WordPress Javascript Dosyalarını Footer’a Taşıma

WordPress alt yapılı bir siteniz varsa geliştirirken takıldığınız noktalardan birisinin de <head> etiketleri arasında yer alan javascript dosyalarının otomatik olarak footer’a taşınmamasıdır. Malesef bunu elinizle yapmanız gerekiyor.

Bu noktada devreye WordPress tarafından geliştirilmiş ve çok güzel şekilde çalışan bir fonksiyon giriyor. wp_enqueue_scripts() fonksiyonu içerisine girdiğiniz dosyaları otomatik olarak footer’a taşıma işlemini yapıyor. Ben bunu kendi kullandığım yöntem ile anlatacağım. Öncelikle bir fonksiyon oluşturarak içerisine bazı veriler girmem gerekiyor. Bu veriler ilk olarak daha önceden tanımlı bir dosya için geçerliyse onu iptal etmek ve yeniden footer’da gösterilmek üzere tanıtmak oluyor. Functions.php dosyamızı açarak aşağıdaki gibi kodlarımızı giriyoruz.

https://gist.github.com/316c7c74623c458df3338bcb7def4d88

Bu kodu kullanarak WordPress tarafından default olarak gelen ve eklentilerden kaynaklanan javascript dosyalarınızı footer’a taşıyabilirsiniz. Burda kullandığımız wp_register_script() fonksiyonu içerisine 5 parametre alır. Bunlar sırayla, (‘dosya-ismi’, ‘dosya-yolu’, ‘dizisi – default olarak array() alır – ‘, ‘versiyonu’, ‘footera taşınsın mı?’) şeklinde olmalıdır. Biz kodumuzda dosya adı ve dosya yolunu girdikten sonra 3. ve 4. parametrelerimizi boş bırakarak default değerlerini almasını sağladık ama 5. parametremize true değerini vererek kodlarımızı footer’a gönderdik.

wp_register_script() fonksiyonunun Codex’te yer alan sayfasına göz atarsanız WordPress’in içerisinde otomatik olarak tanımlı olan javascript dosyalarının isimlerini görebilirsiniz.

Bunun dışında bu kod nerede işimize yarar diye soracak olursanız, benim oldukça fazla kullandığım yapılar arasında yer alır. Bu kod sayesinde istediğimiz javascript kodunu istediğimiz sayfa veya yazıda aktif edebiliriz. Mesela ben eğer Jetpack eklentisini ve ya Contact Form eklentisini anasayfa içerisinde hiçbir yer kullanmıyor, sadece bir sayfada veya yazı içerisinde kullanıyorsam, bunların anasayfa için yüklenmesi benim sitemi yavaşlatacaktır ki bu hiç istemediğimiz bir durum. Bunun önüne geçmek için aşağıdaki gibi bir yapı kullanabiliriz.

https://gist.github.com/53599dc86815b427e17290af83bd0cc3

WordPress Tarafından Eklenen Javascript’ler

Son olarak, sitemizde yer alan eklentiler veya WordPress tarafından otomatik olarak eklenen javascript dosyalarının neler olduğunu veya adını bilmiyorsanız görünmesini istediğiniz yere

<?php global $wp_scripts; var_dump($wp_scripts); ?>

yazarak sitenizde bulunan bütün javascript dosyalarını ayrıntılı olarak görebilirsiniz. Sizin kullandığınız dosyalar ise en alt taraflarda bulunan dosyalar olacaktır. Buradan dosyanıza tanımlı kısa isimi öğrenip onu önce o ismi kullanarak tanımsız hale getirip daha sonra istediğiniz şekilde aktif edebilirsiniz. Eklentilerden kaynak dosyaları tekrar aynı isimle aktif ederseniz eklenti ile ilgili problemlerin önüne geçmiş olursunuz.

Önümüzdeki yazılarımda <head> etiketleri arasında yer alan gereksiz CSS dosyalarını kaldırmayı ve yeni dosyalar eklemeyi anlatacağım.

Lüküs Hayat

Bir tiyatro efsanesi olan “Lüküs Hayat“a geçtiğimiz günlerde Kübra(<3)  ile gittik. Tarihini araştırdığımızda 1933 yılından beri – Cumhuriyet’in 10. yıldönümü – aralıklarla sahneden kaldırılsa da son 25 yıldır İstanbul Şehir Tiyatrosu‘nda aralıksız olarak sahnelenmeye devam ediyormuş.

