Şans mı şanssızlık mı?

Şimdi yazacaklarim toplam 12 saat içerisinde yaşandı, öyle uzun bir zaman dilimi falan değil yani şimdiden haberiniz olsun.

Bugün vizem vardı, sabah uyanmak için 6 alarm kurdum ve ilk 5 alarmı duymayıp son alarma uyandım ve yetişmem gereken son tramvaya zorla yeyetişip gidip vizeme girdim. İyi de geçti. Normalde 11:30 da bitmesi gereken vizem 10:15 de bitti. Benim de bugün 14:50 Ankara trenine biletim vardı. Sınav erken bitince hemen TCDD müşteri hizmetlerini aradım 10:55 treninde yer olup olmadığını ve biletimi erkene aldırıp aldıramayacağımı sordum. Yer var, aldırabilirsiniz dediler. Tren garının yakından geçen tramvayı beklemem gerekiyordu, bende beklemedim, aktarma yaparım dedim. 20 dakikada falan aktarma yapacağım yere geldim ama 3-4 dakika diğer tramvay gelmedi. Ben de başladım koşmaya. Koşa koşa 10:52’de gardaydım ve gişedeki kadın sistemin kapandığını söyledi. Bileti bir sonraki 13:23 trenine aldirip geri döndüm mecburen.

13:23 de perondaydım ve bir önce tren (10:55) yolda arızalanmış ve 2 saattir bakım yapılıyormuş. Benim trenim yolda başka tren olduğu için saat 13:59 da geldi. Bindim geldim Ankara’ya. Burda buluşacağım arkadaşlarım ben nerdeyse 1 saat gecikmeme rağmen gelmemislerdi bir de onları bekledim. Yedik, içtik, eğlendik, benim “Kazan” ilçesine gitmem gerekiyordu. Dolmuş durağına gittiğimde çok dolu bir otobüs vardı ama ben “Neyse ya diğeri boş olur ona binerim” diyip 25 dakika otobüs bekledim.

Ankara - Kazan Kaza

Müzik dinleyerek yolda giderken birden durduk, herkes hareketlendi falan bir şeyler oldu. Yola bir baktım, otoban yön tabelasını damperi açık bir kamyon yola devirmiş. 2 saate yakın süre onun kalkmasını bekledik ve şu an nihayet evdeyim.

Güler misin ağlar mısın?

Hazırlık nasıl gidiyor? – How does preparation go?

%100 ingilizce olan Elektrik ve elektronik bölümünü kazanmıştım ve doğal olarak hazırlık okumam gerekti. Şu an okuyorum da zaten.

Birkaç saat önce ilk vizemden çıktım. Beklediğimden kolaydı, hatta bayağı bir kolaydı, ya da ben mi yapabildim orasını bilmiyorum. Not olarak iyi giden bir yıl oluyor benim için, gerek quiz ler olsun, gerek se diğer notlar olsun şimdilik bir sorun olmadan gidiyor.

Bu yıl kazanıp da hazırlık okusam mi tereddütüne girenler varsa yazının bu kısmından sonrasını okuyabilir.

Yabancılarda “GAP Year” denilen bir boş yıl varmış. Liseden mezun olunduktan sonra dünyayı gezmeye çıkıyorlarmış. Hazırlık yılı da sizin için böyle bir yıl oluyor arkadaşlar. Boş yıl dediysem de her şeyi salarım, yatarak geçerim diye düşünmeyin ama. Bu yıl sizin bölüme geçtiğinizde anlamanızı, yurtdışına çıktığınız zaman daha iyi iletişim kurmanızı sağlayacağı için oturun biraz da çalışın. Yani bu yılı tamamen kendinize yeni bir dil ekleme yılı olarak düşünebilirsiniz.

