3 Boyutlu Dünyaya Giriş

Çok uzun zamandır yazmıyorum ve yazacağım dediğim konular arasında yapmış olduğum Otomatik Park Eden Araba‘da vardı ama onu da henüz yazamadım, çünkü arabayı daha iyi hale getirmek için planladığım şeyler olmadı ve ben de arabayı bozduğum halimle kaldım. Ardından da daha farklı bir projeye yönelince o bir süreliğine kaldı diyebilirim.

Şimdiki uğraşımız, küçük oyuncağımız ise bir 3 Boyutlu Yazıcı (3D Printer). Aslında bu yazıyı yazarken yazıcımızın çoğunluğunun bittiğini söyleyebilirim. Sadece 1-2 küçük sorunumuz kaldı, onları da tamamlayıp bitirmeyi planlıyoruz.

3 Boyutlu nesneler dünyası gerçekten olağanüstü bir dünya, biraz araştırınca bunun net olarak farklına varabiliyorsunuz. Ben ve 4 arkadaşım, yaklaşık 4 aylık bir araştırma sürecinin ardından başladığımız işi çok kısa sürede tamamlayacağımıza inanıyoruz. Ve bunun verdiği mutluluk paha biçilemez.

Yazıcımızı yapınca da her şey bitmeyecek. Aklımızda bir 2. yazıcı projesi daha var. İlk yazıcımız o kadar amatör işi oldu ki, bizi hem maliyet olarak hem de zaman olarak çok sıkıntıya soktu. Ama 2. düşündüğümüz yazıcı için bize nelerin lazım olduğunu, bunları nerden almamız gerektiğini, fiyatlarını gibi şeylerini artık bildiğimiz için hem daha az vakit, hem daha az para ve hem de çok daha şık ve kullanışlı bir yazıcı ortaya çıkacağına inanıyoruz.

Çok yakın zamanda ilk yazıcımızla ilgili ayrıntıları burada paylaşacağım.

Buffalo 3D Printing

Yaklaşık 5 ay önce yazmış olduğum 2 Günde Şirket-i Alem etkinliği yazısında size en ilgimi çeken standın Tridi Atölye olduğunu söylemiştim. Sadece benim ilgimi değil, etkinliği düzenleyen IEEE ESOGÜ kulüp başkanı Bahtiyar Şahin‘in de dikkatini çekmiş ve hemen işe koyulmuş ve kendisine geçtiğimiz cumartesi günü Eskişehir’de Buffalo 3D adında bir 3D Baskı Merkezi açtı.

Bahtiyar ile daha önce birebir tanışmasam da açılışa gittim ve gayet mütevazı, kendi arasında bir açılış gerçekleştirdi. Ofisleri şuan için 1+1 bir daire ve 1 odası ofis olarak, diğer odası ise atölye olarak kullanılacakmış. Şuan içerisinde Zortrax adında bir printer ve Tridi Atölye‘nin kendi yaptığı Abbas var ama Bahtiyar, diğer atölyelerinde daha başka printerları da olduğunu söyledi.

Eskişehir’de ilk ve tek 3D baskı ofisi oldukları için şuan gayet şanslılar bence, eğer firmalarla anlaşıp, işi seri hale getirebilirlerse bence kesinlikle hem Eskişehir için hem de kendi firmaları adına büyük bir gelişim olur. Şuan ki iş planları arasında belediye ile ortak bir projede birleşip, sakat hayvanlara 3D modelleme ile protez bacak yapılacağını öğrendim ve çok faydalı bir iş olacağını düşünüyorum. Umarım, işleri olumlu yönde ilerler ve Eskişehir’de bu işi büyütürler.

Başarılar Bahtiyar..

Avukat Eren Keskin’i bilir misiniz?

Avukat Eren Keskin, araştırdığım kadarıyla Türkiye‘nin gerçekten en iyi avukatlarından bir tanesiymiş. Yüzlerce davaya bakmış ve üstesinden gelmiş. Aktivist bir avukat ve okuduğum yorumlara göre gerçekten hakkın ve haklının yanında olan bir avukat.

Ben 2010 yılından beri blog tutuyorum ve hatırısayılır bir ziyaretçi sayım vardı. Google‘a “Eren Keskin” yazdığınız zaman benim blogum geliyordu ve bu yüzden Avukat Eren Hanım ile çok kez karıştırıldım ve bana hem yurtiçinden hem yurtdışından onlarca mail yağıyordu ama ben bunları cevaplayamıyordum. Gelen maillerde üstü kapanan cinayetler, fabrika ihaleleriyle ilgili sorular, yıllar sonra ailesini bulan ama arada ölümlerin geçtiği hikayeler, milyon dolarların bahsedildiği dava mailleri daha neler neler vardı.

