Yeni Girişimimiz: Sincapstore.com

Bir süredir farklı hazırlıklar içerisindeydik. 13boyut.com‘da biraz tecrübe kazandıktan sonra farklı bir e-ticaret sitesine (sincapstore.com) adım atmaya karar verdik. Bu seferki ekibimiz biraz daha işin arkaplanından anlayan kişilerden oluştuğu için biraz rahat hareket edebildik.

Yeni ekibimiz Ben, Çağlar Keskin, Oğuzhan Keleş ve Burak Can Fazla. Bu sefer sadece 3 boyutlu baskı ürünleri üzerine değil de biraz daha getirisi yüksek olabilecek bir pazar ile giriş yaptık. İlerle ürün çeşitliliğini artırmak adına alan adımızı da ona göre belirledik ve başlangıç yaptık.

Sincapstore.com alan adıyla sticker satışı yapmaya başladık. Çağlar ve Oğuzhan sitenin teknik altyapısında çok büyük emeğe sahip, ayrıca sticker işleri ile de tamamen onlar ilgileniyorlar. Ben ve Burak ise çok yakında 3 boyutlu baskı ürünleri kategorisini canlandırarak satışa başlayacağız.

İlk aşamada çok güze bir giriş yaptığımızı söylemek istiyorum. Satışı artırmak adına oyunlar için – özellikle League of Legendssticker baskısı yapıldı. Bu ürünlerin satışı için ise ünlü Youtuber ile anlaşma yapılarak reklam yapılması sağlandı. Şimdi sırada farklı anlaşmalar var. 3 boyutlu ürünler kategorisini de aktif ettikten sonra farklı farklı sponsorluk anlaşmaları ile karşınızda olacağız.

Oldukça makul fiyatlara satışını yaptığımız baskılarımızı sincapstore.com adresine girerek satın alabilirsiniz. Toplu alım yapmak isterseniz ve ya bir etkinlik için sticker yaptırmak isterseniz bizimle iletişime geçerek uygun fiyatlarda sticker’larınızı satın alabilirsiniz. Sitemiz üzerinden Kredi Kartı ve ya havale ile ödeme yapabilirsiniz.

Arduino ile Araba Kontrol Kütüphanesi

Daha önce L298N entegresinin nasıl kullanıldığını ve Arduino ve Android cihaz kullanarak arabamızı nasıl kontrol edeceğimize dair yazılar yazmıştım. Bu yazımda ise o projeleri biraz daha geliştirip herkesin hemen ve kolaylıkla kullanabileceği bir kütüphane yazdım ve paylaşmak istiyorum.

Kütüphane kullanmamızın avantajları ve dezavantajları olabilir. Avantajlarından bazıları, fonksiyonları tek tek elimizle yazmak yerine hazır olarak ulaşılabilir bir şekilde elde ederiz. Dökümantasyonlarını inceleyerek hangi fonksiyonların ne işe yaradığını öğrenebiliriz. Dezavantajları ise kullandığımız programda sadece bir fonksiyonu kullanmak varken, kütüphaneyi dahil ederek tüm fonksiyonları dosyamıza çağırmış oluruz ve bu da fazladan boyuta yol açar.

Kullanmaya Başlayalım

Benim bu kütüphaneyi yazmamdaki amaç, sadece motor pinlerinin girilmesi ile harekete hazır bir arabamızın olmasıdır. Bunun için kütüphanemizi dahil ettikten sonra bir Araba nesnesi oluşturmamız gerekiyor. Daha önce kütüphaneler kullandıysanız nesnelerin nasıl oluşturulacağını az çok biliyorsunuzdur. Kütüphane eklendikten sonra ilk eklemeniz gereken kod aşağıdaki gibidir.

Araba calistir(3, 4, 7, 8, 5, 6);

Bu kod artık kütüphane içerisindeki kodlarımızı “calistir” nesnesi ile birlikte kullanabileceğimizi ifade eder. Nesnemizin parametreleri ise şu şekilde.

Pin 3 ---->  Sol Motorun 1. Çıkışı
Pin 4 ---->  Sol Motorun 2. Çıkışı

Pin 7 ---->  Sağ Motorun 1. Çıkışı
Pin 8 ---->  Sağ Motorun 2. Çıkışı

Pin 5 ---->  Sol Motorun Enable (Hız Kontrolü Yapacağımız) Çıkışı
Pin 6 ---->  Sağ Motorun Enable (Hız Kontrolü Yapacağımız) Çıkışı

Burada dikkat etmemiz gereken nokta motorların enable (hız kontrol) pinlerinin PWM sinyali verebilecek pinler olmasıdır. PWM sinyali veren pinler Arduino Uno‘da 3, 5, 6, 9, 10, 11. pinlerdir. Çeşitli Arduino modelleri için farklılık gösterebilir.