Boş vaktiniz çok fazla oluyor, çalışmanız gereken tek ders olunca zaman sıkıntısı yaşamıyorsunuz. Ayrıca gezme konusuna gelelim. Ben Eskişehir’deyim, zaten öğrenci cenneti burası. Sene başından beri 2 defa hızlı trenle Ankara’ya, 1 defa da Istanbul’a gittim. Tabi bu işler biraz paraya da bakıyor. Öğrenci adamın parası olmaz, ben de param yettiği kadar gezdim. İkinci dönem için de Antep, Ankara, Manisa-İzmir ve Antalya planlarım var şu an. Araya belki küçük bir Istanbul’da ekleyebilirim ama parama bağlı o. İkinci dönem burs başlayacağı için daha fazla yer gezme ihtimalim var.

Sizin anlayacağınız, hazırlık her insanın okuması gereken çok güzel bir şey. Hele bir de Eskişehir’deyse çok daha iyi

Hiçbir şeye değişmem dediklerim

Herkesin hayatında hiçbir şeye değişmem dediği insanlar vardır. Bunların en başında tabiki ailelerimiz gelir, onun için onları buraya yazmayacağım.

Sanırım biraz arkadaşçıl olduğumdan dolayı ve okulu farklı şehirde okumuş olmamdan dolayı oldukça fazla arkadaşım var.

Görkem Çolak

Görkem benim çocukluk arkadaşım. Gözümüzü ilk açtığımız andan beri birlikteyiz, hiç bir zaman kopmadık, bu saatten sonra da kopmayız zaten. Ailelerimiz aynı gibi, benim annem onun ikinci annesi onun annesi benim ikinci annemdir. Birazdan aşağıya doğru uzayacak olan kardeşlerimin listesinin başında yer alır.

Oğulcan Kaçar

Arkadaş çevremin playboyu. Birbirimize ne kadar zıt olsak da birbirimizi tamamlıyoruz resmen. Tek ortak noktamız Dörtyollu olmamız. Bana kız tavlama taktiklerini öğretse iyi çocuk aslında.

Meryemay Pekel

Dörtyol’daki nadir kız arkadaşlarımdandır. Hayatı boyunca hiç durmadan dedikodu yapabilecek bir kapasiteye sahiptir. Her türlü derdimi tasamı dinler çözüm bulmaya çalışır, böyle geçinip gideriz. Bu yazıyı yazarken Görkem tarafından Meryemay’ın gitar çalan fotoğraflarıda geliyor telefonuma 🙂

Tayyib Öksüz

Benimle kafa olarak en çok uyuşan insan. Çocukluktan beri hep birlikteymişiz ama birbirimizden haberimiz yokmuş, biraz ilginç ama gerçek. Evlerimiz yanyana olduğu için her şeyimizi birlikte yapıyorduk ve artık kendisinin ciğerini biliyorum. Hatta konuşmalarımızda sürekli aynı anda aynı şeyleri söyleyip duruyoruz. Ufak tefektir ama adam resmen yetenek için doğmuş. Futbol ve masa tenisini onun kadar iyi oynayan birisini canlı olarak izlemedim daha, ayrıca yeni yeni müziğe atıldı ve gitarı da çok iyi çalıyor. Kızlar havada kapın bu genci 😉

Altan Karakaş

Muhabbetini saatlerce dinleyeceğim ve hiçbir şekilde bundan usanmayacağım tek insan olabilir. Altan benim idolümdür zaten, “mükemmel insan” teriminin sözlük karşılığıdır. Daha ne yazayım bilemedim. Son olarak Altan olmasa liseden mezun olamayacağım notunu da buraya eklemek istiyorum..

Ezgi Güzelce

En değer verdiğim insanlar arasında en üstlere oynar. Lisede iken beni çekebilen, bana dayanabilen ilk insan. Benim şuan birazcık rahat konuşabilmeme neden olacak özgüveni bana veren kişi. Gerçi şu aralar dersler falan diyip beni fazla takmıyor ama olsun, bendeki yeri her zaman ayrıdır onun.

S. Burak Çoban

Benden iki yaş büyük, normalde abilik taslaması gerekir ama bana sürekli olarak yol gösteren kardeşimdir kendisi. Daha ondan öğrenmem gereken çok şey var. Hayatıma nasıl yön vereceğim hakkında bir sorunum olduğu zaman ilk aradığım insan.