Müzikal bir tiyatro olan Lüküs Hayat batı kültürüne kendini kaptırmış topluluğun içerisine giren orta direk insanının hikayesini anlatıyor. Aslında evi soymak için giren bir hırsız olan Rıza’nın kendini o hayata kaptırmasını komik ve müzikal bir dilde bize anlatıyordu tiyatro.

Sahneye konan oyun, oyuncuların oynayışı, müzisyenlerin çaldıkları şarkılar hepsi birbirini tamamlayarak ortaya çok güzel bir ambiyans çıktı. Tek kötü yan, müzikal kısımlarda oyuncuların konuştukları şeyleri duymakta zorluk çektik, sanırım hem mikrofon hem de müzik sesinden kaynaklı sorunlar oldu ama ona rağmen oldukça güzel bir sunum yaptılar.

Biz oldukça memnun olarak ayrıldık. Gitmek isteyen herkesin gönül rahatlığı ile gidip izleyebileceği, eğlenceli, müzikal bir tiyatroydu. Önümüzdeki senelerde tekrardan gitmek isteyeceğim bir tiyatro gösterisiydi yani. Denk gelirsem ve büyük ustalar tarafından sergilenen bir oyun da olursa, tadından yenmez.

WordPress the_content() Yerine İstediğiniz Sayıda Parağraf Gösterme

WordPress ile çalışırken karşılaşılan sorunlardan birisi the_excerpt() fonksiyonunda sadece yazı olan içerikleri alması ile birlikte içerik içerisindeki tüm yazısal özellikleri (kalın, eğik yazı vs.) kaldırıp düz yazı haline gelmesi ve the_content() fonksiyonunda ise tüm içeriği ekrana bastırmasıdır. Bunun için çeşitli çözümler mevcut. Mesela the_excerpt() fonksiyonunu istediğiniz kelime veya harf kadar kısaltarak ekrana bastırabiliyorsunuz.

Ama eğer istediğiniz şey bu değil de the_content() fonksiyonu ile görseller dahil tüm içerikleri çekip ekrana düzenli bir şekilde bastırmak ise bunun için kullandığım kodu kullanabilirsiniz. Kod tam olarak sizin içeriğinizi </p> taglarına bölüyor ve ondan önceki içeriği alıyor ve sizin kullanımınız için bunu bir diziye atıyor. Siz de istediğiniz yerde istediğiniz şekilde kullanbiliyorsunuz.

https://gist.github.com/4bf54b3d146671dab7a5b41da86685a1

the_content() fonksiyonu yerine icerik_paragraflama() fonksiyonunu kullanırsanız artık sadece içeriğinizdeki ilk paragraf ekrana yansıyacaktır. Ayrıca paragrafımızın tüm yazısal özellikleri de içerisine dahil olarak gelecektir. Eğer siz birden fazla paragraf göstermek istiyorsanız sadece echo kısmını aşağıdaki gibi değiştirmelisiniz. (Yukardaki kodun alt tarafından ulaşabilirsiniz.)

Yukarıdaki kodumuzda yazımıza ait ilk 3 paragrafı ekrana bastırdık. Bu paragraf parçalama kodunun bir diğer faydası da eğer içeriğimizin 1. ve 5. paragraflarını göstermek istiyorsak fonksiyon dosyasında bir değişiklik ile bunu yapabilirsiniz. Hatta isterseniz kodu biraz daha komplike bir şekilde, parametre alabilen bir fonksiyon haline getirerek içerisine girdiğiniz sayı parametreleri kadar paragrafı ekrana bastırabilir hale getirebilirsiniz. Ben bana yettiği şekilde kullandım, ileri işlerimde ihtiyacım olursa o şekilde de yazıp paylaşırım tabiki. Eğer bu şekilde yapan olur ve benimle paylaşırsa ben de paylaşarak ona destek olmaya çalışırım.

WordPress ile the_content() ve the_excerpt fonksiyonları yerine kullanabileceğimiz bir fonksyion oluşturarak daha güzel bir yazı tecrübesi imkanı yakaladık. Diğer yazılarda görüşmek üzere.