Fonksiyonlar ve Kullanımları

Motor tanımlamamızı yaptıktan sonra kullanabileceğimiz fonksiyonlara geçebiliriz. Kütüphane içerisinde şu an kullanıma hazır 8 fonksiyon bulunuyor. Fonksiyonların listesi ve kullanım talimatları aşağıdaki gibidir.
https://gist.github.com/f1fce472f8ba5423f2009601c01d4ed3

Örnek kullanım dosyası

Fonksiyonların kullanımları bu şekilde. İsterseniz örnek bir kodla nasıl kullanıldıklarını görelim.
https://gist.github.com/91a9aeb15da291b720be41f83e709d9e

Bağlantılarınızı yaptıktan sonra fonksiyonları test ederken Seri Monitörü kullanarak fonksiyonların çalışıp çalışmadığını kontrol edebilirsiniz. Her fonksiyon kendine özgü değerleri ekrana bastırıyor.

Her şeyi uygun yaptığınızı düşünüyorsanız ama yine de araçtan bir tepki alamıyorsanız ilk önce bağlantınızı, daha sonra da kod içerisinde nesne oluştururken belirtmiş olduğunuz pinlerin doğru şekilde olup olmadığını tekrar kontrol edin. Yine çözemezseniz, yorum bölümünden ve ya iletişim sayfamdan benimle iletişime geçebilirsiniz.

Projedeki gelişmeleri takip etmek için: Github — Arduino Araba Kontrol Kütüphanesi

2017 Yılı Hedeflerim

İleri doğru gidebilmek için kendimize hedefler koymalıyız. Önümüzdeki her hedef bizi bir adım daha ileri taşır. Ben şartların elverdiği şekilde, önüme makul hedefler koyarak ilerlemeye çalışıyorum. Geçen sene yazdığım gibi bu sene ve bundan sonraki senelerde de yıllık hedeflerimi yazacağım ve sene sonunda kendimi kontrol edeceğim, acaba hedeflerim ulaşılabilir mi ve ben bu hedeflere ulaşabilmiş miyim?

Geçen sene bu hedef listesi konusunda %50’lik bir başarı oranı yakaladım. Bu bence oldukça az bir oran, gönül isterdi ki daha üstüne çıkabileyim ama darısı inşallah bu yıla. Bu sene de makul hedeflerim olduğunu söylemek istiyorum. Hedef listemden sonra da önümüzdeki senelerde yapmak istediklerimi de paylaşacağım.

2017 yılı hedeflerim:

  • Seneyi alttan ders bırakmadan bitirmek
  • İstediğim şirketlerin birisinde yaz stajı yapabilmek
  • Yazıcıyı geliştirerek stabil bir hale getirmek
  • Programlama ve elektronik anlamda kendimi çok daha fazla geliştirmek
  • Verdiğim eğitimlerle kendini geliştiren arkadaşlarla birlikte bir proje çıkartmak
  • Front-end geliştirme yaptığım çalışmaları artırmak ve bunları paylaşmak
  • Güzel sözlerin paylaşıldığı bir site – uygulama yapmak
  • En az 10 kitap okumak (1 tanesi bitmek üzere)
  • 83 kiloda seneyi bitirmek
  • Ve tabiki yine ehliyet almak

Bu sefer biraz daha makul şeyler geçiriyorum içimden. Bu hedeflerimi yapamamak için hiçbir sebebim yok. Bunların hepsini başarabilirim ve umarım da başaracağım. 2017 isteklerim arasında ise bir anda karşıma çıkan ve aklıma karıştıran Erasmus Staj Hareketliliği var. Şu anda bile şirketleri araştırmaya devam ediyorum. Hem dil, hem de bir şeyleri daha iyi öğrenebilme açısından yurtdışındaki start-up’ları inceliyorum. Tabiki benim istediğim alan üzerine Avrupa’daki şirket sayısı Amerika’daki şirket sayısından çok çok az olduğu için biraz zorluk çekiyorum. Ama umarım çalışılabilecek, maddi şekilde beni zorlamayacak bir şehirde olan ve işi adam akıllı öğrenebileceğim bir şirket bulup orada staj yapma ihtimali bulabilirim. Şu sıralar en ön sıralardan Avusturya var, oradaki şirketleri yakın mercek altına almış durumdayım. Gönül ister ki bir Almanya, bir Münich olsun ama yılmak yok, araştırmaya devam. Belli mi olur, bir bakarsınız oradan bir şirket ayarlayabilirim.