M. Said Yıldız

Sessiz, sakin ama bir o kadar da eğlenceli, muzip, cemaat mensubu kardeşim 😀 Lisedeyken birlikte Cenk’e sürekli laf atıp, şaka yapıp dayağı hem birlikte yediğim insan. Ama geçmiş olsun kendisine çünkü fanatik Beşiktaş’lıdır. 20 yaşında kalp krizi geçirme riski var o yüzden.

G. Gizem Genç

Konuşurken en rahat konuştuğum kız diyebilirim. Arada sırada sabahlara kadar konuşup hiç sıkılmayız, yani en azından ben sıkılmam 🙂 Benim sorunum olursa o koşar, onun sorunu olursa ben koşarım. 19 yaşında, Ege’de inşaat mühendisliği okuyor ve taliplerini bekliyor.

R. Bahadır Katipoğlu

Aslında ilkokuldan beri tanışıyoruz ama samimi olmamız lise başlarında oldu. Sonra da nerdeyse her şeyi birlikte yaptık. Düzenli, çalışkan ve bıyık bırakıp yan flüt çalmasını istediğimiz insan 😀

Habip Kuş

Ömrü boyunca cebinde parası olmamış, hep bizden geçinen ama sevgilisine vereceği hediyeyi içine koymak için 30 lirayı bir kutuya veren insan. Üniversiteye geçince değişir dedik ama hala aynı. Nickname: Mart Kedisi

Merve Mandal

Merve benim 1. sınıftan beri arkadaşım, onun yeri bende apayrı. Hep tatlı bir çekişme içindeydik onla. Ortaokulda bir ara ayrıldık ama lisede kader gene buluşturdu bizi. Son yıllarda rekabette beni ezip geçse de severim kendisini.

Bu listeye eklemem gereken daha çok arkadaşım var biliyorum ama şuan açım ve aklıma gelenleri yazıyorum. Daha sonra tekrar düzenleyip ekleme yapacağım

@dizilab’ı denemediniz mi hala?

Hepimiz internet üzerinden dizi-film izliyoruzdur. Ben online olarak izlemek yerine torrent üzerinden indirerek izlemeyi tercih etsem de online izleyen çoook büyük bir kesim mevcut.

Uzun zamandır yapım aşamasında olan ve benim de başından beri sosyal ağlardan takip ettiğim bir çalışma olan dizilab‘ı eminim ki çoğunuz daha duymamıştır. Telif hakkı sorunlarından dolayı kapatılan dizimag’den sonra herkes “biz artık nerden dizi izleyeceğiz?” derken geniş kapsamlı bir proje olarak ortaya çıktı. Arkasında kim var, teknik yapısıyla, içerik kontrolüyle kim ilgileniyor henüz bilmiyorum ama beta aşamasında olmasına rağmen bu kadar güzel bir siteyi bizlere sunan ekibe çok teşekkür etmek istiyorum.

Dediğim gibi site şuan için beta aşamasında. Oluşan sorunları bildirdiğiniz taktirde kısa süre içerisinde düzeltmeler gerçekleştiriliyor. Dizi arşivi – kendilerinin de sitelerinde belirttiği gibi – bir anda 1-2 yıllık dizi siteleri gibi genişleyemez, bunda herkes hemfikirdir. Ama benim takip ettiğim kadarıyla günden güne aşırı hızlı bir artış ile diziler ekleniyor. Oldukça fazla içeriğe yer verilmeye çalışılıyor.

Görünüm ve kullanılabilirlik açısından on numara bir site olduğu da zaten aşikar. İçeriklere ulaşım, listelenme, puanlama sistemi, yorumlama sistemi, forum vs oldukça geniş altyapılı ve sistemli olarak gelişen bir site olarak bu alanda kalıcı başarı elde edeceklerini düşünüyorum.

