Ant Man

Marvel Ant ManBu film hakkındaki yabancı yorumları okudum da  kötü eleştiride bulunmak Marvel hastalarını hiçe saymak gibi falan sayılmış adeta. Yapmayın etmeyin Marvel’ciller, güzel miydi bu film? Ben de Marvel severim, tüm serilerini de severek izledim ama böyle bir karaktere kesinlekle hiç gerek yoktu. Marvel’in yıllardır devam ettirdiği o seriye biraz daha heyecan getirmek adına Ant Man‘ı yapmışlar ve diğer filmleri biraz daha geç zamana erteleyerek beklentiyi yükseltmişler bence.

Diğer filmlerde karakterin nasıl bir şey olacağını bilmezken bu filmde o kadar bariz bir şekilde filmin ilk saniyesinden ne olacağını, nasıl olacağını biliyorsun ki filmin hiç tadı kalmıyor. Adı üstünde Ant Man, bu adam bir karınca kadar küçük bir karakter olacak.

Filmin içerisine Avengers falan katarak biraz yukarı çekmeye çalışmışlar ama bence o da olmamış. Tek hoşuma giden nokta karıncaları ve diğer böcekleri de işin içine katarak kurguyu çok güzel yapmışlar, onun dışında da pek sevdiğim bir noktası yoktu açıkcası.

Marvel’in filmleri her zaman güzel olacak diye bir şey yok ama izlemek istiyorsanız sırf Marvel adı hatrına izleyin derim. Thor, Ironman gibi falan üst düzey bir beklentiyle izlemeyin filmi, o kadar kaliteli bir yapım değil.

2018 yılında Ant Man’ın ikinci filminin de yayınlanacağını söyleyeyim de ona göre bir beklentiyle izleyin.

Görevimiz Tehlike: Rogue Nation

Sen ne güzel aktörsün Tom Cruise. Sinemaya gitmeyeli 1.5 aylık bir süre falan oldu ama bu araya değecek bir film ile araya son verdim. Son 2 filmini de sinemada izlemiştim ve bu filmini de sinemadayken kaçırmadım ve gittim izledim.

Ethan Hunt gene başını belalardan belalara sokuyor ve gerek arkadaşları gerekse kendisine yardım etmek isteyenler onun arkasını topluyor ve Bingo! yine mutlu son 🙂

Bu severki filmi biraz daha sevmemi sağlayan neden, Ethan’ın düşmanını birazcık Sherlock Holmes’deki James Moriarty’ye benzetmiş olmamdı. Müthiş bir ajan zekasıyla olayları kurgulayıp, adım adım yerine getirmesi falan kafamda bu benzerliği oluşturdu. Tek farkı, Lane’in ekibi Moriarty’e göre biraz daha yetersizdi.

Aksiyon dediğiniz zaman zaten ilk akla Görevimiz Tehlike ya da Cehennem Melekleri serileri gelir ve bu seferde hiç bir saniyesinde aksiyon durmadı, devamlı olarak bir kavga, dövüş, yarış vardı.

Benim bu seriyi sevmemdeki en büyük nedenlerden birisi de takibi filmin o can alıcı müziğiydi. Film bittiği zaman farkettim ki gerçekten o müziği özlemişim.

Niyazi Gül: Dörtnala

Ata Demirer yapımı güzel denilebilecek bir film ancak Eyvah Eyvah‘lar kadar gülmek için gitmeyin filme, o kadar bir komedisi yok çünkü. Film ekibinde gene başrol olarak Demet Akbağ var. Bu sefer yan roller için 2 profesyonel oyuncu kullanılmış, Levent Ülgen ve Şebnem Bozoklu.

Filme bir anda girdik, hiç aklımızda yokken. Sinemanın önünden geçerken girelim dedik ve en yakın seanslı film de Niyazi Gül‘dü açıkcası, o yüzden girdik. Benim beklediğim komedinin oldukça altındaydı. Eyvah Eyvah tadı aradım ama olmadı.

Böyle dediğime de bakmayın basit, sade, küfürsüz bir komedisi var. Her dakika güldürmüyor ama eğlendiriyor. Sonuna gelecek olursak, ben oldukça saçma buldum. Filmin ilerleyişine göre o son olmamış dedim yani. son 15-20 dakika hiç tebessüm bile etmedim. Ben biraz daha gülerek bitirip filmi öyle hatırlamayı tercih ederdim açıkcası.