Benim de artık Avukat Eren Hanım‘a bir şekilde ulaşıp bu mailleri ona ulaştırmam gerektiği fikri geldi aklıma ve sonunda bir internet sitesinden kendisinin gerçek mail adresine ulaştım ve mail attım. Kendisi de bu isim benzerliği durumundan dolayı olan sorunu çok güzel ve nazik bir şekilde karşıladı ve bana o mailden ulaşabileceğimi ve ayrıca kendi telefon numarasını da verdi ve ben bana gelen mailleri ona iletmeye başladım.

Bugün bu konuyu neden yazdığıma gelecek olursak, bugün bir durumdan dolayı benim hakkımda hiç arama yapılmış mı diye Twitter‘da “Eren Keskin” diye arattım ve Avukat Eren Hanım hakkında geçtiğimiz günlerde Eren Hanım‘ın 301. madde gereğince, 2005 yılında öldürülen Uğur Kaymaz hakkında yaptığı konuşmadan dolayı 10 ay hapis cezasına çarptırıldığını öğrendim. Bu konuyu araştırdım ve atılan twitlerinde tamamını okudum ve ben de Eren Keskin‘in haklı olduğu düşüncesi içerisindeyim.

Şuan bir insan sadece siyasi görüşü uyuşmadığı için haklı olduğu halde hapishanede yatıyor. Bizim adalet sistemimiz kafayla ilerlerse biz giçbir şekilde ilerleyemeyiz.

Pekiiii Neden Dörtyol?

dörtyol1Acar muhabirlerimizin soru üzerine cevap veriyorum. Herkese kendi memleketi güzel gelir ya benim için de aynen öyle. Ama şöyle bir gezip gördüğüm, yaşadığım yerleri düşündüğüm zaman da en güzelinin Dörtyol olduğunu söyleyebilirim. Yeni tanıştığım arkadaşlarıma çok övgülü bir şekilde anlatıyorum ben burayı ama emin olun anlattığım kadar bir yer.

Yüzölçümü ve nüfusuyla küçük, nezih bir yer yani tam ilçe denilebilecek yer. Haa, şehir planlaması yok, son 2-3 belediyesi hiç çalışmadığı için biraz geri kalmış bir yer ama tam yaşanılacak yer.

Yanımızdaki İskenderun ile kıyaslamıyorum tabiki, orası bize göre bildiğin büyük şehir. Bi kere adamların sineması var ya sineması, bize açtılar bi ara ama tutmayınca düğün salonu yaptılar 😀

İnsan olarak, insanları sevecendir ama geri kafalıdır biraz, kendilerini geliştirmeye yönelik pek çaba sarfetmezler. Gençlerin geneli apaçidir zaten, aradan sıyrılıp Anadolu Lisesine giden bazıları kendini kurtarıyor sadece o kadar, geri kalan EmSi Sıtayl müzik dinlemeye, kız meslek lisesi önüne gitmeye devam.

Bi kere denizimiz var bizim ya. Eskişehir’e gidip 1 ay kaldıktan sonra İstanbul’a gittim ve 10-15 dakika denize boş boş baktım öylece. “Sen balık mısın da denizsiz yaşayamıyorsun?” diyenler denizin keyfini, huzurunu, dinginliğini bilmediklerinden çok boş laf ediyorlar. 4 ay sonra ilk defa Dörtyol’a geldim ve otogardan eve geçmeden denize gittim öyle eve geçtim ben.

Daha yemeklerden bahsetmedik bile. Tüm akdeniz, güneydoğu, doğunun yemek kültürünü bir arada bulabiliyorsunuz. Ben burdan dışarı çıkana kadar istediğim yerde bu yemekleri bulabileceğimi sanıyordum ama sadece bizim bölgemize özgü bir şeymiş bunlar. Dışarda yok böyle yemekler, adama kömbe, içli köfte, eşkili çorba diyorum suratıma bakıyor. Şimdi sizin gecenin bir yarısı çıkıp tablacı gidip ciğer yeme gibi bir fırsatınız da yok demi, vah yazık. E Hatay’dayız, künefenin kralı da yersiniz, biberli ekmeğin hasını da yersiniz, yersiniz de yersiniz işte.

Meyve olarak zaten simgemiz portakal, aklınıza gelebilecek tüm turunç ürünlerinin cenneti burası. Buram buram C vitamini kokuyor şehir. Her yer bahçe, yeşil alan sıkıntısı yok resmen, var mı Türkiye’de böyle yer?