2017 sonu, 2018 başında tekrar bu yazımı etiketleyerek yazacağım “2017 yılım nasıl geçti?” yazımda görüşmek üzere 🙂

Çalgı Çengi 2 – İkimiz

Çalgı Çengi‘nin ilk filmi çıktığında ben ve Oğulcan filmin çok güzel olduğunu herkese söyledik ama kimse bizi ciddiye almamıştı, ama sonradan film patladı gitti. Biz de yıllardır filmin ikincisinin yapılmasını bekliyorduk ve bugün sonunda Çalgı Çengi 2- İkimiz vizyona girdi.

Biz de Kübra ile birlikte hemen gitmek istedik ve yaklaşık 6-7 saat önce filme girdik ve izledik.

Selçuk Aydemir yapımlarına aşina olanların çok zevk alacakları bir film olmuş diyebilirim. Espiriler yerli yerinde ve ince ince yapılıyor, karakter seçimleri 10 numara olmuş, konu birazcık havada kalsa da çok güzel anlatılıyor. Ben şahsen, Ahmet Kural ve Murat Cemcir ikilisinin yaptığı tüm şeyleri çok büyük bir zevkle izlediğim için oldukça fazla keyif aldım filmden. Ayrıca bu kadar yıl Çalgı Çengi 2’yi bekleyip de beklentiyi yüksek tutmamak da olmazdı tabiki. Çok yüksek bir beklentiyle gittim ve beklentimi karşıladığını söylemeliyim.

Filmde gülmekten yanaklarım ağrıdı diyemem ama her anı keyifli geçen bir filmdi ve tabiki kahkaha attırdığı yerler de çok fazlaydı. Film kadrosundaki isimlerin hepsini zaten önceki yapımlardan tanıyoruz. Çalgı Çengi 1’de olmayan ve ekibe sonradan dahil olan kişilerin neredeyse tamamı filmde bir şekilde kendine rol bulup karşıma çıkmış. Hepsi de rollerine – tabiri caizse – cuk oturmuş.

Filmin müzikleri de özenle yapılmış ve eğlenceyi bir seviye artıran seçimler olmuş. Normalde içinde müzik barındıran filmleri izlemeyi tercih ediyorum – bkz: hint filmleri – ama öyle bir dozda eklenmiş ki müzikler, tam enerji düşerken birden gelen müzikle birlikte tekrardan enerjiniz doluyor.

Ayrıca birinci filmden aşina olduğumuz olaylara da filmde fazlasıyla değiniliyor. Çek-yat kaçırma, damda içki içerkenki diyaloglar, mafyalar…

Benim tavsiyem kesinlike gidip izlemeniz yönünde olacaktır. Umarım yakın zamanda tekrardan bir dizi ile de bu ekibi görmek nasip olur 🙂

2016 Yılı Benim İçin Nasıl Geçti?

Normalde bu yazıyı 2016‘ın son günlerinde yazmam gerekiyordu ama bazı aksaklıklardan dolayı bugüne kısmet oldu. Geçtiğimiz sene ülkemiz için pek iç açıcı gelmese de benim için güzel geçtiğine inanıyorum. Her sene kendimi daha çok geliştirdiğim konular oluyor, bu sene içinde yaptıklarımı da şöyle bir toparlamak istedim. Geçen sene yazdığım 2016 Yılı Hedeflerim yazımda yazdıklarımı ve sonuçlarını da burada listelemek istiyorum.

  • 85 kilonun üzerine çıkmamak (Çıkıp iniyorum ama şu aralar 87 falanım)
  • Not ortalamam minimum 2.9 olacak (Olmadı, 2.5 şu an)
  • Yaptığımız araba ile sene sonu sergisine katılmak (Arabayı tamamladık ama sergiye yazıcı ile katıldık)
  • Ehliyet Almak (Yıllardır olmuyor, bu sene de olmaz gibi :))
  • 3D Printer’ı tamamlamak (İşte bu bitti)
  • Yeterli maddi desteği bulursam kendi 3D Printer’ımı yapmak (Maddi desteği bulamadım)
  • Güzel bir 2 Günde Şirket-i Alem etkinliği çıkartmak (Çok çok iyi bir Şirket-i Alem çıkarttık)

2016, eğitim hayatım için güzel geçti. 1. sınıf bitti ve artık mesleğin temellerini öğrenmeye başladığımız 2. sınıfa geçtim, şu sıralar finallere hazırlanmakla meşgulüm zaten. 1. sınıf da tam olarak beklediğim ortalama ile bitti zaten. Bir işin bana faydası olacak kısımlarını öğrenip, kalan kısmı hakkında da aradığım şeyi nerde bulacağımı bilecek kadar bilmenin yeterli olduğunu düşündüğüm için öyle aman aman bir nota sahip değilim. Ama 2. sınıfın çok zorlu başladığını söyleyebilirim. Çok ağır bir tempoda ilerliyoruz, sürekli bir sınav var, boş geçen haftamız yok, o yüzden vakit ayıramadığım bazı şeyler oluyor.