Yeni tema, yeni başlangıç

Merhaba, yine yaklaşık 20 günlük bir aranın sonunda yazıyorum. Farketmişsinizdir, bu yazımı farklı bir tema üzerinden okuyorsunuz şu an. Uzun zamandır severek kullandığım “Independent Publisher” temasını kaldırarak yerine kendi kodladığım, daha minimal ve hoş görünümlü olduğunu düşündüğüm temamı aktif ettim.

Tasarımlar olarak hugogiraudel.com sitesinin tasarımını kullandım. Tasarım çok hoşuma gitti ve WordPress temasını aradım ama bulamadım. Ben de bu yüzden sıfırdan ve kendimce istediğim yerinde oynayabileceğim bir tema çıkartmak istedim ve ortaya bu tema çıktı.

Temayı yaparken sade olmasını istedim ve ne kadar fazlalık varsa kaldırdım. Yazıyı ve kategolerimi ön plana çıkartmaya çalıştım. Görsel olarak ortaya bu şekilde bir şey çıktı – ama geliştirmeye devam ediyorum –

Arkaplanda ise daha önce hiç yapmadığım kullanımlar yaptım ve siteyi hem hız yönünden hem de SEO yönünden geliştirmeye çalıştım. Şu an hala geliştirmeye devam ettiğim için maksimum verimle çalışmıyor ama geliştirme bittiği zaman tam performans alacağım.

Şu an bulunduğum sunucu bazen 12-13 saniyeye yakın yanıt verme sürelerine ulaşıyor. Bu yüzden yakın zamanda sunucumu da değiştirerek tamamen yeni bir başlangıç yapmak istiyorum.

Bu temayı yakın zamanda Github üzerinden paylaşacağım. Beğenen, kullanmak isteyen herkes istediği gibi kullanabilir, düzenleyebilir ve paylaşabilir.

Yeni temayla birlikte artık yazılarımı da bir düzene sokup hem kodsal hem de kendi yaşantımla ilgili daha fazla yazmaya çalışacağım. Önümüzdeki yazılarda görüşmek üzere.

İzmir Otostobu

Uzun yol otostobu her zaman daha zevklidir. Hem sizin için, hem karşı taraf için biraz korku, heyecan içerse de bu zaten otostobun doğasında olan bir şeydir. Biraz karşılıklı güven meselesi diyebiliriz.

Bir önceki “İYTE Roboleague Yarışması’na katıldık” yazımda bahsettiğim gibi, 3 arkadaş İzmir’de düzenlenmekte olan robot yarışması için Eskişehir’den kalkarak İzmir’e doğru yola düştük.

İlk olarak okulun önünde toplanarak Kütahya yolunun olduğu tarafa doğru otostop çekerek kendimizi asıl güzergahımıza bıraktırdık. Ardından İzmir için kafamızda güzergah oluşturduk. Bizim planımıza göre 3 arabayla rahatlıkla gidebiliyorduk. Önce Eskişehir’den Kütahya’ya, Kütahya’dan da ya Balıkesir üstü ya da Uşak üstü giden araçlarla o şehirlere, oralardan da direk İzmir’e geçme planı yapmıştık.

Otostop çekmeye başladık, 1, 2, 3, 4 diye sayarken ilk 5-10 dakika hiç kimse durmadı, çoğu ilerden döneceğim diyordu. Ama en sonunda bir araba yanaştı, Kütahya tarafına gidip gitmediğini sordum. “İzmir’e kadar gidiyorum gelin” dedi. Ben de biz de İzmir’e gidiyoruz dedim, adam “Hadi yaa” diyerek şaşırdı ve bindik arabaya.

İlk başta normal olarak bir tedirgin oldu adam. Arabaya 3 tane sakallı adam bindi. Ha tamam, hiçbirimizde serseri şekli yok ama sonuçta günümüzde serbest şekilde uzatılmış sakal da çok hoş karşılanmıyor. İlk 10 dakika yavaş yavaş ilerleyen bir muhabbetimiz oldu. Ama ardından o muhabbet bir açıldı, kapatamadık. Ben önde oturduğum için tüm muhabbeti ben yaptım nerdeyse, ama otostop ile tanıştığım en elit insanlardan birisiyle tanışmış oldum diyebilirim.

