NodeMCU ile DHT11 Kullanımı

NodeMCU DHT11

Arduino üzerine 1-2 çalışma yapmıştım ve artık kablosuz haberleşme üzerine farklı şeyler yapmaya çalışıyorum. Bunun içinde en büyük yardımcım ESP8266 modülü oluyor.

Ama Arduino kullanırken şöyle bir sıkıntı çekiyorum. Uno’nun ve Nano’nun hafızaları bazı şeyler için küçük geliyor ve Mega’nın da boyutu yaptığım işler için büyük geliyor. Bunun için hem boyut hem hafızadan kazanç, hem de ESP8266 bağlantısındaki kablo kalabalığından kurtulmak için NodeMCU‘ya geçiş yaptım ve projelerimde onu da kullanmaya çalışıyorum.

Bu yazımda DHT11 Sıcaklık ve Nem sensörünün kullanımı hakkında bilgi vereceğim.

Sensörün özelliği, havanın sıcaklığını ve nemini ölçerek bize ulaştırıyor. Bu verileri belirli aralıklarla yaparak daha net bilgiye ulaşmamıza yardımcı oluyor.

Github sayfama eklediğim repo’da sensörün kullanımına ait detayları anlatmaya çalıştım. Gerekli olan kütüphane dosyası için ve kodu indirmek için aşağıdaki adrese gitmeniz yeterli.

https://github.com/erenkeskin/nodemcu-dht11-nem-sicaklik-sensoru-kullanimi

https://gist.github.com/d5d00dc0d31867e7a63ef8f9c6ed5aa5

Bir sonraki yazımda, DHT11 ile alınmış olan, odamdaki verileri nasıl internet üzerine taşıyarak değerlerini kontrol edebildiğimi anlatacağım.

Matrix Serisi

Tamam, vurmayın.. Ben Matrix serisini de izlememiştim. Evet, bu seri de benim izlemediğime pişman olduğum seriler içerisinde yerini almış oldu. Bunu izlememe sebebim ise tamamen gerçek dışılıklarla alakası olduğunu düşündüğüm içindi ama sonradan zaten filmin içerisinde gerçeği barından bir şey olmadığı hakkında aydınlatıldım. Yazılım üzerine zaten merakım vardı, o merakla da birleşerek, biraz da filmi boş boş değil de anlayarak izledim diyebilirim.

Film, şu anki düşünce yapımı biraz değiştirmiş olabilir aslında. Acaba biz şu an Matrix’demiyiz? Ya her şey tamamen yazılım ile oluyorsa, ya ben bu yazıyı yazarken ben değil de yazılım yapıyorsa, ya ben bu yazıyı yazmayı seçmeseydim… Bazı konular kafamı kurcalıyor diyebilirim, özellik bu seçim konuları. Yaptığım her seçimde ya diğerini seçseydim ne olurdu diye düşünerek kendi içimde mini bir paralel evren yaparak düşünmeye çalışıyorum aslında. Bu da büyük ihtimalle beni bir yerden sonra paranoyaklığa sürükleyecek ama hadi hayırlısı 🙂

Piyasadaki aktörleri gözümün önüne getiriyorum ve Neo’nun yerinde başka birinin oynabileceğini, aynı tadı vereceğini sanmıyorum. Kesinlikle çok güzel bir oyunculuk çıkartmış.

Serinin filmlerinden ise 1. film olağanüstü, 2. film güzel, 3. film ise bence olmasa da olur bir filmdi. Sizde izlediyseniz böyle düşünüyor olabilirsiniz.

X-Men Serisi

Filmler konusunda sanırım biraz önyargıya sahibim. Özellikle zombi filmlerini izlemekten kaçabildiğim kadar kaçarım. Sırf zombileri sevebilmek için The Walking Dead‘e başlayıp sadece 1 sezon dayanabildim ama yine de sevmedim. Aşırı yapmacık ve olamayacak şeyleri anlattıklarını düşünüyorum. Ha diyebilirsiniz ki bilim-kurgu ve fantastik filmleri sevmiyor musun? Hayır, aksine çok seviyorum. Çünkü onların çoğunda bilim-kurgu veya fantastik olduğu belli, hikaye onun üzerine, zaten gerçek olamayacak şeyler, ama zombilerde hep insanlar bi deney sonucu hata yapıyor ve zombi geni çıkıyor, bence tamamen saçmalık.

