Her sene bitiminde bitirmiş olduğumuz yıl hakkında, sene başında ise önümüzdeki yıl içerisindeki beklentilerim ve planlarım hakkında bir yazı yazmaya çalışıyorum. Bu senenin başında da var olan gidişatla ilgili bir yazı yazmıştım. Biraz sallantılı başlayan bir yıl olması aslında gidişatını gösteriyormuş diyebiliriz.

Yazımda da belirttiğim gibi senenin başında bana maddi getiriden başka bir şey kazandırmadığını düşündüğüm eski işimden ayrılıp yeni fırsatlar aramaya başlamıştım. Tam bu sırada hepimizi dize getiren korona virüs salgını patladı ve yaklaşık 4 ay işsiz kaldım. Bu süreçte yaptıklarımı da yine bir önceki yazımdan bulabilirsiniz.

Mayıs ayından sonra duygusal olarak kötü birkaç ay geçirdim. Bu döneme paralel olarak temmuz ayında yeni bir işe başlamamın ardından artık hayatımı Ankara’ya taşıdım. Bir süre daha Ankara’da kalacağım gibi duruyor.

4 aylık işsizlik sürecimin ardından Temmuz ayında Ulak Haberleşme A.Ş.’de RAN (Radio Access Network) Yazılım Mühendisi pozisyonunda işe başladım. Benim içerisinde yer aldığım RAN ekibi olarak 5G baz istasyonu içerisindeki bir birimin yazılım geliştirmelerini yapıyoruz. Ulak Haberleşme benim çalışmayı en çok istediğim şirketlerden bir tanesiydi ve şu an içinde bulunduğum ekiple birlikte çalıştığım için kendimi şanslı olarak görüyorum. Umarım bu şekilde, büyüyerek devam ederiz.

Ankara’dan bahsedecek olursak, bilen bilir, Ankara benim en sevmediğim şehirlerden bir tanesiydi. Gri havası, resmi ortamı falan derken oldukça itici bir şehir olarak geliyordu bana. Şimdi ise içinde yaşamaya başladıkça kendisini gitgide sevdirmeye başladı. Özellikle şehir içerisinde nefes alabileceğiniz bir çok geniş park mevcut, bazılarında doğal veya yapay göl bile bulabiliyorsunuz ve bu sayının fazlalığı bana kendisini sevdirdi diyebilirim. Araba ile neredeyse 15-20 dakika içerisinde birçok bu tarz yere ulaşmanız mümkün ve şehrin o gri havasından kaçacak yerler olarak görüyorum buraları. Keşif çalışmalarım hala devam ediyor ama şimdiye kadar birçok yerine gitmiş durumdayım. Doğal güzelliklerin yanında içerisinde bulunan sayısız müzeleri gezmek de ekstra keyif veriyor. Her haftasonu bir tanesine gidebilirsiniz (bazıları bütçeyi biraz zorlayabiliyor.). Oturduğum yerden de çok memnunum, çevresi oldukça nezih, yürüyüş yapabilecek birden fazla yer var, bolca ağaç mevcut. Bendeki Ankara algısı geçtiğimiz 5 ay içerisinde tamamen kırıldı diyebilirim. Ayrıca evimle işimin arası da araba ile 6 dakika, metro ile 15 dakika sürüyor. Bunun da çok büyük artısı var.

2 ay önce bir araba satın aldım. Kendine ait bir özel aracın olması çok güzel bir duyguymuş. Çünkü istediğim zaman istediğim yere gidebiliyor olmak değişik bir özgürlük kattı hayatıma. Hele bir de bu gezmelere arkadaşlarınız da katılıyorsa çok da fazla bir şey istememek düşüyor size. Daha şimdiden yıllardır Ankara’da yaşayan bir insandan daha fazla Ankara’yı bildiğime eminim. Su kenarında, yeşillik bir alanda yanınızda olan bir yol arkadaşı ettiği muhabbet ile size tüm derdi tasayı unutturabiliyor kısacası. Verdiğim en doğru kararlardan birisi olduğuna inanıyorum, inşallah Allah kazasız belasız kullanabilmeyi nasip eder.

Tüm bunlara ek olarak pandemi sürecinde eve kapandığımız dönemde memlekette olduğum için yemenin önünü bir türlü alamadım, 117 kiloya çıktım. Yediğim için pişman değilim, aklım hala yiyemediklerimde 🙂 İşin şakası bir yana, gençliğin verdiği saçma cesaretle çok fazla üzerinde durmuyordum ama 117 kiloyu görünce fikrim değişti ve bir zayıflama evresine geçiş yaptım. Güzel hedefler koyarak ilerledim ve bu yazıyı yazdığım sırada 90 kiloyum. Bir sonraki hedefim de Şubat ayına 86, Mayıs ayına kadar da 80’e kendimi sabitlemek. Tabii bu kilo verme sürecinindeki hedeflerimi böyle sayısal değerlerle belirlemiyorum, bir beden küçük tişört alıp ona girmeyi hedef koyuyorum 😀

Bu sene içerisinde ürettiğim tüm içeriklere bakarsak:

Kanalıma abone olup, like atmayı unutmayın 😛

2020’de yaşadığımız pandemi sebebiyle gerçek hayatın birçok dinamiği değişmişken ve etrafımdaki insanlar teker teker bu hastalığa yakalanıyorken benim ve yakın çevremin henüz bir problem yaşamamış olması da sevinmek için bir başka sebep. Yeni normal adı altında hayatımıza giren kavramlara ve işleyişe ayak uydurarak bir an önce bu hastalıktan kurtulmayı beklemekten başka da elimizden bir şey geldiği söylenemez.

Evet, 2020 yılı böyle inişli çıkışlı bir yıldı benim için. Tam olarak özetlemek gerekirse Spotify’ın hazırlamış olduğu 2020 yılı playlist’ime baktığınız zaman MÖ/MS (23 Mayıs’tan Önce/23 Mayıs’tan Sonra) olarak ikiye ayrıldığını farkedebilirsiniz zaten. Yani müzik dinleme alışkanlıklarım 2020 yılı hayatımı kısaca özetlemiş gibi oluyor.

Author

Genel dünya problemleri ile çok ilgili olmasa da teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, sistemleri geliştirmek için çalışmalar yapan, bolca kod yazmaya çalışan ve öğrendiklerini paylaşmaya çalışan birisi.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.