Şimdi adamı ve yaptıklarını anlatsam yazı alır başını gider, sadece İzmir’e paraşütle atlamaya gidiyormuş diyeyim, siz düşünün gerisini. Yaklaşık 5.5 – 6 saatlik bir yolculuk sonrasında Bornova’ya vardık ve yollarımızı ayırdık. Arabasına bindiğimiz adam Eskişehir’de bir güzellik salonu işletiyormuş. Yolum düştüğü zaman kesinlikle uğrayıp tekrardan bir teşekkür edeceğim.

Bornova’da ayrıldıktan sonra gece Manisa’da kalacağımız için hemen Manisa Kavşağı’na çıkarak orda da bi arabayı durdurduk ve Manisa’ya geçtik. Geceyi orda geçirdikten sonraki istikametimiz de Urla’ydı. Önce tekrar Bornova’ya gitmemiz gerektiği için Manisa – İzmir yolundaki otostop durağına çıkarak ordan da Bornova’ya geçtik. Urla’nın ne tarafta kaldığını, nasıl gideceğimizi bilmediğimiz için ve yetişmemiz gereken bir süre olduğu için oraya otobüsle gitmeyi tercih ettik. 1.5 saatten fazla bir süreden sonra İYTE’ye vardık, oradaki 25-26 saatlik zamandan sonra İYTE’nin çıkış kapısından da ilk otostop çektiğimiz araba durdu ve hepimizi Alsancak’a bıraktı. Gece de geç vakite kaldığımız ve yorgunluktan öldüğümüz için otobüsle Eskişehir’e geri döndük.

Kısacası, oldukça güzel, keyifli, heyecanlı, bilgilendirici bir otostop macerası yaşadık. Her zaman çok zevkli olduğunu söylüyorum ve yine söyleyeceğim. Otostop çok keyifli bir şey. Hiçbir zaman işin para kısmında olmadım, şehir içinde altı üstü 1 TL civarı paralar veriyoruz ama otostopta karşılaştığınız kişiyle ettiğiniz muhabbet kadar zevkli bir muhabbet etme şansınız olmuyor.

Otostop ile seyahati denemenizi öneririm, tadına anca o zaman varabilirsiniz.

İYTE Roboleague Yarışması’na katıldık

Burdan – Eskişehir – kalkıp otostopla İzmir’e giderek, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE)’de düzenlenen Roboleague yarışmasına Rob Stark ekibi olarak katılarak robot yapmaya çalıştık. (Bir sonraki yazımda İzmir otostobu maceramızı okuyabilirsiniz.) Katıldığımız kategori “Tasarla, Yap, Yarıştır” kategorisiydi. Bu kategoride, size verilen parçalarla tasarımlar yaparak, size verilen parkur ve görevleri tamamlamanız gerekiyor. Bizim kategorimiz 24 saat sürüyordu. Sizi 24 saat boyunca ekibinizle birlikte bir sınıfta tutuyorlar ve projenize odaklı çalışıyorsunuz. Giriş çıkış serbest, eğer rahat bir yer bulabilirseniz uyumak serbest, hiçbir koşul yok, tek yapmanız gereken o robotu bitirmek.

Ama keşke burda yazdığım kadar kolay olsaydı. Daha önce yıllardır gelen ekipler tasarım için verilen K’nex malzemeleri ile çatır çatır bir şeyler yapmaya başladılar, hatta yanımızdaki ekip yarım saatte arabanın taslağını bitirdi ama biz 2. saatin sonunda üçüncü boyuta çıkmayı yeni başarmıştık. Bu bizim için oldukça bir eksi oldu. Bunun yanında ağırlığı çok güzel ve dengeli dağıtmanız gerekli, verilen parçaların ağırlıkları oldukça fazla ve sizin bunları 2 teker üzerinde hareket ettirmeniz gerekiyor.

Kısıtlı parçalarla kabataslak bir araç oluşturduk, geldi sıra elektronik sistemine. Arduino kullanarak yapılması gerekiyordu, elimizdeki parçalarla sistemimizi yazdık, sistem sıkıntısızdı ama atladığımız bir nokta varmış ve sensörlerin aralığını tam olarak güzel ayarlayamamışız. Bu mekaniksel hatadan dolayı bizim araç kendi kafasına göre hareket ediyordu, parkuru arada bir tamamlıyor arada bir tamamlamıyordu. Anlayacağınız birazcık elimizde patlamıştı.