Her neyse, Aslında ben X-Men serisini sadece Wolverine’den ibaret sanarak izlemiyordum. Ama sonra boş bir vaktimde birden izleme isteğim geldi ve araştırmaya başladım. Filmin kronolojik (yapım yıllarına göre değil, olay akışına göre kronolojik) sıralamasını bularak izlemeye başladım. İzlediğim sıra şu şekildeydi.

  1. X-Men Origins : Wolverine [2009]
  2. X-Men: First Class [2011]
  3. X-Men [2000]
  4. X-Men 2 [2003]
  5. X-Men: The Last Stand [2006]
  6. The Wolverine [2013]
  7. X Men: The Days Of Future Past [2014]
  8. X-Men: Apocalypse

Bu sırayla izlerseniz tüm karakterler, olaylar, gidişat kafanızda oturarak ilerliyor. Bundan sonra çıkacak filmleri de kesinlikle iple çekiyorum ve sinemada izleyeceğim.

Arduino ve Android Telefon ile Bluetooth Kontrollü Araba Yapımı


Bir önceki yazımda yazmış olduğum MIT: App Inventor ile geliştirdiğim bir Android uygulaması ile Arduino kullanarak hazırlamış olduğum arabamı kontrol etmeyi başardım. Yazının içerisinde arabanın çalışma mantığından ve yazılım kısmından elimden geldiğince ayrıntılı olarak bahsetmeye çalışacağım. Arabamız, ileri, geri, sağ, sol, durma, sağ sinyal, sol sinyal, dörtlü yakma ve korna özelliklerine sahip. Bu özelliklerin hepsini bluetooth ile telefonumuz üzerinden kontrol edebiliyoruz.

Daha önceki yazımda sadece entegre olarak elinizde bulunan L288N sürücüsünü nasıl kullanacağınızı anlatmıştım.

2 tekeri Eskişehir’de unuttuğum için şuan fotoğraf ve video ekleyemiyorum. Ama en kısa sürede ekleyeceğim.

Kullandığım komponentler:

  • Arduino Uno
  • HC-06 Bluetooth modülü
  • L298N Motor Sürücüsü
  • 4 adet DC Motor
  • Harici Güç Kaynağı (Pil)
  • Led’ler
  • Jumper kablolar

İlk olarak aracımızın devre şeması ile başlayalım. Benim oluşturduğum aracın devre şeması tamamen aşağıdaki gibidir. Eğer daha çok özellik ekleyerek geliştirmek isterseniz Arduino Mega 2560‘da kullanabilirsiniz. Devre şeması biraz karışık gelebilir, ilk defa Fritzing üzerinden devre çizdim. Bunun hakkındaki sorularınızı yorum olarak belirtebilirsiniz.

Arduino-Android-Telefon-ile-Bluetooth-Kontrollü-Araba-Devre-Çizimi

Arduino Kodumuzu İnceleyelim

Devremizi sıkıntısız şekilde kurduysak aşağıdaki arduino içerisine atarak küçük bir deneme yapalım. Eğer benim gibi motor sürücü kartı değil de motor sürücü modülü kullanırsanız devreniz biraz karışık görünebilir. O yüzden çalışma sırasında küçük sorunlar ortaya çıkabilir, bu deneme kodunu o yüzden çalıştırıp denemeniz sorunlar çözmek için en kolay yoldur. Kodları burada paylaşınca yazılımsal bir sıkıntı ile karşılaştığım için Github Linkleri üzerinden erişim sağlayabilirsiniz.

Github: Araba Motor Sürücü Deneme Kodu

Denedik ve çalışıyor ise artık arabamızı araba yapan kodları içerisine atabiliriz. Benim arabam için kullandığım Pin yapısı devre şemasındakinin aynısıdır, o yüzden kodlar benim devre şemama göre yazılmıştır. Eğer siz pinlerde değişiklik yaparsanız kodların en üst kısmında yer alan kısımdan düzeltebilirsiniz.

Github: Araba Kontrol Dosyası

Son olarak MIT: App Inventor ile oluşturduğum Android uygulamasını telefona kurmanız gerekmektedir. Bu yazıda uygulamanın nasıl yazıldığı hakkında ayrıntılı bilgi vermeyeceğim. Dosyalar içerisinde uygulamanın App Inventor dosyasını da paylaşacağım, incelemek isteyenler o dosyayı import ederek inceleyebilirler. Uygulama hakkındaki her türlü soru ve geliştirme önerilerinizi bana iletebilirsiniz.

