ın destek hattına ulaşıp durumu anlatmaya çalışıyorum.

Ama Instagram dediğimiz mecranın destek hattı o kadar kötü, o kadar rezalet ki, herhangi bir iletişim unsuruna ulaşmak imkansız. Sadece kendi yardım merkezlerinde(!) yazılı olan talimatları uygulayabiliyorsunuz, elinizden başka hiçbir şey gelmiyor. Hesabın benim olduğunu adamlara ispatlamak için elimdeki delilleri kullanacaktım, ama ulaşamadım ki adamlara. Zaten nereye tıklasanız Facebook’a yönlendiriyor sizi. Ayrıca kullanıcı arayüzünü bu kadar sadeleştirip, yardım merkezinin arayüzünü nasıl bu kadar kötü yapmayı başarmışlar çok merak ediyorum. Hayır bir de,  adamların oraya koydukları formun çalışmadığını adamlara söylemek isteseniz, ulaşabilecek hiçbir yeriniz yok. Ne yapalım, araya tanıdık sokup Mark Zuckerberg’e mi ulaşalım?

Hesabı kaptırıp, artık geri alamayacağımı anlamaya başladığım sırada beni hack’leyen şeref yoksunu insan, benim kullandığım kullanıcı adını kendi kullanıcı adıyla değiştirdiği için tekrardan o kullanıcı adını alarak yeni bir hesap açtım kendime ve artık onu kullanacağım.

Siz siz olun, eğer Instagram hesabınıza bir şey olduysa ümidi kesin. Eğer çözümü bilen birisi varsa benimle iletişime geçerse sevinirim. Çünkü hala o hesapta benim resimlerim duruyor 😐

Yeni Girişimimiz: Sincapstore.com

Bir süredir farklı hazırlıklar içerisindeydik. 13boyut.com‘da biraz tecrübe kazandıktan sonra farklı bir e-ticaret sitesine (sincapstore.com) adım atmaya karar verdik. Bu seferki ekibimiz biraz daha işin arkaplanından anlayan kişilerden oluştuğu için biraz rahat hareket edebildik.

Yeni ekibimiz Ben, Çağlar Keskin, Oğuzhan Keleş ve Burak Can Fazla. Bu sefer sadece 3 boyutlu baskı ürünleri üzerine değil de biraz daha getirisi yüksek olabilecek bir pazar ile giriş yaptık. İlerle ürün çeşitliliğini artırmak adına alan adımızı da ona göre belirledik ve başlangıç yaptık.

Sincapstore.com alan adıyla sticker satışı yapmaya başladık. Çağlar ve Oğuzhan sitenin teknik altyapısında çok büyük emeğe sahip, ayrıca sticker işleri ile de tamamen onlar ilgileniyorlar. Ben ve Burak ise çok yakında 3 boyutlu baskı ürünleri kategorisini canlandırarak satışa başlayacağız.

İlk aşamada çok güze bir giriş yaptığımızı söylemek istiyorum. Satışı artırmak adına oyunlar için – özellikle League of Legendssticker baskısı yapıldı. Bu ürünlerin satışı için ise ünlü Youtuber ile anlaşma yapılarak reklam yapılması sağlandı. Şimdi sırada farklı anlaşmalar var. 3 boyutlu ürünler kategorisini de aktif ettikten sonra farklı farklı sponsorluk anlaşmaları ile karşınızda olacağız.

Oldukça makul fiyatlara satışını yaptığımız baskılarımızı sincapstore.com adresine girerek satın alabilirsiniz. Toplu alım yapmak isterseniz ve ya bir etkinlik için sticker yaptırmak isterseniz bizimle iletişime geçerek uygun fiyatlarda sticker’larınızı satın alabilirsiniz. Sitemiz üzerinden Kredi Kartı ve ya havale ile ödeme yapabilirsiniz.

2017 Yılı Hedeflerim

İleri doğru gidebilmek için kendimize hedefler koymalıyız. Önümüzdeki her hedef bizi bir adım daha ileri taşır. Ben şartların elverdiği şekilde, önüme makul hedefler koyarak ilerlemeye çalışıyorum. Geçen sene yazdığım gibi bu sene ve bundan sonraki senelerde de yıllık hedeflerimi yazacağım ve sene sonunda kendimi kontrol edeceğim, acaba hedeflerim ulaşılabilir mi ve ben bu hedeflere ulaşabilmiş miyim?