Fazla bir aktivite alanınız yok sadece, tek kötü yanı o. 3-4 tane kafesi var, paintball alanı var bir de en aktif olduğumuz alan halısahalarımız var bu kadar. Kafelerde takılırsınız zaman geçer, haftalıkları yatınca apaçiler bi görünür o kafelerde sonra rahatsınız. Şimdi de bi kafe açılmış çok elit bir mekan, Dörtyol’a fazla bile yanı orası ama olsun gelişsin Dörtyol. Unutmadan, We have Four Way, you ?? Yanlış anlaşılmasın cidden Four Way isimli otelimiz var 😀

Velhasıl, tüm sevdiğim insanlar Dörtyol’da, onlarla geçirdiğim zaman benim için en güzel zamandır, eğlenmesem de olur. Bar, club’a gitmesek de akşam arabayı alıp sahile gitmek, döner alıp Kırmızı Burun’a gitmek emin olun yanınızda arkadaşlarınız varsa yapabileceğiniz en güzel şeydir.

Dis iz Dörtyooooool

Snapchat Mağduru Ben

Bu lanet uygulamayı hepiniz biliyorsunuzdur. Ben de aktif olarak kullanıyorum ama gelin görün ki bir mağdurum. Bunun sebebi de ekran görüntüsü bildiriminin gitmesi.

Ben HTC One (M7) kullanıyorum, telefonda ekran aynı anda iki dokunmayı algılamadığı için hem resme bakıp hem de ekran görüntüsü alamıyorsunuz. Ekran görüntüsü aldığınız zaman da o kişiye “Bu kişi sizin snap’inizin ekran görüntüsü aldı haberin olsun” diye bir bildirim gidiyor. Ama ben ekran görüntüsü alamama rağmen bir çok arkadaşıma “Eren ekran görüntüsü aldı” diye bildirim gidiyor, e haliyle bu da sorun oluşturuyor.

Snapchat‘de hepimiz o anki halimizle fotoğraf çekip gönderiyoruz ve bunu sadece o kişi belirli bir süre görsün diye gönderiyoruz. Ama ekran görüntüsü alındığı zaman insan bir huzursuz oluyor – benim de ekran görüntümü alsalar ben de huzursuz olurum yani. 3-4 defa bu sorunu yaşadım, uygulamanın internet sitesi üzerinden bu durumu onlara da bildirdim ancak herhangi bir değişim olmadı. Şimdi diyeceksiniz ki, sen kimsin de senin mail’ini dikkate alsınlar, ama daha önce iki uygulama için de mail atmıştım ve gelen güncellemeler ile düzeltilmişti. Eğer feedback’e önem verilmiyorsa kapatsınlar dükkanı.

Şans mı şanssızlık mı?

Şimdi yazacaklarim toplam 12 saat içerisinde yaşandı, öyle uzun bir zaman dilimi falan değil yani şimdiden haberiniz olsun.

Bugün vizem vardı, sabah uyanmak için 6 alarm kurdum ve ilk 5 alarmı duymayıp son alarma uyandım ve yetişmem gereken son tramvaya zorla yeyetişip gidip vizeme girdim. İyi de geçti. Normalde 11:30 da bitmesi gereken vizem 10:15 de bitti. Benim de bugün 14:50 Ankara trenine biletim vardı. Sınav erken bitince hemen TCDD müşteri hizmetlerini aradım 10:55 treninde yer olup olmadığını ve biletimi erkene aldırıp aldıramayacağımı sordum. Yer var, aldırabilirsiniz dediler. Tren garının yakından geçen tramvayı beklemem gerekiyordu, bende beklemedim, aktarma yaparım dedim. 20 dakikada falan aktarma yapacağım yere geldim ama 3-4 dakika diğer tramvay gelmedi. Ben de başladım koşmaya. Koşa koşa 10:52’de gardaydım ve gişedeki kadın sistemin kapandığını söyledi. Bileti bir sonraki 13:23 trenine aldirip geri döndüm mecburen.

13:23 de perondaydım ve bir önce tren (10:55) yolda arızalanmış ve 2 saattir bakım yapılıyormuş. Benim trenim yolda başka tren olduğu için saat 13:59 da geldi. Bindim geldim Ankara’ya. Burda buluşacağım arkadaşlarım ben nerdeyse 1 saat gecikmeme rağmen gelmemislerdi bir de onları bekledim. Yedik, içtik, eğlendik, benim “Kazan” ilçesine gitmem gerekiyordu. Dolmuş durağına gittiğimde çok dolu bir otobüs vardı ama ben “Neyse ya diğeri boş olur ona binerim” diyip 25 dakika otobüs bekledim.

Ankara - Kazan Kaza

Müzik dinleyerek yolda giderken birden durduk, herkes hareketlendi falan bir şeyler oldu. Yola bir baktım, otoban yön tabelasını damperi açık bir kamyon yola devirmiş. 2 saate yakın süre onun kalkmasını bekledik ve şu an nihayet evdeyim.

Güler misin ağlar mısın?