Arduino-Android-Telefon-ile-Bluetooth-Kontrollü-Araba-Telefon-Uygulaması

Uygulamanın tüm dosyalarına ulaşmak için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz.

Uygulamaya gelen geri dönüşler ile birlikte güncellemeler gelecektir. Lütfen hatalı veya daha iyi olmasını istediniz kısımları yorum olarak belirtiniz.

Github: Arduino ve Android telefon ile bluetooth kontrollü araba yapımı

Gelecek Güncellemeler:

  • Uygulama ile Motorların Hız Kontrolü Yapılacak.
  • Kullandığımız kod daha tutarlı hale getirilecek. Kod içerisinde yapılandırmalar olacak.

MIT: App Inventor

Artık elektroniğe biraz daha yönelmemden dolayı bazı şeylere ihtiyacım oldu. Bunlar arasında – özellikle kablosuz haberleşme için – mobil uygulamalar da yer alıyordu. Şuan sıfırdan bir Android uygulama yazma için bilgim olmadığı için hazır olarak uygulama oluşturmama yardımcı olacak araçlar arayışına girdim. MIT: App Inventor ile karşılaştım.

Önce, App Inventor hakkında internetteki yorumları okuyunca biraz şaşırdım ve çok basit olduğunu düşündüm. Çünkü o yorumlar arasında, “Çocuklar bile yapabilir. Sürükle-bırak ile istediğiniz uygulamayı yazabiliyorsunuz. Hiç kod bilginiz olmasına gerek yok.” gibi yorumlar görmüştüm. Bu aslında bende hem merak uyandırdı hem de uygulamadan uzaklaştırdı ama merakım daha ağır bastı ve araştırıp öğrenmeye karar verdim.

Yorumlarda bahsedildiği gibi sürükle bırak yöntemiyle uygulamanızı tasarlayıp programlıyorsunuz. Ama öyle hiç programlama bilmeden de yapılabilecek bir şey değil. En basitinden kod bloklarının ne işe yaradığını bilmeniz gerekiyor. Ama eğer programalama mantığına hakimseniz gerçekten de tek bir kod yazmadan sadece sürükle bırak ile uygulamanızı oluşturuyorsunuz.

Ben şuan için başlangıç seviyesinde sayılırım, kendimi geliştiriyorum. Çok yakın zamanda oluşturacağım uygulama ile telefonum ile yaptığımız arabayı kontrol etmeyi planlıyorum. Uygulamayı yaptıktan sonra buradan paylaşacağım.

Şuan Bluetooth ile ilk kontrolümü gerçekleştirdim. Uygulamaya aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Uygulamayı HC-06 modülü ile birlikte kullanıyorum. Uygulama içerisinden modüle bağlanıp led yakıp söndürüyorsunuz. Oldukça basit, başlangıç seviyesi bir uygulama ama oldukça kullanışlı olduğunu söyleyebilirim. Bunu yakın zaman içerisinde geliştireceğim.

App Inventor – Bluetooth ile Led Yakma

Soft Grid CSS Framework

Front-end projelerinde belirli standartlar kullanılarak projeyi geliştirdiğimiz zaman hem yapısal olarak oturmuş bir şekil ortaya çıkıyor hem de tekrardan düzenlememiz gerektiğinde kolay bir şekilde gerekeni yapabiliyoruz.

Tasarımın yapısını oluştururken belirli bir ızgaraya uygun şekilde yaparsak, hem sabit ölçülere göre işlem yapmış oluruz hem de gözü yormadan ve görünümü göze hoş gelecek şekilde kodlamalar yapmış oluruz.

Ben bu konuda, bu güne kadar çeşitli sistemleri denedim. Yakın zaman önce ise severek takip ettiğim Baran Somaklı tarafından hazırlanmış olan oldukça sade bir Grid Sistem Framework‘ü ile karşılaştım. Birkaç projemde kullandıktan sonra bana çok pratik geldiğini farkettim ve sizinle paylaşmak istedim. Düşük boyuta sahip olduğu için temayı şişirmiyor, 2 küçük düzenleme ile hemen kullanmaya başlayabiliyorsunuz.