Geçtiğimiz sene bana – teknik anlamda – oldukça fazla şey kattı. Bu bilgi, birikim ile çeşitli yarışmalara gittim ve kendimi daha fazla geliştirecek kişilerle buluşmaya, çeşitli etkinliklere katılmaya gayret ettim. Katıldığım bazı etkinlikler ile ilgili yazdığım yazıları aşağıdan okuyabilirsiniz:

2016’da sanırım en çok para ayırdığım alan elektronik eşyalardır. Şimdi aklınıza bilgisayarlar, telefonlar, akıllı saatler falan gelmesin, bunların hiçbiri değil. Daha çok geliştirme kartları, onlar için gerekli modüller, çeşitli ölçüm cihazları gibi eşyalardan bahsediyorum. Ortaya basit de olsa projeler çıkartarak her biri için kendime bir şeyler katmaya çalıştım.

Ayrıca, bir çok yazımda bahsettiğim 3 boyutlu yazıcı maceramız oldu. Çok güzel başladı, gayet güzel ilerledi ama bazı sebeplerden dolayı olmadı veya çabuk pes ettik. Ama bu maceranın bana kattığı o kadar fazla şey oldu ki buraya tek tek yazamıyorum. Bir girişimi kurmanın zorluğunu adım adım yaşadık ve kapitalist düzen bizi alt etti 🙂 Bu bilgilerin üzerine daha fazla şey katarak, ilerde çok daha sağlam adımlarla ilerleyip ortaya bir şeyler çıkartacağımı da buradan belirtmek istiyorum. Proje askıya alındı ama tasarımı ve yapıyı incelemek için 13boyut.com‘u ziyaret edebilirsiniz ve bu macera ile ilgili yazımı okuyabilirsiniz.

Blogum açıldığından beri kullandığım Independent Publisher temasını değiştirerek kendi yazdığım bir temayla yoluma devam etme kararı aldım. Bu temayı yaparken de çok fazla yeni bilgi ve işimi kolaylaştıracak yenilik öğrendim. Her fırsatta bu temayı paylaşacağım diyorum ama bir türlü düzenlemeleri yapıp paylaşmak nasip olmadı, ama en yakın zamanda paylaşacağım. Blog temasını değiştirdikten sonra Alexa sıramda bir artış olduğunu söylemek istiyorum ama 🙂

Son olarak kişisel yaşantımdan bahsetmek istiyorum. Ailemden uzakta olduğum için onları çok özlüyorum, ama ekmek kapısı işte, ne yaparsınız. Kübracığım ile de aramız – Allah bozmasın – çok iyi maaşallah. 1. senemizi doldurduk hatta şu sıralar 14. ayımızdayız. Allah daha uzun seneler nasip eder inşallah.

Yani anlayacağınız 2016 benim için oldukça verimli bir yıldı, darısı 2017‘nin başına.

2017’de yapmayı planladıklarım ile ilgili bir yazıyı da en kısa sürede yazıp paylaşacağım. 2016’ya bir fotoğraf bırak derseniz de sanırım bu olurdu ya.

3 Boyutlu Resim Eren Keskin
3 boyutlu baskı ile bastığım kendi resmim

TEDx ODTU Ankara Konferansı

TEDx, dünya çapında düzenlenmekte olan, konuşma konularına göre alanında iyi olan insanların konuşarak konuşmacıların hayatlarına dokunmaya çalıştıkları bir konferans. Geçtiğimiz pazar günü (25 Aralık 2016) ODTU‘de düzenlenen TEDx konferansına katılma şansını yakaladım.

Daha önce İzmir’e robot yarışmasına gittiğim arkadaşlarım ile birlikte yine otostop yollarına düşerek etkinliğe doğru yola koyulduk. Kısa bir yolculuk sonrası geceyi Ankara’da geçirdik ve sabah erkenden yola düştük. Konferansın heyecanından olsa gerek 1’de başlayacak konferans için saat 10’da salonun önündeydik. Biraz vakit geçirmek için ODTU içindeki kafelere gittik ve etkinliği bekledik.

Salona alımlar başladıktan sonra fuaye alanında birbiriden değerli insanlarla muhabbet etme şansı bulduk ve bunu iyice değerlendirmeye çalıştık. Sonra kapılar açıldı ve adeta şov başladı.