İzlemek isteyen varsa film güzel ama beklentiyi yüksek tutup da gitmeyin.

Avengers Age of Ultron – Yenilmezler

Film çok iyiydi ama benim beklentimin altında kaldı, ben de artık ne bekliyorsam. Marvel‘ın oluşturduğu film serisinin 11. filmiymiş. Bundan önceki 10 filmi izlemiştim ve çıkacak olan tüm filmleri de izleyeceğim tabiki. Filme gitmeden önce Webtekno‘daki yazıyı okumuştum ve Avengers: Age of Ultron‘dan önce izlemem gereken bir film daha varmış, onu farkettim – Guardians of Galaxy. Onu da izledim ki iyi ki izlemişim, after-credit kısmında bu filmde yer alan karakter görünüyor ve diğer filmin ipucunu veriyordu.

Film hakkında çok şey söylemeye gerek yok, herkesin beklediği gibi filmin sonunda dünyayı kurtarıyorlar. Yeni karakterler ekleniyor filme ve sonda asıl Avengers ekibi dağılıyor gibi oluyor ama diğer filmin sonuna doğru hepsi gelir gene kurtarır dünyayı.

Bu seriyi sevenler şimdiye çoktan gidip izlemiştir zaten de gitmeyen varsa da gidip izlesin.

Aşağıdaki liste de yeni gelecek olan filmler. Kaynak: Webtekno

marvelstudioscalendarlarge

 

Asabiyim Ben – Wild Tales

Psikoloji filmi sever misiniz bilmem ama film bence psikoloji filmiydi. Tek bir parça değil de 6 ayrı kısa filmden oluşuyordu diyebilirim. Kısa film dediğim de 3-4 dakikalık değil tabiki, 20-30 dakikalık kesitler.

Aslında filme girme nedenimiz, sinemada 3 TL’ye izlenebiliyor olmasıydı. Yoksa psikoloji, dram sevdiğimizden falan değil. Ayrıca sanırım dili İspanyolcaydı ve ilk defa İngilizce dışında bir dil kullanılan yabancı film izlemiş oldum. Çok da ilgimi çektiği söylenemez.

Psikopat bir adam vardı, kendisine yamuk yapan herkesi bir uçağa toplayıp uçağı düşürdü ve film böyle başladı zaten. Sonrasında biraz Türk dizisi, biraz da pembe – brezilya – dizileri tadında ilerleyen entrikalar falan oldu. Son kesitte ise bir düğün anlatılıyordu. Çok psikopatça şeyler oldu ve gelinle damat birbirleriyle kanlı bıçaklı oldukları halde evlendiler. Çok saçma gitti aslında olaylar.

Dedim ya sinemada 3 TL’ydi diye, sadece onun için girdim diyebilirim, yoksa daha pahalı bir fiyatı olsa kesinlikle sinemada izlenecek bir film değildi bence. Eğer meraklıysanız böyle şeylere torrent’ten indirip evinizde rahat rahat izleyip merak öldürebilirsiniz ama benim en ufak bir şekilde dikkatimi çekmediği için sinemaya gelmeyi kesinlikle tercih etmezdim.

Hızlı ve Öfkeli 7 – Fast and Furious 7

Hala izlememiş olan varsa okumasın, gitsin bir mağaraya falan girip orda yaşasın. Seri 7 film oldu ve kesinlikle en iyisiydi. Artık biraz hızlıdan çok öfkeli yolunda ilerleyen bir seri olmaya da başladı. Ama olsun biz aksiyonu daha çok seviyoruz.

Filmin çekimi sırasında hayatını kaybeden Paul Walker‘ın yerine kardeşi oynamıştı ve o da abisi kadar güzel bir oyunculuk çıkartmış. Zaten diğerlerini söylemeye bile gerek yok ama en merak ettiğim nokta Jason Statham‘ın oyunculuğu, rolü ve nasıl dahil olacağıydı. Mükemmel bir bağlantı ile dahil oldu ve her filminde olduğu gibi gene olağanüstü bir oyunculuk sergileyerek bize seyir zevki yaşattı.