Artık, yazın da gelmesiyle birlikte kullandığım, gördüğüm framework‘leri, eklentileri sizlere sunmaya çalışacağım. Grid sistemini, aşağıdaki linke tıklayarak Github üzerinden inceleyebilirsiniz.

Baran Somaklı – Soft Grid CSS Framework

Academic Writing – 3 Boyutlu Yazıcı Nedir?

Bu dönem aldığım derslerden birisi olan Academic Writing için konu seçme aşamasında iken, ben pek fazla zorlanmamak adına ve biraz da bildiğim ve ilgimi çeken bir konu olması açısından 3 boyutlu yazıcıları tercih ettim.

Yazıyı yazarken, derslerde anlatılan adımları kullanmaya dikkat ettim. İnternet üzerinde daha önce yazılmış olan onlarca makaleyi okuyarak kendime küçük taslaklar hazırlayarak ilerledim. Yazım aşamasında çok zorlandım, çünkü konu olarak çok kapsamlı bir konuydu ve nereye çekseniz oraya gidebilecek bir konu yoğunluğuna sahipti. Sayfa sınırlaması olduğu için yazdığım çoğu şeyi tekrar silmek zorunda kaldım ve kısalta kısalta 6 sayfa haline getirebildim. Kısaltmam gerektiği için içerik olarak çok eksik kaldı. Yazmam gerekenler arasından en önemli olarak gördüğüm şeyleri yazmaya çalıştım. Oldukça amatör bir yazı olduğunu da söylemek istiyorum.

3 boyutlu yazıcılar hakkında akademik yazı araştırması içinde olanlar belki faydalanır diyerekten bloguma koyma kararı aldım. İsteyen arkadaşlar bu linke tıklayarak Google Drive üzerinden indirebilir.

Telefonsuz Geçen 26 Gün

Artık hayatı mobil olarak takip etmeye alışmışken HTC One‘ımda ufak bir telefon sorunu yaşadım. Aslında sorunum şarjının doğru gösterilmemesiydi. %40’da kapanıyordu telefon. Bunun için garantiye göndermek istiyordum. Garanti 8 Mayıs’ta bitecekti ve ben 7 Mayıs (Cumartesi) günü Turkcell‘e giderek garanti işlemlerini yaptırdım. Bana işleme girmeme ihtimalinin olduğunu söylediler, sebebi de cumartesi günü verilen kargo servisin eline pazartesi günü ulaşacağı için garanti kapsamı dışında olarak kabul edilebilir dediler. Ben de bu riski göze alarak gönderdim.

Ben bu süre içerisinde hattımı 1100 benzeri bir telefona takarak kullanmaya devam ettim. Artık tüm hesaplarımız senkronize olduğu için SIM kart üzerinde de hiç numara tutmuyorum, bu yüzden hiçbir numarayı da telefondan göremedim, birisini aramak istediğim zaman bilgisayar üzerinden Google Contacts‘e girip oradan numarayı bulup arıyordum. Garantiye gönderdikten 3 gün sonra telefonuma “Telefonunuz garanti kapsamı dışıdır, sorunun çözülmesi için gereken ücret 172 TL’dir.” mesajı geldi. Telefonu elimden çıkartmaya çalışsam, zaten piyasa değeri 700 TL civarı. Bu yüzden sadece şarj sorunu için de o kadar para vermedim ve geri göndermelerini istedim. Telefon geldikten sonra, artık garanti kapsamı dışı da olduğu için içerisine ROM atmaya karar verdim. Her işlemi doğru yaparken bir yerde yanlış bir tuşa basmamla içerisindeki Android işletim sisteminin silinmesi bir oldu. Evet, Android silindi, içindeki ROM değil Android. Sistem dosyalarında Android’e ait hiçbir ibare göremedim. Uzun bir süre uğraştıktan sonra artık işi bilen birilerine bırakmaya karar verdim.

Arkadaşımın abisi Ankara’da telefon işleri yapıyor, rica ettim ve ona ilettik telefonu. 3-4 gün sonra, sağolsun oldukça düşük bir ücrete sorunumu çözdü ve telefon elime ulaştı. Ama telefonu gönderirken SIM kart yuvasını unutmuş ve 4-5 gündür sadece sosyal medya için kullanabiliyorum telefonumu. Ama elimde olması bile güzel bir şey.