İçeride insanın ilk dikkatini çeken şeyin ses sistemi olduğunu söylemek istiyorum. Aşırı derece pürüzsüz ve yüksek kalitede bir ses vardı, bunu güzel bir çalma listesi ile süslediğiniz zaman tadından yenmeyecek bir hal almıştı. Ardından sahne göze çok güzel hitap ediyor ve “Burası TEDx Sahnesi, başka etkinliklere benzemez..” diyordu. Bu güne kadar bir çok etkinliğe gittim, hatta daha 1-2 ay önce yine aynı salonda, yine aynı ekibin organize ettiği Yeni Fikirler Yeni İşler etkinliğine gelmiştim ama bu sahne ve organizasyon kesinlikle en iyisiydi.

Sonra teker teker konuşmacılar çıkmaya başladı. Mehmet Auf‘un moderatorlüğünde ilerleyen etkinlikte birbirinden değerleri insanlar bizim için sahneye çıkıp, o meşhur TED’in kırmızı noktasında konuşmalarını yapmaya başladılar. Konferansın konusu “Gelgitlere Karşı“ydı. Çıkan konuşmacılar da hayatlarındaki gelgitleri, karşılaştıkları zorlukları ve bu zorlukları aşmak için neler yaptıklarını bize anlattılar. Hepsinin yaşantıları birbirinden farklı ama yine hepsinin tek bir ortak noktası vardı, hayatlarında ciddi gelgitler yaşamış olmaları, “Kırılma Noktam” diyebilecekleri noktayı geçerek o tecrübeyi yaşamış olmaları.

Hepsinin ortak özellikler vardı ama tabi bir de benim özellikle dikkatimi çeken, konuşmasının hiç bitmesini istemediklerim de oldu tabiki. Özellikle bir kaç konuşmacı o sahneden inmese de sabaha konuşsa dedim. Ama herbiri birbirinden güzel olan konuşmaları dinleyenler arasında olduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

Oturum aralarında da oyunları oynayarak, insanlarla sohbet ederek ve tabiki devamlı olarak bir şeyler yiyerek geçirdim. ODTU etkinliklerinin fuaye alanları beni benden alıyor resmen. Bu güzel konferansı bitirdikten sonra tekrar Eskişehir yoluna düştük.

Aramızda kalsın demişti ama ben yazıyı bitirmeden araya sıkıştırmak istiyorum. Levent Ülgen, gerçekten ODTU’de 4.00 ortalama yapmış. Ama genel ortalaması değil, 4. sınıf bitirme ortalamasıymış orası ayrı. Yalan haberlere inanmayın yani 🙂 Ayrıca Sayın Ozanser Uğurlu, sizden her etkinliğe bir tane lazım olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

TEDx’ler genelde İstanbul’da ve Ankara’da oluyor. Neden Eskişehir’de de olmasın diyerek yazıyı bitiyorum, okuduğunuz için teşekkür ederim.

İlk Girişimimiz 13boyut.com Neden Kapandı?

13boyut.com bu yazıyı yazdığım sıralarda kapalı olmasa da Şubat 2017 itibariyle kapanmış olacak. 3 boyutlu yazıcımızı yaptıktan sonra bir girişim içerisine girdik ve bir e-ticaret sitesi oluşturmaya karar verdik. Bizim yaptığımız sıralarda online olarak 3 boyutlu ürün satışı henüz çok çok kısıtlı olarak yapılan bir şeydi. Ama tam anlamıyla tökezledik ve açılmadan kepenk kapattık.

İlk önce girişimimizden bahsetmek istiyorum. 3 boyutlu yazıcılar son birkaç yıldır çok fazla ses getirir seviyeye geldi. Hem maliyet düşüklüğü hem de kullanım kolaylığı ile en kolay yoldan ürün üretmemize yardımcı olan 3 boyutlu yazıcılardan bir tane de biz yaptık. Do It Yourself (DIY), açık kaynaklı, Prusa i3 modeli yazıcı yaptık. Yazıcıyı yaparken oldukça fazla sorunla karşılaştık, yapımı bittikten sonra baskı kalitemizi artırmak için çok daha fazla zorlukla karşılaştık. Yapım aşaması sonrası sorunları listeyecek olursak;

  • Filament kalitesi
  • Baskı programı seçimi ve özellikleri
  • Yazıcının mekanik sorunları
  • Maddi sorunlar

Bu sorunlar hakkında tamamen farklı bir yazı hazırlayacağım.