Bizim zaten oraya gitme amacımız, yarışma ortamını görmek, yeni insanlarla tanışmak, onlarla bilgi paylaşımı yapmak, bizim ilgilendiğimiz alanda çalışan insanlarla muhabbet etmek, kısacası bir şeyler öğrenmekti. Bunu fazlasıyla yaptığımızı düşünüyorum. Her ne kadar elemelere katılmayıp yarışmadan çekilmiş olsak da çok güzel bir yarışma heyecanı geçirdik. Orada 24 saatte diğer ekiplerle ve İYTE‘nin bizim oda için görevlendirdiği Oğuz‘la çok güzel bir samimiyet kurduk.

Yarışmadan ayrıldıktan sonra da yine bir otostopla İzmir’e dönerek orada arkadaşlarımızla vakit geçirdik ve gecesinde tekrar geri döndük.

ODTU – Yeni Fikirler Yeni İşler (YFYI) ’16

ODTU‘de 2005 yılından beri her sene düzenlenmekte olan Yeni Fikirler Yeni İşler (YFYI) etkinliğine bu sene gitmeyi çok istiyordum, etkinliği IEEE ODTU’nün organize ettiğini duyunca kesin gidiyorum dedim ve kulüple birlikte sabahın 4’ünde yola düştük.

ODTU’nün ayazında üşüdükten sonra güzel bir kahvaltı yaptık ardından Kongre ve Kültür Merkezi’nde beklemeye başladık. O sırada eşantiyonlarımızı aldık. Eşantiyonlar içerisinden bir tane sticker, bir tane poster şeklinde güzel söz ve bir tane de Cardboard çıktı. Oldukça basit ve güzel düşünülmüş üç hediyeydi diyebilirim.

Etkinlik ilk olarak saat 12’ye kadar yarışan projelerin sunumları ile başladı ve hepsini dinledik. T-IDEA kapsamında ilgimi en çok çeken projeler;

  • Otsimo – otistik çocuklarla ilgili bir proje
  • IsıTeks – doğru akımla ısınabilen nanoteknolojik bir tekstil maddesi
  • TemPerfect – ince film ile ısınan bir cam teknolojisi
  • GBlock – depolarda oluşan karmaşa için robotik bir çözüm

T-IDEA kapsamındaki tüm projeleri bu adresten inceleyebilirsiniz.

T-START kapsamında ilgimi çeken projeler;

  • Diploid – biyolojik yollarla ısı yalıtım maddesi üretimi yapılan bir proje
  • Limatek – tıpda denge sorunlarını tespit etmek için geliştirilmiş bir robotik cihaz
  • Momentum – Karayel isimli özgün tasarımlı, güzel düşünülmüş bir rüzgar tribünü

T-START kapsamındaki tüm projeleri bu adresten inceleyebilirsiniz.

Benim ilgimi bu projeler çekti ve bunları daha dikkatli dinledim diyebilirim. Hepsinin stantlarını fuaye alanında gezdiğim için çıkacak projeler hakkında az çok – okuduğum kadarıyla – bilgim vardı.

Halk oylamasını bitirdikten sonra sıra geldi sponsorların vereceği ödüllere. Bu kısımda sahneye adeta ödül yağdı. Neredeyse katılan projelerin yarısı Amerika Kampı kazandı. Bunun dışında IsıTeks – yanlış saymadıysam – 175.000 TL ödül kazandı, onun dışında bir kaç farklı proje daha yüksek meblağlar kazandı. Ama oradaki tüm projeler biliyorlar ki önemli olan o sahneye çıkabilmekti, önlerinde daha projelerine yatırım bulabilmek için oldukça uzun bir süreç var, pes etmeyip yollarına devam edenler bir şekilde ihtiyaçları olan parayı bulacaktır.

Biz ekip olarak bu yarışmada oldukça eğlendik, bilgilendik ve heveslendik. Özellikle bir kaç arkadaşım ile birlikte “Biz de bir şeyler yapmalıyız ve mezun olduktan sonra kesinlikle bu yarışmaya katılmalıyız.” dedik. (Mezunluk şartı aranıyor) Umarım biz de ilerde bu hedefimizi gerçekleştiririz.

Yarışma bittikten sonra sunucu Metin Uca’yı trolledik ve sonra da Bahçelievler’e gidip biraz serbest vakitimizi harcadık. Ardından akşam 8 gibi tekrar yola çıkarak Eskişehir’e döndük.