Telefonumun sağlam bir şekilde kullanabilmem için geçen 26 günde sosyal medyadan oldukça uzak kaldım. Özellikle Instagram ve Snapchat‘ten. Instagram’ı bilgisayardan takip etmek – bence – olduça zor ve kullanışsız, o yüzden 1-2 gün takip ettikten sonra bıraktım takip etmeyi. Twitter ve Facebook‘u da bilgisayar üzerinden takip edebildiğim kadar takip edebildim. Bu süre zarfında maillerimi aksattım. Çünkü daha öncesinde mailler direk telefonuma geliyordu ve direk görüp, yanıtlıyordum. Bilgisayarda biraz bocaladım. Ama şuan telefonum elimde ve 1-2 gün içerisinde de SIM kart yuvası elimde olacak ve artık tek telefon kullanmaya başlayacağım.

Günümüzde sosyal medyanın o kadar içine girmişiz ki, telefonsuz günlerimde hayatımda boşluklar hissettim. Ama bu ilgilendiğim şeylere biraz daha odaklanmamı sağladı.

Son olarak, siz siz olun şu dönemde telefonunuzu bozmadan önce 2 kez düşünün.

Eskişehir Mini Maker Faire

Maker Faire etkinliklerinde sıra Eskişehir‘e geldi. Ama bizimki biraz Mini Maker Faire oldu ki adı da öyleydi. Etkinliklik oldukça güzel oldu. Yeni maker arkadaşlar edindim ve ilgimi çok fazla çeken bir konu olan IoT hakkında oldukça fazla bilgi edindim.

Etkinlikte neler vardı neler.. Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin getirdiği birbirinden eğlenceli projeler, robot el, 3 boyutlu yazıcılar, drone’lar, çizgi izleyen araçlar… Tüm stantları tek tek gezip hepsinde eğlenceli vakit geçirdikten sonra IoT Workshop’una katıldım ve kendim için çok güzel bilgiler edindim. IoT’nin gelecek demek olduğunu anladım.

Burda 1-2 satır yazıyla bu etkinliği anlatamam, kesinlikle orda olup yaşamak lazımdı. Katılabildiğim her maker faire’e katılma kararı aldım.

Bu yazıyı da 1 hafta gecikmeli yazıyorum.

İTÜ Teknoloji Konferansı

Uzun zamandır yazı yazmıyordum ama bu hafta 3 yazı ile karşınızdayım. IEEE İTÜ tarafından 07.05.2016’da düzenlenen İTÜ Teknoloji Konferansı‘na katılma şansı buldum. Etkinlik oldukça güzeldi. 4-5 saatlik yolculuğun sonunda sabah İTÜ’deydik ve IEEE İTÜ görevlileri bizi güzel bize kahvaltı imkanı sundular. Ardından etkinlik başladı.

İlk 5-6 oturum ağırlıklı olarak IoT(İnternet of Things) ve girişimcilik ağırlıklı olduğu için aşırı derece ilgimi çekti ancak öğlenden sonra hem yolun yorgunluğu hem de öğle yemeğinin vermiş olduğu halsizlikle biraz dikkatim dağıldı. Genel hatlarıyla baktığımda, ortaya oldukça güzel, bilgilendirici bir etkinlik çıkartılmış.

Nesnelerin interneti önümüzdeki yılların en önemli olaylarından birisi olacak. Bu konuda bilgi sahibi olmam gerektiğini biliyordum ama henüz bir adım atmamıştım. Eskişehir Mini Maker Faire‘de katılmış olduğum IoT Workshop‘ının ardından bu etkinlik benim kafamda her şeyin şekil almasını sağladı ve çok güzel oldu.

Etkinliğin fuaye alanı beni tam anlamıyla doyurdu diyebilirim. Tam anlamıyla diyorum çünkü hem fiziksel olarak hem de bilgi açısından doydum. VR Teknolojisi geliştiren bir firma, PLC sistemi geliştiren bir firma ve Bilge Adam‘dan çok güzel bilgiler aldım. Bunun yanında fuaye alanındaki yiyecek ve içeceklerden oldukça fazla tükettim 🙂

Etkinlik sonrası yaptığımız İstanbul gezisi de gerçekten çok güzeldi, artık Karaköy ve Taksim’de kolay kolay kaybolmam.