Bu sorunların üstesinden yavaşça geldikten sonra piyasada eksikliğini gördüğümüz bir işe giriştik. Çevremize direk elden sattığımız 3 boyutlu baskı ürünlerimizi artık online platformda satmak istiyorduk. Bunun için – en büyük sorunumuz – online alışveriş konusunda çok fazla araştırma yapmadan hemen bir alan adı ve hosting alarak bir maceraya atıldık. 13boyut.com alan adının içerisine WordPress alt yapısını kullanan WooCommerce destekli bir tema kurarak o tema üzerine geliştirmeler yaptık. Son hali benim oldukça hoşuma giden bir tema elde ettik ve içeriklerimizi oluşturmaya başladık. O zamana kadar basmış olduğumuz ürünlerimizi ve yeni bastığımız ürünlerin fotoğrafları çekmek için fotoğrafçıları gezmeye başladık ama siz siz olun, çok büyük miktarda sermayeniz yoksa fotoğraflama işi için fotoğrafçılara gitmeyin. Bizden 30 parça ürünün stüdyo fotoğrafı için – düzenlemesi yapılmamış halde istedim – 1000 TL gibi faiş fiyatlar istediler ve biz de çözümü kendi evimizde masanın üzerinde fotoğraflamada bulduk.

Ürün fotoğraflarını, içerikleri, fiyatları girerek web sitemizin içerisini yavaş yavaş doldurduk, sıra geldi sosyal medya hesaplarına. İlk olarak, bizim açılış yaptığımız tarihlerde gerçekleşecek olan Avrupa Şampiyonası‘nı hedef aldık ve milli duygularımızı ön plana çıkaran bir ürünle sosyal medya maceramıza başladık. Şampiyona gereği, Paris’te bulunan Eiffel Kulesi ülkemizin renklerine bürünecekti. Biz kırmızı-beyaz renklerde bir Eiffel Kulesi basarak paylaştık. Oldukça ilgi gören bu paylaşımımızdan sonra ürünlerimizi belli bir sıra ve kategorileme yöntemiyle eklemeye karar verdik. Her gün, her dakika ürün paylaşmak yerine sıradan ürünlerimizi normal zamanlarda paylaşıp yaklaşmakta olan özel günler için ayırdığımız ürünleri zamanı gelince paylaşacaktık.

Ardından babalar günü ve Avrupa Şampiyonası sırasında yaptığımız diğer paylaşımlar da oldukça ilgi gördü. Sitemize beklediğimizin üzerinde ziyaretçi alıyorduk ve bu ziyaretçileri sitemizde tutma süremiz beklediğimizin oldukça yukarısındaydı. Ama atladığımız şeyler vardı. Birincisi, biz ödemeyi sadece havale yolu ile alabiliyorduk – ve bu kullanıcı tarafından istenmeyen bir şey- ikincisi de yasal olarak herhangi bir varlığımız yoktu.

Araştırmalara siteyi açtıktan sonra başladık. Karşılaştığımız sonuç bizim için hüsran oldu diyebilirim. Kredi kartı ile alışveriş yapılabilmesi için öncelikle bir vergiye tabi olmamız gerekiyormuş. Vergi verdiğimiz zaman sosyal güvencemizin yapılması gerekiyormuş. E biz zaten bu işe girerken sıfır sermaye ile girmiştik. 1 senelik planı ortaya koyduğumuzda bizim cebimizden yaklaşık 10 Bin TL para çıkıyor – maliyet hariç – ama aylık 1000 TL net gelir ettiğimizi düşünürsek sene sonunda cebimizde 12 Bin TL oluyor. 1 senelik gece gündüz emeğin sonunda 5 kişilik ekibin herbirinin cebine 1 aylık KYK kredisi kadar para kalıyor.

Bu iş böyle olmaz dedik ve yatırımcı arayışına girdik. Eskişehir sanayisinden yardım alabileceğimizi düşündük ama gittiğimiz 3 firma – konu ile alakalı firma – bize kapı kapattı. Okulumuzun teknoloji transfer ofisi ile iş birliği içinde çalışmalar yapmak istedik ama katıldığımız sergi, etkinlik ve yarışmalardan eli boş döndük. 2 ay daha ayakta kalmaya çalıştık ama baskı ürünlerimiz için gerekli maliyet artık yavaş yavaş belimizi bükmeye başladı. Ekip içerisinde kopmalar başladı. Eğer ekibimiz daha istekli ve daha girişime hevesli olsalardı eminim devam edecektik ama ekip içindeki kopukluktan sonra tekrar toparlanamadık ve girişimimizi tamamen askıya aldık. Artık satışlarımıza ilk başta olduğu gibi direkt olarak elden devam ediyoruz.

Bu girişimin bana öğrettiği şeyleri kendime ve size not olarak eklemek istiyorum.

Gelecek planı ve vizyonu oturtmadan bir işe girişme.