Benim için oldukça verimli ve bilgilendirici bir etkinlikti, kesinlikle önümüzdeki senelerde de gelmeye çalışacağım. Ayrıca fuaye alanı muazzamdı. Yiyecekler çok güzeldi ve ben onlardan güzel güzel yedim, ellerine sağlık yapanların.

Eğer vakit ayırabilirseniz seneye kesinlikle gelmenizi tavsiye ederim.

Bu Aralar Nasıl Gidiyor?

Güzel bir başlık oldu çünkü uzun zamandır yazamıyorum, bu yazıda biraz hayatın nasıl gittiğinden bahsedip gideceğim, yakın zamanda tekrar geri döneceğim. Aklımdaki 1-2 projeyi tanıtmakla ve gezilerle başlayacağım tekrar yazmaya.

Yaz tatili bitti ve okul başladı. Yaz boyunca Eskişehir’de çeşitli çalışmalar yapmıştık, şimdi sıra onların meyvelerini yemeye geldi. Okulda, insanları biraz daha şevklendirebilmek için IoT (Internet of Things) grubu adı altına bir küçük ekip oluşturduk ve bu ekip içerisine hızlı bir Arduino eğitimi vermeye başlayarak işimize başladık. Asıl amacımız, gelen insanların Arduino üzerinden neler yapabileceğini görüp, bunları pratik olarak – hobi şeklinde – kendi başlarına gerçekleştirmelerini sağlamak. İlk vizelere kadar, bir set üzerinden devam ettiğimiz Arduino eğitimimizi bitirip vizeden sonra kablosuz haberleşme modülleri üzerine yoğunlaşmayı planlıyoruz.

Kavramları bilenler, işin bu kadar basit olmadığını düşüneceklerdir ama benim ve arkadaşlarımın işi, sıfırdan bir şey geliştirmek değil şu an için. Daha ziyade, bize katılan insanların biraz daha bir şeylerle ilgilenmesi, fikir sahibi olması, proje geliştirmesi. Çünkü üniversitemizde bunun açığını ben ve arkadaşlarım ciddi şekilde hissediyoruz. Her ne kadar mesleki – teorik – bilgiyi bize çok güzel aktarsalar da pratik bilgide sınıfta kalarak biraz eksik bir durumda kalıyorlar. Biz kendi çapımızda, bir nebze de olsun birilerine bir şey katmak için böyle bir çalışma içine girdik. Belki bizim başlattığımız bir kıvılcımın üzerine, bize katılan kişiler bir şeyler katarak ilerde çok daha büyük bir proje ile hayatlarına devam ederler, ve bu da bizi çok mutlu eder.

Onun dışında, 2. sınıf dersleri zormuş. Diyorlardı da inanmıyorduk ama daha hafif hafif başlamasına rağmen güzel güzel zorladı beni. Daha çok çalışmak gerekecek.

Yukarda bahsettiğim gibi yakın zaman da hayata geçirmek istediğim 2 projem var. Birisinin altyapısı bitti ancak maddi kaynak arayışı içindeyiz, diğer için ise biraz daha vakit var gibi. Çünkü sıfırdan öğrenmem gereken şeyler içeriyor ve ben çok vakit ayıramıyorum ona.

Hakan (Ev arkadaşlarımdan biri), eve abisinin eski televizyonunu getirdi ve ev çok farklı bir hal aldı o televizyon sayesinde. Bi de üstüne bugün Lig TV bağlattık, artık tadından yenmez o televizyon, salon farklı bir boyut aldı. Maçlar 5 TL, yiyeceğinizi, çerezinizi kendiniz getiriyorsunuz, çaylar müesseseden.

Son olarak haftaya 15 Ekim’den YFYİ için Ankara’ya, 22-23 Ekim’de ise İzmir’e Roboleague’e gitme planım var. İnşallah oralardan da edindiğim tecrübeler hakkında birer yazı yazacağım.

Ha bu arada yengenizle de aramız çok çok iyi, Allah bozmasın. Şimdi ona “Selamın var mı?” diye sordum, “Var ama kime?” dedi, söylemedim diye trip yiyorum ama olsun, size çok selamı var yani 🙂

Avatar

Yine izlemediğime pişman olduğum bir filmle karşınızdayım. Ve yine tamamen önyargımdan dolayı izlemediğim bir film. Önceki yazılarımda da yazdığım gibi böyle canavarlı falan şeyleri pek sevmiyorum ama son derece güzel bir filmi kaçırmışım diyebilirim.