Hazırlık nasıl gidiyor? – How does preparation go?

%100 ingilizce olan Elektrik ve elektronik bölümünü kazanmıştım ve doğal olarak hazırlık okumam gerekti. Şu an okuyorum da zaten.

Birkaç saat önce ilk vizemden çıktım. Beklediğimden kolaydı, hatta bayağı bir kolaydı, ya da ben mi yapabildim orasını bilmiyorum. Not olarak iyi giden bir yıl oluyor benim için, gerek quiz ler olsun, gerek se diğer notlar olsun şimdilik bir sorun olmadan gidiyor.

Bu yıl kazanıp da hazırlık okusam mi tereddütüne girenler varsa yazının bu kısmından sonrasını okuyabilir.

Yabancılarda “GAP Year” denilen bir boş yıl varmış. Liseden mezun olunduktan sonra dünyayı gezmeye çıkıyorlarmış. Hazırlık yılı da sizin için böyle bir yıl oluyor arkadaşlar. Boş yıl dediysem de her şeyi salarım, yatarak geçerim diye düşünmeyin ama. Bu yıl sizin bölüme geçtiğinizde anlamanızı, yurtdışına çıktığınız zaman daha iyi iletişim kurmanızı sağlayacağı için oturun biraz da çalışın. Yani bu yılı tamamen kendinize yeni bir dil ekleme yılı olarak düşünebilirsiniz.

Boş vaktiniz çok fazla oluyor, çalışmanız gereken tek ders olunca zaman sıkıntısı yaşamıyorsunuz. Ayrıca gezme konusuna gelelim. Ben Eskişehir’deyim, zaten öğrenci cenneti burası. Sene başından beri 2 defa hızlı trenle Ankara’ya, 1 defa da Istanbul’a gittim. Tabi bu işler biraz paraya da bakıyor. Öğrenci adamın parası olmaz, ben de param yettiği kadar gezdim. İkinci dönem için de Antep, Ankara, Manisa-İzmir ve Antalya planlarım var şu an. Araya belki küçük bir Istanbul’da ekleyebilirim ama parama bağlı o. İkinci dönem burs başlayacağı için daha fazla yer gezme ihtimalim var.

Sizin anlayacağınız, hazırlık her insanın okuması gereken çok güzel bir şey. Hele bir de Eskişehir’deyse çok daha iyi

@dizilab’ı denemediniz mi hala?

Hepimiz internet üzerinden dizi-film izliyoruzdur. Ben online olarak izlemek yerine torrent üzerinden indirerek izlemeyi tercih etsem de online izleyen çoook büyük bir kesim mevcut.

Uzun zamandır yapım aşamasında olan ve benim de başından beri sosyal ağlardan takip ettiğim bir çalışma olan dizilab‘ı eminim ki çoğunuz daha duymamıştır. Telif hakkı sorunlarından dolayı kapatılan dizimag’den sonra herkes “biz artık nerden dizi izleyeceğiz?” derken geniş kapsamlı bir proje olarak ortaya çıktı. Arkasında kim var, teknik yapısıyla, içerik kontrolüyle kim ilgileniyor henüz bilmiyorum ama beta aşamasında olmasına rağmen bu kadar güzel bir siteyi bizlere sunan ekibe çok teşekkür etmek istiyorum.

Dediğim gibi site şuan için beta aşamasında. Oluşan sorunları bildirdiğiniz taktirde kısa süre içerisinde düzeltmeler gerçekleştiriliyor. Dizi arşivi – kendilerinin de sitelerinde belirttiği gibi – bir anda 1-2 yıllık dizi siteleri gibi genişleyemez, bunda herkes hemfikirdir. Ama benim takip ettiğim kadarıyla günden güne aşırı hızlı bir artış ile diziler ekleniyor. Oldukça fazla içeriğe yer verilmeye çalışılıyor.

Görünüm ve kullanılabilirlik açısından on numara bir site olduğu da zaten aşikar. İçeriklere ulaşım, listelenme, puanlama sistemi, yorumlama sistemi, forum vs oldukça geniş altyapılı ve sistemli olarak gelişen bir site olarak bu alanda kalıcı başarı elde edeceklerini düşünüyorum.

Son olarak telif hakkı sorununa ise videoları hiçbir şekilde kendi sunucularında barındırmadan, video servisleri üzerinden yayın yaparak bir çözüm bulmuş gibiler. Ama sonuç olarak Türkiye’de eğer kapatılmak isteniliyorsa elbet bir şekilde kapatılır, ya öyle ya böyle. Umarım ki kalıcı bir şekilde yayında kalabilirler.

Bu interaktif dizi platformunu sosyal ağlarda takip ederek tüm gelişmelerden haberdar olmanızı tavsiye ederim. @dizilab