Geçen sene bu hedef listesi konusunda %50’lik bir başarı oranı yakaladım. Bu bence oldukça az bir oran, gönül isterdi ki daha üstüne çıkabileyim ama darısı inşallah bu yıla. Bu sene de makul hedeflerim olduğunu söylemek istiyorum. Hedef listemden sonra da önümüzdeki senelerde yapmak istediklerimi de paylaşacağım.

2017 yılı hedeflerim:

  • Seneyi alttan ders bırakmadan bitirmek
  • İstediğim şirketlerin birisinde yaz stajı yapabilmek
  • Yazıcıyı geliştirerek stabil bir hale getirmek
  • Programlama ve elektronik anlamda kendimi çok daha fazla geliştirmek
  • Verdiğim eğitimlerle kendini geliştiren arkadaşlarla birlikte bir proje çıkartmak
  • Front-end geliştirme yaptığım çalışmaları artırmak ve bunları paylaşmak
  • Güzel sözlerin paylaşıldığı bir site – uygulama yapmak
  • En az 10 kitap okumak (1 tanesi bitmek üzere)
  • 83 kiloda seneyi bitirmek
  • Ve tabiki yine ehliyet almak

Bu sefer biraz daha makul şeyler geçiriyorum içimden. Bu hedeflerimi yapamamak için hiçbir sebebim yok. Bunların hepsini başarabilirim ve umarım da başaracağım. 2017 isteklerim arasında ise bir anda karşıma çıkan ve aklıma karıştıran Erasmus Staj Hareketliliği var. Şu anda bile şirketleri araştırmaya devam ediyorum. Hem dil, hem de bir şeyleri daha iyi öğrenebilme açısından yurtdışındaki start-up’ları inceliyorum. Tabiki benim istediğim alan üzerine Avrupa’daki şirket sayısı Amerika’daki şirket sayısından çok çok az olduğu için biraz zorluk çekiyorum. Ama umarım çalışılabilecek, maddi şekilde beni zorlamayacak bir şehirde olan ve işi adam akıllı öğrenebileceğim bir şirket bulup orada staj yapma ihtimali bulabilirim. Şu sıralar en ön sıralardan Avusturya var, oradaki şirketleri yakın mercek altına almış durumdayım. Gönül ister ki bir Almanya, bir Münich olsun ama yılmak yok, araştırmaya devam. Belli mi olur, bir bakarsınız oradan bir şirket ayarlayabilirim.

2017 sonu, 2018 başında tekrar bu yazımı etiketleyerek yazacağım “2017 yılım nasıl geçti?” yazımda görüşmek üzere 🙂

2016 Yılı Benim İçin Nasıl Geçti?

Normalde bu yazıyı 2016‘ın son günlerinde yazmam gerekiyordu ama bazı aksaklıklardan dolayı bugüne kısmet oldu. Geçtiğimiz sene ülkemiz için pek iç açıcı gelmese de benim için güzel geçtiğine inanıyorum. Her sene kendimi daha çok geliştirdiğim konular oluyor, bu sene içinde yaptıklarımı da şöyle bir toparlamak istedim. Geçen sene yazdığım 2016 Yılı Hedeflerim yazımda yazdıklarımı ve sonuçlarını da burada listelemek istiyorum.

  • 85 kilonun üzerine çıkmamak (Çıkıp iniyorum ama şu aralar 87 falanım)
  • Not ortalamam minimum 2.9 olacak (Olmadı, 2.5 şu an)
  • Yaptığımız araba ile sene sonu sergisine katılmak (Arabayı tamamladık ama sergiye yazıcı ile katıldık)
  • Ehliyet Almak (Yıllardır olmuyor, bu sene de olmaz gibi :))
  • 3D Printer’ı tamamlamak (İşte bu bitti)
  • Yeterli maddi desteği bulursam kendi 3D Printer’ımı yapmak (Maddi desteği bulamadım)
  • Güzel bir 2 Günde Şirket-i Alem etkinliği çıkartmak (Çok çok iyi bir Şirket-i Alem çıkarttık)

2016, eğitim hayatım için güzel geçti. 1. sınıf bitti ve artık mesleğin temellerini öğrenmeye başladığımız 2. sınıfa geçtim, şu sıralar finallere hazırlanmakla meşgulüm zaten. 1. sınıf da tam olarak beklediğim ortalama ile bitti zaten. Bir işin bana faydası olacak kısımlarını öğrenip, kalan kısmı hakkında da aradığım şeyi nerde bulacağımı bilecek kadar bilmenin yeterli olduğunu düşündüğüm için öyle aman aman bir nota sahip değilim. Ama 2. sınıfın çok zorlu başladığını söyleyebilirim. Çok ağır bir tempoda ilerliyoruz, sürekli bir sınav var, boş geçen haftamız yok, o yüzden vakit ayıramadığım bazı şeyler oluyor.

