Yine izlemediğime pişman olduğum bir filmle karşınızdayım. Ve yine tamamen önyargımdan dolayı izlemediğim bir film. Önceki yazılarımda da yazdığım gibi böyle canavarlı falan şeyleri pek sevmiyorum ama son derece güzel bir filmi kaçırmışım diyebilirim.

Avatar‘ı anlatmaya gerek yok, her şeyiyle dünyada marka olmuş, kaliteli bir yapım. Bizim dünyamızla, gerçekte var olmayan bir dünya arasındaki savaş anlatılıyor. Bir program sayesinde geliştirilen Avatar bedenlerine giren insanlar, yerli halkın arasına karışarak bilgi sızdırmaya çalışıyor ama bir yerden sonra işler değişiyor ve savaş tamamen baş gösteriyor.

Film hakkındaki ilginç yorumları okudum. Kimisi Doğu – Batı arasındaki kavgayı anlattığından, kimisi dinsel değerlendirmeleri, tasavvufla bağlantısını açısından, kimisi de filme harcanan paranın gereksizliğinden yakınmış. Ama bence kesinlikle böyle şeyler yok. Filmi ayrıntılı olarak, durdura durdura, sahneleri inceleyerek izlemediğiniz sürece yapılan bu yorumlar bana saçma geliyor. Aynı yorumlar Matrix için de yapılmıştı. Bilinçaltımıza bunların aşılandığı söyleniyor ama ben bu filmi izleyip de “Fil sûresi”nden yola çıkarak dinle olan bağlantısı hakkında bir şey düşünmüyorum, düşünmem de. Bu tarz yorumları bırakın film eleştirmenleri, bu işten para kazanan insanlar yapsın. Biz izlediğimizden zevk almaya bakalım.

Son olarak, kendinizi filme bırakın, film akıp gidiyor zaten. Filmden yıllar sonra bunu demek biraz garip olacak ama izlemeyenler için söylüyorum, izlenesi bir film.

Author

Genel dünya problemleri ile çok ilgili olmasa da teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, sistemleri geliştirmek için çalışmalar yapan, bolca kod yazmaya çalışan ve öğrendiklerini paylaşmaya çalışan birisi.

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.