Önündeki 1 seneyi çıkartabileceğin bir sermayen olsun.

Araştırmadan ve analiz yapmadan bir işe kalkışma.

Ekibini çok güzel seç.

Tabi her şey bir yana neden başarılı olamadığımızın asıl nedenini paylaşmak istiyorum. Benim şu an bir girişim kuracak cesareti kendimde bulamamam. Kesinlikle tek nedeni buydu. Eğer ben kendime bir girişim kuracak kadar güvenip yola başlasaydım bu işin olacağına adım gibi emindim ama manevi sorunların yanında kendimde bu cesareti bulamayış sebebim maddi sorunlardı. Ben herhangi bir yerden bir geliri olan birisi değildim, bir borcun altına girersem aileme aşırı yük olurum korkusu yüzünden bu işi neredeyse başlamadan batırdım.

WordPress Javascript Dosyalarını Footer’a Taşıma

WordPress alt yapılı bir siteniz varsa geliştirirken takıldığınız noktalardan birisinin de <head> etiketleri arasında yer alan javascript dosyalarının otomatik olarak footer’a taşınmamasıdır. Malesef bunu elinizle yapmanız gerekiyor.

Bu noktada devreye WordPress tarafından geliştirilmiş ve çok güzel şekilde çalışan bir fonksiyon giriyor. wp_enqueue_scripts() fonksiyonu içerisine girdiğiniz dosyaları otomatik olarak footer’a taşıma işlemini yapıyor. Ben bunu kendi kullandığım yöntem ile anlatacağım. Öncelikle bir fonksiyon oluşturarak içerisine bazı veriler girmem gerekiyor. Bu veriler ilk olarak daha önceden tanımlı bir dosya için geçerliyse onu iptal etmek ve yeniden footer’da gösterilmek üzere tanıtmak oluyor. Functions.php dosyamızı açarak aşağıdaki gibi kodlarımızı giriyoruz.

https://gist.github.com/316c7c74623c458df3338bcb7def4d88

Bu kodu kullanarak WordPress tarafından default olarak gelen ve eklentilerden kaynaklanan javascript dosyalarınızı footer’a taşıyabilirsiniz. Burda kullandığımız wp_register_script() fonksiyonu içerisine 5 parametre alır. Bunlar sırayla, (‘dosya-ismi’, ‘dosya-yolu’, ‘dizisi – default olarak array() alır – ‘, ‘versiyonu’, ‘footera taşınsın mı?’) şeklinde olmalıdır. Biz kodumuzda dosya adı ve dosya yolunu girdikten sonra 3. ve 4. parametrelerimizi boş bırakarak default değerlerini almasını sağladık ama 5. parametremize true değerini vererek kodlarımızı footer’a gönderdik.

wp_register_script() fonksiyonunun Codex’te yer alan sayfasına göz atarsanız WordPress’in içerisinde otomatik olarak tanımlı olan javascript dosyalarının isimlerini görebilirsiniz.

Bunun dışında bu kod nerede işimize yarar diye soracak olursanız, benim oldukça fazla kullandığım yapılar arasında yer alır. Bu kod sayesinde istediğimiz javascript kodunu istediğimiz sayfa veya yazıda aktif edebiliriz. Mesela ben eğer Jetpack eklentisini ve ya Contact Form eklentisini anasayfa içerisinde hiçbir yer kullanmıyor, sadece bir sayfada veya yazı içerisinde kullanıyorsam, bunların anasayfa için yüklenmesi benim sitemi yavaşlatacaktır ki bu hiç istemediğimiz bir durum. Bunun önüne geçmek için aşağıdaki gibi bir yapı kullanabiliriz.

https://gist.github.com/53599dc86815b427e17290af83bd0cc3

WordPress Tarafından Eklenen Javascript’ler

Son olarak, sitemizde yer alan eklentiler veya WordPress tarafından otomatik olarak eklenen javascript dosyalarının neler olduğunu veya adını bilmiyorsanız görünmesini istediğiniz yere

<?php global $wp_scripts; var_dump($wp_scripts); ?>

yazarak sitenizde bulunan bütün javascript dosyalarını ayrıntılı olarak görebilirsiniz. Sizin kullandığınız dosyalar ise en alt taraflarda bulunan dosyalar olacaktır. Buradan dosyanıza tanımlı kısa isimi öğrenip onu önce o ismi kullanarak tanımsız hale getirip daha sonra istediğiniz şekilde aktif edebilirsiniz. Eklentilerden kaynak dosyaları tekrar aynı isimle aktif ederseniz eklenti ile ilgili problemlerin önüne geçmiş olursunuz.