Filmdeki sahneleri her izleyenin dediği gibi abartı sahneler çok fazlaydı ama bunlarda tadı, tuzuydu resmen. Hatta filmden çıkınca arkadaşlarımızla, uçaktan paraşütle atlayan arabaları tartışmak yerine demir levyeyle surata vurulmasına rağmen hiçbir şey olmamasını tartışıyorduk.

Başta da dediğim gibi serinin en iyi filmiydi. Yarış açısından bakılacak olursa 1 dakika yarış varsa 15 dakika savaş, vurma, kırma vardı. Biraz öfkeli yönünün ağır bastığı bir film olmuş.

Filmin sonunda 8. filmin sinyali verildi. 1-2 yıl içerisinde yeni filmi izleyebileceğiz. Son olarak filmin sonundaki sahne eminim ki herkesi duygulandırmıştır. Paul Walker anısına çekilen bir sahne vardı ve duygulandırdı beni.

Kocan Kadar Konuş

Kitapsever biriyseniz bu kitabın adını duymamınız imkansız. Benim pek kitapsever biri olduğum söylenemez ama ben de kardeşimden okuduğu için dolaylı yoldan da olsa kitabın adını duymuştum. Kardeşim okuduktan sonra çok beğendiğini ve güldüğünü söylemişti ama ben pek takmamıştım. Hakikaten de öyleymiş.

Kitabı okumadan filme giden insanlardanım. Başrolün odasının kapısında yazılı olan söz benim için yazılmış diyebilirim. Hiçbir zaman bir filmin kitabından daha iyi olduğunu söylemedim ama bana görsellik daha çok hitap ettiği için filmleri tercih ediyorum diyebilirim. Filmde kitap okumayanları iğneleyen 1-2 duvar kağıdı falan da vardı, dikkatimden kaçmadı. Ayrıca ikinci kitabın (Kocan Kadar Konuş 2 – Diriliş) afişide gözden kaçmıyordu.

Ezgi Mola, benim gözümde hep Efsun karakteriyle tamamen bütünleşik bir insandı zaten. Bu rolü ondan başkası kesinlikle bu kadar güzel ve doğal oynayamazdı. Murat Yıldırım da güzel bir oyunculuk sergilemiş ama gene bir nokta dikkatimi çekti. Lise yıllarına dönmelerine rağmen Murat‘ın sakallar değişmiyordu sadece üniforma giyip liseli oluyordu. Bunu gözden kaçırılmış bir nokta olarak gördüm.

Türk kızının, neler yaptığını, bir mesajının kaç kişi tarafından organize edilerek atıldığını, bir buluşmaya hazırlanırken kaç kişinin elinden geçtiğini, atacağı tripleri, yaptığı hareketlerden sonra bizim atmamız gereken tripleri falan öğrenmiş oldum ben de. O yüzden bu filmin aklımın ucunda hep bir yeri olacak. Yaz tatilinde kitabını da okuyacağım.

İkinci kitabını da D&R üzerinden, eve sipariş ettim. İçine de küçük bir hediye notu ekleyerek kardeşime küçük bir süpriz yapmak istedim. Yarın akşam Özdilek AVM‘ye gelecek olan film oyuncularını da görmeye gideceğim. Ama şuan kitabı sipariş ettiğime pişmanım. Keşke kitabı imzalatıp gönderseydim..

Indisious – Ruhlar Bölgesi 1 – 2

Arkadaşlarla evde muhabbet ederken birden korku hikayelerinden başladık ve sonumuz tabiki bir film oldu. Ben çok daha önceden izlemiştim IndisiousRuhlar Bölgesi serisini ama o an konu astral seyahate falan kaymıştı ve bizde izleyelim dedik. Tam olarak bir korku filmi denemez çünkü korku filmi dediğin zaman bizim filmlerimizin eline kimse su dökemez, hele biraz da inanıyorsanız Türk korku filmleri 1 numaradır bu konuda.