Geçtiğimiz sene bana – teknik anlamda – oldukça fazla şey kattı. Bu bilgi, birikim ile çeşitli yarışmalara gittim ve kendimi daha fazla geliştirecek kişilerle buluşmaya, çeşitli etkinliklere katılmaya gayret ettim. Katıldığım bazı etkinlikler ile ilgili yazdığım yazıları aşağıdan okuyabilirsiniz:

2016’da sanırım en çok para ayırdığım alan elektronik eşyalardır. Şimdi aklınıza bilgisayarlar, telefonlar, akıllı saatler falan gelmesin, bunların hiçbiri değil. Daha çok geliştirme kartları, onlar için gerekli modüller, çeşitli ölçüm cihazları gibi eşyalardan bahsediyorum. Ortaya basit de olsa projeler çıkartarak her biri için kendime bir şeyler katmaya çalıştım.

Ayrıca, bir çok yazımda bahsettiğim 3 boyutlu yazıcı maceramız oldu. Çok güzel başladı, gayet güzel ilerledi ama bazı sebeplerden dolayı olmadı veya çabuk pes ettik. Ama bu maceranın bana kattığı o kadar fazla şey oldu ki buraya tek tek yazamıyorum. Bir girişimi kurmanın zorluğunu adım adım yaşadık ve kapitalist düzen bizi alt etti 🙂 Bu bilgilerin üzerine daha fazla şey katarak, ilerde çok daha sağlam adımlarla ilerleyip ortaya bir şeyler çıkartacağımı da buradan belirtmek istiyorum. Proje askıya alındı ama tasarımı ve yapıyı incelemek için 13boyut.com‘u ziyaret edebilirsiniz ve bu macera ile ilgili yazımı okuyabilirsiniz.

Blogum açıldığından beri kullandığım Independent Publisher temasını değiştirerek kendi yazdığım bir temayla yoluma devam etme kararı aldım. Bu temayı yaparken de çok fazla yeni bilgi ve işimi kolaylaştıracak yenilik öğrendim. Her fırsatta bu temayı paylaşacağım diyorum ama bir türlü düzenlemeleri yapıp paylaşmak nasip olmadı, ama en yakın zamanda paylaşacağım. Blog temasını değiştirdikten sonra Alexa sıramda bir artış olduğunu söylemek istiyorum ama 🙂

Son olarak kişisel yaşantımdan bahsetmek istiyorum. Ailemden uzakta olduğum için onları çok özlüyorum, ama ekmek kapısı işte, ne yaparsınız. Kübracığım ile de aramız – Allah bozmasın – çok iyi maaşallah. 1. senemizi doldurduk hatta şu sıralar 14. ayımızdayız. Allah daha uzun seneler nasip eder inşallah.

Yani anlayacağınız 2016 benim için oldukça verimli bir yıldı, darısı 2017‘nin başına.

2017’de yapmayı planladıklarım ile ilgili bir yazıyı da en kısa sürede yazıp paylaşacağım. 2016’ya bir fotoğraf bırak derseniz de sanırım bu olurdu ya.

3 Boyutlu Resim Eren Keskin
3 boyutlu baskı ile bastığım kendi resmim

İlk Girişimimiz 13boyut.com Neden Kapandı?

13boyut.com bu yazıyı yazdığım sıralarda kapalı olmasa da Şubat 2017 itibariyle kapanmış olacak. 3 boyutlu yazıcımızı yaptıktan sonra bir girişim içerisine girdik ve bir e-ticaret sitesi oluşturmaya karar verdik. Bizim yaptığımız sıralarda online olarak 3 boyutlu ürün satışı henüz çok çok kısıtlı olarak yapılan bir şeydi. Ama tam anlamıyla tökezledik ve açılmadan kepenk kapattık.