Avatar‘ı anlatmaya gerek yok, her şeyiyle dünyada marka olmuş, kaliteli bir yapım. Bizim dünyamızla, gerçekte var olmayan bir dünya arasındaki savaş anlatılıyor. Bir program sayesinde geliştirilen Avatar bedenlerine giren insanlar, yerli halkın arasına karışarak bilgi sızdırmaya çalışıyor ama bir yerden sonra işler değişiyor ve savaş tamamen baş gösteriyor.

Film hakkındaki ilginç yorumları okudum. Kimisi Doğu – Batı arasındaki kavgayı anlattığından, kimisi dinsel değerlendirmeleri, tasavvufla bağlantısını açısından, kimisi de filme harcanan paranın gereksizliğinden yakınmış. Ama bence kesinlikle böyle şeyler yok. Filmi ayrıntılı olarak, durdura durdura, sahneleri inceleyerek izlemediğiniz sürece yapılan bu yorumlar bana saçma geliyor. Aynı yorumlar Matrix için de yapılmıştı. Bilinçaltımıza bunların aşılandığı söyleniyor ama ben bu filmi izleyip de “Fil sûresi”nden yola çıkarak dinle olan bağlantısı hakkında bir şey düşünmüyorum, düşünmem de. Bu tarz yorumları bırakın film eleştirmenleri, bu işten para kazanan insanlar yapsın. Biz izlediğimizden zevk almaya bakalım.

Son olarak, kendinizi filme bırakın, film akıp gidiyor zaten. Filmden yıllar sonra bunu demek biraz garip olacak ama izlemeyenler için söylüyorum, izlenesi bir film.

ESP8266 ile Server üzerinde RGB Led Kontrolü

ESP8266 RGB Led Server

Bir önceki NodeMCU ile DHT11 Kullanımı yazımda da belirttiğim gibi ESP8266 kullanarak bir şeyler öğrenmeye devam ediyorum. Bu yazımda ise Arduino‘muza bağlı olan ESP8266 modülü ile server üzerinden, bizim vermiş olduğumuz değerler ile yanacak bir RGB led kontrolü yapacağız.

İnternetteki bir çok kaynaktan bulabileceğiniz server kurma kodlarını yazarak vakit kaybetmek istemiyorum. Ben öncelikle RGB ledim için küçük bir renk fonksiyonu yazarak başlamak istiyorum.

https://gist.github.com/erenkeskin/5ad3207a1ee6db9bb609123233d29951

Bu kodları gerekli yerlere yerleştirdikten sonra geriye sadece RGB led’imiz için değer göndermek kalıyor. Unutmayın! RGB bacaklarınızı PWM sinyali veren pinlere takmalısınız.

Serverdan değerleri almamız için ben GET methodunu kullandım. Sanırım POST methodu ile de yapılabiliyor ama henüz o konuda net bir bilgiye ulaşamadığım için GET methodunu kullandım. Bunun için öncelikle bir HTML formu içerisinde değerler ile göndermemiz gerekli. Gönderme işleminin ardından sayfa adresi “/kirmizi=90&yesil=130&mavi=240” gibi bir hal alıyor. Bizim yapmamız gereken ise bu satırdan sayısal verileri alarak integer’a çevirmek ve ardından bu integer değerleri renkAyarla() fonksiyonuna göndererek ledi yakmak.

C’de URL parçalamak için çok kolay bir yol bulamadım. O yüzden kısmen uzun bir yol izleyerek tek tek parçaladım ve stabil sonuç elde edebildim. Eğer siz daha kısa ve kolay bir yol biliyorsanız benimle paylaşırsanız sevinirim.

Aşağıdaki kodlar ile HTML sayfanızı oluşturup RGB ledinizi kontrol edebilirsiniz.

Loop fonksiyonu içerisinde HTML olarak server yapısı oluşturduğum kod:

https://gist.github.com/e9ded39eaaf7e80900876f5c8650f59b

URL’yi parçalamak (split) ve Led’i yakmak için ise aşağıdaki kodu kullanıyorum.

https://gist.github.com/e3409dd51e52052324916a5d201086b4

Herhangi bir soru ve sorununuz olursa elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışırım, yorum olarak belirtmeniz yeterli.