Filmler daha çok gerilim ağırlıklı, oldukça fazla bir geriyor insanı. Astral seyahat olayını daha önce duyduysanız, araştırdıysanız daha çok ilginizi çekeceğine eminim çünkü filmin asıl konusu astral seyahat. İlk filmde ailenin büyük çocuğu astral seyahat yaparken ruhu tekrardan vücuduna gelemiyor ve o ruhun tekrar bedeni bulmasını sağlıyorlar. Şimdi burda biraz daha ayrıntıya girecek olsam bir tadı kalmayacak ama film öyle bir yerde bitiyor ki hemen ardından 2. filmi açmadan edemiyorsunuz. (Biz farklı bir günde izledik ama öyle yani)

2. filmde ise mükemmel bir kurgu var ve o kurkuyu gerilim ve korkuyla birleştirmişler ve çok da iyi olmuş. Sırf kurgusu için bile izlemeye değer yani o derece. Filmi izlerken ruhlar alemine gidilen sahneler biraz salakça olmuş, bunu izlerseniz siz de söyleyeceksiniz ama 10 dakikalık bir kısım falan orada geçiyor onun dışında iki film de gerçekten oldukça güzel gerilim filmleri. Gerilim diyince silah, kavga, dövüş falan gelmesin aklınıza korku ile gerilim yaptırıyorlar, güzel yani.

Velhasıl, korku seven varsa kesinlikle izlesin bol bol gerilir, korkar sever yani filmi. Ama gidipte gündüz saat 4’de hoparlörden ses gelirken izlemeyin, gece 1-2 de kulaklıkla izleyin, sonra da hadi olabiliyorsa iyi geceler size 🙂

Çarşı Pazar

Gene hiç güzel olmayan bir film.. Türk yapımlarına kötü demek istemiyorum ama valla elimde değil. Bir filmin fragmanı nasıl filmden iyi olabilir? Tamamen fragman odaklı gittim zaten çünkü fragman çok iyiydi bence. Filmde 1-2 sahne hariç tebessüm etmedim o dereceydi.

Aslında oda arkadaşım beni uyarmıştı, o filme gitme çok kötü, diye ama dinlemedik işte. Filmin içindeki espiriler çok güzeldi aslında ama bir sunum şekli vardır ya, seyirciyi iyi espiriye nasıl güldüremezsiniz sorunun cevabıydı resmen film. Bir de Ayhan Taş (Sezai)‘ın Kardeş Payı‘ndan sonra yaptığı patlamayı kullanarak da seyirciyi sinemaya çekmişler ama o bile kurtaramamış filmi.

Ya ben fragmandan dolayı çok büyük bir beklentiyle gittim filme ya da gerçekten kötüydü diyebilirim. Ama dediğim gibi espiriler çok güzeldi, neredeyse hepsini beğendim ama gülemedim hiçbirine maalesef.

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Biraz daha uzun bir isim koysalarmış bizim writing sınavlarında paragraf niyetine yazabilirdim ben bunu. Neyse, sırf Erdal Beşikçioğlu oynuyor diye katlandığım bir filmdi. Nereden ne çıkacak, nasıl bitecek, bir patlama noktası, güzel – duygusal yeri falan var mı acaba diye sadece merakımdan bitirdiğim bir filmdi ama ne yazık ki bu beklediğim şeylerin hiçbiri yoktu.

Ben anlamıyorum bu tarz filmlerden ya. Sanat filmi mi oluyor şimdi bu? Ödül alan filmler hep bu tarz mı? Yoksa izlenecek bir yanı yok yani. Duygusal desen en ufak bi duygusallık yok, komedi değil, eğlenceli değil, hüzünlü değil, aksiyon değil ne bu peki?

Erdal Beşikçioğlu‘nun ve diğer başrolün oyunculuklarına diyecek tek kelime yok, mükemmellerdi. Yazdım ya zaten onlar olmasa izlemezdim bile yani.

Film sinemadayken gitmeye çok niyetlenmiştim ama çok ters bir zamanda çıkmıştı. Aynı anda vizyonda 3-4 film birden vardı ve gidememiştim ama şuan pişman mısın deseniz, değilim. Hatta boşa para vermediğime bile seviniyorum diyebilirim. Türk filmiyle vakit geçsin diyorsanız izleyin ama bi duygusallık falan beklemeyin yani. Düz bir film olarak düşünüp de izleyin.