İlk önce girişimimizden bahsetmek istiyorum. 3 boyutlu yazıcılar son birkaç yıldır çok fazla ses getirir seviyeye geldi. Hem maliyet düşüklüğü hem de kullanım kolaylığı ile en kolay yoldan ürün üretmemize yardımcı olan 3 boyutlu yazıcılardan bir tane de biz yaptık. Do It Yourself (DIY), açık kaynaklı, Prusa i3 modeli yazıcı yaptık. Yazıcıyı yaparken oldukça fazla sorunla karşılaştık, yapımı bittikten sonra baskı kalitemizi artırmak için çok daha fazla zorlukla karşılaştık. Yapım aşaması sonrası sorunları listeyecek olursak;

  • Filament kalitesi
  • Baskı programı seçimi ve özellikleri
  • Yazıcının mekanik sorunları
  • Maddi sorunlar

Bu sorunlar hakkında tamamen farklı bir yazı hazırlayacağım.

Bu sorunların üstesinden yavaşça geldikten sonra piyasada eksikliğini gördüğümüz bir işe giriştik. Çevremize direk elden sattığımız 3 boyutlu baskı ürünlerimizi artık online platformda satmak istiyorduk. Bunun için – en büyük sorunumuz – online alışveriş konusunda çok fazla araştırma yapmadan hemen bir alan adı ve hosting alarak bir maceraya atıldık. 13boyut.com alan adının içerisine WordPress alt yapısını kullanan WooCommerce destekli bir tema kurarak o tema üzerine geliştirmeler yaptık. Son hali benim oldukça hoşuma giden bir tema elde ettik ve içeriklerimizi oluşturmaya başladık. O zamana kadar basmış olduğumuz ürünlerimizi ve yeni bastığımız ürünlerin fotoğrafları çekmek için fotoğrafçıları gezmeye başladık ama siz siz olun, çok büyük miktarda sermayeniz yoksa fotoğraflama işi için fotoğrafçılara gitmeyin. Bizden 30 parça ürünün stüdyo fotoğrafı için – düzenlemesi yapılmamış halde istedim – 1000 TL gibi faiş fiyatlar istediler ve biz de çözümü kendi evimizde masanın üzerinde fotoğraflamada bulduk.

Ürün fotoğraflarını, içerikleri, fiyatları girerek web sitemizin içerisini yavaş yavaş doldurduk, sıra geldi sosyal medya hesaplarına. İlk olarak, bizim açılış yaptığımız tarihlerde gerçekleşecek olan Avrupa Şampiyonası‘nı hedef aldık ve milli duygularımızı ön plana çıkaran bir ürünle sosyal medya maceramıza başladık. Şampiyona gereği, Paris’te bulunan Eiffel Kulesi ülkemizin renklerine bürünecekti. Biz kırmızı-beyaz renklerde bir Eiffel Kulesi basarak paylaştık. Oldukça ilgi gören bu paylaşımımızdan sonra ürünlerimizi belli bir sıra ve kategorileme yöntemiyle eklemeye karar verdik. Her gün, her dakika ürün paylaşmak yerine sıradan ürünlerimizi normal zamanlarda paylaşıp yaklaşmakta olan özel günler için ayırdığımız ürünleri zamanı gelince paylaşacaktık.

Ardından babalar günü ve Avrupa Şampiyonası sırasında yaptığımız diğer paylaşımlar da oldukça ilgi gördü. Sitemize beklediğimizin üzerinde ziyaretçi alıyorduk ve bu ziyaretçileri sitemizde tutma süremiz beklediğimizin oldukça yukarısındaydı. Ama atladığımız şeyler vardı. Birincisi, biz ödemeyi sadece havale yolu ile alabiliyorduk – ve bu kullanıcı tarafından istenmeyen bir şey- ikincisi de yasal olarak herhangi bir varlığımız yoktu.

Araştırmalara siteyi açtıktan sonra başladık. Karşılaştığımız sonuç bizim için hüsran oldu diyebilirim. Kredi kartı ile alışveriş yapılabilmesi için öncelikle bir vergiye tabi olmamız gerekiyormuş. Vergi verdiğimiz zaman sosyal güvencemizin yapılması gerekiyormuş. E biz zaten bu işe girerken sıfır sermaye ile girmiştik. 1 senelik planı ortaya koyduğumuzda bizim cebimizden yaklaşık 10 Bin TL para çıkıyor – maliyet hariç – ama aylık 1000 TL net gelir ettiğimizi düşünürsek sene sonunda cebimizde 12 Bin TL oluyor. 1 senelik gece gündüz emeğin sonunda 5 kişilik ekibin herbirinin cebine 1 aylık KYK kredisi kadar para kalıyor.