Son olarak telif hakkı sorununa ise videoları hiçbir şekilde kendi sunucularında barındırmadan, video servisleri üzerinden yayın yaparak bir çözüm bulmuş gibiler. Ama sonuç olarak Türkiye’de eğer kapatılmak isteniliyorsa elbet bir şekilde kapatılır, ya öyle ya böyle. Umarım ki kalıcı bir şekilde yayında kalabilirler.

Bu interaktif dizi platformunu sosyal ağlarda takip ederek tüm gelişmelerden haberdar olmanızı tavsiye ederim. @dizilab

TTNET’e Bulaşan Yanıyor

Aranızda eminim ki TTNET mağdurları oldukça fazladır. Ben kendi evimde de bir ton sorun yaşıyordum, Eskişehir‘de de mecburen onlara başvuru yaptım ama gelin görün ki sonuç yine hüsran.

15 gün önce üniversite öğrencilerine özel paketlerinden yararlanarak bir başvuru yaptım. Bana şu an için küçük bir altyapı sorununun olduğunu ve 2-15 gün arasında bu sorunun halledileceğini ve ayrıca da 15 gün içerisinde her hangi bir işlem yapılmazsa yasal haklara sahip olabileceğim söylenmişti. Ben başvuruyu yaparken kapı numaram ile apartman numaramı karıştırıp yanlış bir adres bilgisi vermişim ve bunun farkına eve gelir gelmez vardım ardından hemen TTNET müşteri hizmetlerini arayarak düzeltilmesini istedim. Tamam diyerek konuşmayı sonlandırdık. Bana geri dönüş yapılmadığı için 14 gün içerisinde 2 defa daha arayarak bu durumun düzeltilmesini istedim ve ısrarla tamam cevabını aldıktan sonra bir sorunun kalmadığını düşündüm ve rahatlamıştım.

Ama bugün sabah beni arayarak yanlış adres bilgisinden dolayı başvurumun iptal edildiğini ve tekrar başvuru yapmam gerektiği söylendi. İnsan böyle bir durumda ister istemez sinirleniyor. Telefonu bela okuyarak kapattım ve tekrar başvurmak için bir tanıdığımızı aradım. Yarın gidip tekrardan başvurumu yapacağım. Bakalım bunun sonucu ne zaman alacağım?

Küçük İstanbul Gezintisi

İnsanın hayatında bazı “şanslı” diyebileceğimiz zamanlarımız oluyor. Okul dönüşü yolda yürürken yerde bir afiş gördüm ve afişte; Atalay Demirci‘nin ilk TV şovunun çekimleri için sınırlı sayıda kişinin İstanbul’a götürüleceği ve yol masraflarının Acun Medya tarafından karşılanacağı yazıyordu. Ayrıca sadece şov için de değil, bu gezi içerisinde küçük bir İstanbul turu da vardı. Bu fırsatı kaçırmayıp hemen kayıt oldum ve hayatımda geçirdiğim en mükemmel günlerden biri olduğunu söyleyebilirim. Sadece Atalay’ın şovuna da gitmedik. O şovun başlamasını beklerken bizi “O Ses Türkiye” yarışmasının bulunduğu salona aldılar ve orada da çok çok güzel vakit geçirdik. O güzel günden 1-2 resim ile yazımı bitirmek istiyorum.

Yeniden Bloglama Keyfi

Merhaba arkadaşlar,

Ben Hasan Eren Keskin, yaklaşık 3 yıldır erenkeskin.com blogumda yazdıktan sonra bazı sebeplerden ötürü Ağustos ayında kapatmak zorunda kaldım. Şuan için WordPress.com üzerinden bir blog açmamın sebebi de bloglamayı özlemem.

Hatay / Dörtyol’luyum ama önümüzdeki 5 yıl için Eskişehir‘deyim diyebilirim. Üniversite sebebiyle artık yeni evim burası. Osmangazi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünü kazanmıştım ama bu yıl zorunlu hazırlık olduğu için bölümden 1 yıl daha uzak kalacağım.

Önümüzdeki zamanlarda bu blog üzerinden bloglamaya devam edeceğim, kendinize iyi bakın 🙂