Önümüzdeki yazılarımda <head> etiketleri arasında yer alan gereksiz CSS dosyalarını kaldırmayı ve yeni dosyalar eklemeyi anlatacağım.

Lüküs Hayat

Bir tiyatro efsanesi olan “Lüküs Hayat“a geçtiğimiz günlerde Kübra(<3)  ile gittik. Tarihini araştırdığımızda 1933 yılından beri – Cumhuriyet’in 10. yıldönümü – aralıklarla sahneden kaldırılsa da son 25 yıldır İstanbul Şehir Tiyatrosu‘nda aralıksız olarak sahnelenmeye devam ediyormuş.

Müzikal bir tiyatro olan Lüküs Hayat batı kültürüne kendini kaptırmış topluluğun içerisine giren orta direk insanının hikayesini anlatıyor. Aslında evi soymak için giren bir hırsız olan Rıza’nın kendini o hayata kaptırmasını komik ve müzikal bir dilde bize anlatıyordu tiyatro.

Sahneye konan oyun, oyuncuların oynayışı, müzisyenlerin çaldıkları şarkılar hepsi birbirini tamamlayarak ortaya çok güzel bir ambiyans çıktı. Tek kötü yan, müzikal kısımlarda oyuncuların konuştukları şeyleri duymakta zorluk çektik, sanırım hem mikrofon hem de müzik sesinden kaynaklı sorunlar oldu ama ona rağmen oldukça güzel bir sunum yaptılar.

Biz oldukça memnun olarak ayrıldık. Gitmek isteyen herkesin gönül rahatlığı ile gidip izleyebileceği, eğlenceli, müzikal bir tiyatroydu. Önümüzdeki senelerde tekrardan gitmek isteyeceğim bir tiyatro gösterisiydi yani. Denk gelirsem ve büyük ustalar tarafından sergilenen bir oyun da olursa, tadından yenmez.

WordPress the_content() Yerine İstediğiniz Sayıda Parağraf Gösterme

WordPress ile çalışırken karşılaşılan sorunlardan birisi the_excerpt() fonksiyonunda sadece yazı olan içerikleri alması ile birlikte içerik içerisindeki tüm yazısal özellikleri (kalın, eğik yazı vs.) kaldırıp düz yazı haline gelmesi ve the_content() fonksiyonunda ise tüm içeriği ekrana bastırmasıdır. Bunun için çeşitli çözümler mevcut. Mesela the_excerpt() fonksiyonunu istediğiniz kelime veya harf kadar kısaltarak ekrana bastırabiliyorsunuz.

Ama eğer istediğiniz şey bu değil de the_content() fonksiyonu ile görseller dahil tüm içerikleri çekip ekrana düzenli bir şekilde bastırmak ise bunun için kullandığım kodu kullanabilirsiniz. Kod tam olarak sizin içeriğinizi </p> taglarına bölüyor ve ondan önceki içeriği alıyor ve sizin kullanımınız için bunu bir diziye atıyor. Siz de istediğiniz yerde istediğiniz şekilde kullanbiliyorsunuz.

https://gist.github.com/4bf54b3d146671dab7a5b41da86685a1

the_content() fonksiyonu yerine icerik_paragraflama() fonksiyonunu kullanırsanız artık sadece içeriğinizdeki ilk paragraf ekrana yansıyacaktır. Ayrıca paragrafımızın tüm yazısal özellikleri de içerisine dahil olarak gelecektir. Eğer siz birden fazla paragraf göstermek istiyorsanız sadece echo kısmını aşağıdaki gibi değiştirmelisiniz. (Yukardaki kodun alt tarafından ulaşabilirsiniz.)

Yukarıdaki kodumuzda yazımıza ait ilk 3 paragrafı ekrana bastırdık. Bu paragraf parçalama kodunun bir diğer faydası da eğer içeriğimizin 1. ve 5. paragraflarını göstermek istiyorsak fonksiyon dosyasında bir değişiklik ile bunu yapabilirsiniz. Hatta isterseniz kodu biraz daha komplike bir şekilde, parametre alabilen bir fonksiyon haline getirerek içerisine girdiğiniz sayı parametreleri kadar paragrafı ekrana bastırabilir hale getirebilirsiniz. Ben bana yettiği şekilde kullandım, ileri işlerimde ihtiyacım olursa o şekilde de yazıp paylaşırım tabiki. Eğer bu şekilde yapan olur ve benimle paylaşırsa ben de paylaşarak ona destek olmaya çalışırım.

WordPress ile the_content() ve the_excerpt fonksiyonları yerine kullanabileceğimiz bir fonksyion oluşturarak daha güzel bir yazı tecrübesi imkanı yakaladık. Diğer yazılarda görüşmek üzere.