Bu iş böyle olmaz dedik ve yatırımcı arayışına girdik. Eskişehir sanayisinden yardım alabileceğimizi düşündük ama gittiğimiz 3 firma – konu ile alakalı firma – bize kapı kapattı. Okulumuzun teknoloji transfer ofisi ile iş birliği içinde çalışmalar yapmak istedik ama katıldığımız sergi, etkinlik ve yarışmalardan eli boş döndük. 2 ay daha ayakta kalmaya çalıştık ama baskı ürünlerimiz için gerekli maliyet artık yavaş yavaş belimizi bükmeye başladı. Ekip içerisinde kopmalar başladı. Eğer ekibimiz daha istekli ve daha girişime hevesli olsalardı eminim devam edecektik ama ekip içindeki kopukluktan sonra tekrar toparlanamadık ve girişimimizi tamamen askıya aldık. Artık satışlarımıza ilk başta olduğu gibi direkt olarak elden devam ediyoruz.

Bu girişimin bana öğrettiği şeyleri kendime ve size not olarak eklemek istiyorum.

Gelecek planı ve vizyonu oturtmadan bir işe girişme.

Önündeki 1 seneyi çıkartabileceğin bir sermayen olsun.

Araştırmadan ve analiz yapmadan bir işe kalkışma.

Ekibini çok güzel seç.

Tabi her şey bir yana neden başarılı olamadığımızın asıl nedenini paylaşmak istiyorum. Benim şu an bir girişim kuracak cesareti kendimde bulamamam. Kesinlikle tek nedeni buydu. Eğer ben kendime bir girişim kuracak kadar güvenip yola başlasaydım bu işin olacağına adım gibi emindim ama manevi sorunların yanında kendimde bu cesareti bulamayış sebebim maddi sorunlardı. Ben herhangi bir yerden bir geliri olan birisi değildim, bir borcun altına girersem aileme aşırı yük olurum korkusu yüzünden bu işi neredeyse başlamadan batırdım.

Yeni tema, yeni başlangıç

Merhaba, yine yaklaşık 20 günlük bir aranın sonunda yazıyorum. Farketmişsinizdir, bu yazımı farklı bir tema üzerinden okuyorsunuz şu an. Uzun zamandır severek kullandığım “Independent Publisher” temasını kaldırarak yerine kendi kodladığım, daha minimal ve hoş görünümlü olduğunu düşündüğüm temamı aktif ettim.

Tasarımlar olarak hugogiraudel.com sitesinin tasarımını kullandım. Tasarım çok hoşuma gitti ve WordPress temasını aradım ama bulamadım. Ben de bu yüzden sıfırdan ve kendimce istediğim yerinde oynayabileceğim bir tema çıkartmak istedim ve ortaya bu tema çıktı.

Temayı yaparken sade olmasını istedim ve ne kadar fazlalık varsa kaldırdım. Yazıyı ve kategolerimi ön plana çıkartmaya çalıştım. Görsel olarak ortaya bu şekilde bir şey çıktı – ama geliştirmeye devam ediyorum –

Arkaplanda ise daha önce hiç yapmadığım kullanımlar yaptım ve siteyi hem hız yönünden hem de SEO yönünden geliştirmeye çalıştım. Şu an hala geliştirmeye devam ettiğim için maksimum verimle çalışmıyor ama geliştirme bittiği zaman tam performans alacağım.

Şu an bulunduğum sunucu bazen 12-13 saniyeye yakın yanıt verme sürelerine ulaşıyor. Bu yüzden yakın zamanda sunucumu da değiştirerek tamamen yeni bir başlangıç yapmak istiyorum.

Bu temayı yakın zamanda Github üzerinden paylaşacağım. Beğenen, kullanmak isteyen herkes istediği gibi kullanabilir, düzenleyebilir ve paylaşabilir.

Yeni temayla birlikte artık yazılarımı da bir düzene sokup hem kodsal hem de kendi yaşantımla ilgili daha fazla yazmaya çalışacağım. Önümüzdeki yazılarda görüşmek üzere.