Category

Gezdiklerim

Category

Geçtiğimiz hafta sonu küçük bir Bursa gezimiz oldu. Ama bu sefer işin içinde otostop yok, başlığa da dikkat etmişsinizdir, sadece gezmeye gittik bu sefer, macera aramadan. Ben daha önce lisedeyken bir gezi ile Bursa’ya gelmiştim ama sadece Ulucami’yi gezip, iskender yiyip ayrılmıştık şehirden, o yüzden hiçbir yerini bilmiyordum. 8 erkek, 2 arabaya atladık ve düştük Bursa yoluna, 1.5 saatlik bir yolculuktan sonra önce Cumalıkızık köyüne giderek oradaki tarihi evleri gördük. 700 senelik olduğu iddia edilen bir evin içerisini gezdik ve Cin Aralığı denilen bir yerden geçtik. Cumalıkızık, Eskişehir Odunpazarı’nın aynısı diyebilirim, sadece yapılar daha doğal gibi, köyün yollarına bile dokunulmamış, hala eski taşlardan. 2. istikametimiz şehir merkezi oldu. Tabiki öncelikle Ulucami’ye gittik ve o güzel yapıyı tekrardan gördüm. Ardından saat…

Uzun yol otostobu her zaman daha zevklidir. Hem sizin için, hem karşı taraf için biraz korku, heyecan içerse de bu zaten otostobun doğasında olan bir şeydir. Biraz karşılıklı güven meselesi diyebiliriz. Bir önceki “İYTE Roboleague Yarışması’na katıldık” yazımda bahsettiğim gibi, 3 arkadaş İzmir’de düzenlenmekte olan robot yarışması için Eskişehir’den kalkarak İzmir’e doğru yola düştük. İlk olarak okulun önünde toplanarak Kütahya yolunun olduğu tarafa doğru otostop çekerek kendimizi asıl güzergahımıza bıraktırdık. Ardından İzmir için kafamızda güzergah oluşturduk. Bizim planımıza göre 3 arabayla rahatlıkla gidebiliyorduk. Önce Eskişehir’den Kütahya’ya, Kütahya’dan da ya Balıkesir üstü ya da Uşak üstü giden araçlarla o şehirlere, oralardan da direk İzmir’e geçme planı yapmıştık. Otostop çekmeye başladık, 1, 2, 3, 4 diye sayarken ilk 5-10 dakika hiç kimse…

IEEE’den daha önce bahsetmiştim. IEEE içerisinde yer alan teknik gezilerimiz Hisarlar tarım makinaları ve kabin üretim fabrikası ile başladı. Gezi boyunca yanımızda yer alan yetkililer bize fabrikanın tarihi, ürettikleri, üretecekleri hakkında çeşitli bilgiler verdiler. Hisarlar fabrikası, Bozüyük yolu üzerinde olan bir üretim ve ar-ge tesisi. Türkiye’deki 3, Eskişehir’deki 1. Ar-ge tesisine sahip şirket. Şirket 1974 yılında Fazlı Türker tarafından bir kaporta tamir atölyesi olarak kurulmuş. Bir aile şirketi olarak, büyüyerek bugüne gelmişler. Sloganları,”Üretmek Sanattır” benim son derece hoşuma giden bir slogan oldu. Tarım makinaları ve kabin üretim tesisi dedik ama bu sadece bu işi yaptıkları anlamına da gelmesin. Hisarlar, %85’i Türk üretimi olan ilk 4×4 arazi aracı TURKAR’ı yapan şirket. TURKAR’ı buradan uzun uzun anlatırsam okumayı bırakırsınız, çünkü yaptığı işler…

Geziden ziyade tatil yaptım. 23 Nisan’daki 1 günlük tatili fırsat bildim ve bende 2 gün kendime izin verdim ve mini bir tatil yaptım. İlk rotamız Manisa’ydı. Tayyib’in yanına gittim, ilk günü Manisa’da geçirdik. Şimdi biraz anlatayım diyeceğim ama anlatılacak hiçbir şey yok Manisa’da. Mesir macunu var, Manisa kebabı var, Akhisar köftesi var sadece. Manisa kebabı diye önümüze getirilen yemek, iskenderdeki 2 tane küçük, uzun köfteden 7-8 tane olduğunu düşünün, gerisi iskenderle aynı konsept. Akhisar köfte de aynı şekile sahip ama daha yumuşak ve sunumunda sadece ekmek üzerinde köfte geliyor. Ama tatları çok güzeldi. Yolunuz düşerse kesinlikle deneyin. Mesir macununa gelecek olursak, açması bir dert yemesi ayrı bir dert. Tadı da bildiğimiz mesir macunu yani, ekstra hiçbir şey yok. Gelelim yazının…

Yarıyıldan geldiğimden beri sadece bir kere Ankara’ya gidip gelmiştim onun dışında tıkıldık kaldık buraya. Arada ufak tefek kaçamaklar yapmak gerekiyor tabiki, o yüzden bende hem fırsattan istifade hem de Merve ablamın nişanını için atladım otobüse, istikamet Zonguldak. Daha önce gitmediyseniz, Zonguldak, yolları sadece eğimden ibaret, havasında – kömürden dolayı – oksijenden çok karbonmonoksit bulunan ama deniziyle, manzarasıyla bir de sevdiğin insanlarla çok güzel bir şehir. Küçük ama güzel. Neyse daha önce 2-3 defa daha gitmiştim az çok yolları falan biliyordum. Asıl amacımız nişan olduğu için nişana yönelik gezintiler yaptık, pasta alma, kıyafet falan… Nişanımız da güzel oldu, verdik kızımızı. Skype üzerinden canlı yayınla nişan yaptık resmen. Ben annemleri aradım onlar Dörtyol’dan ağladılar, yengem evden ağladı, Skype üzerinden karşılıklı ağlaştılar ama…

İnsanın hayatında bazı “şanslı” diyebileceğimiz zamanlarımız oluyor. Okul dönüşü yolda yürürken yerde bir afiş gördüm ve afişte; Atalay Demirci’nin ilk TV şovunun çekimleri için sınırlı sayıda kişinin İstanbul’a götürüleceği ve yol masraflarının Acun Medya tarafından karşılanacağı yazıyordu. Ayrıca sadece şov için de değil, bu gezi içerisinde küçük bir İstanbul turu da vardı. Bu fırsatı kaçırmayıp hemen kayıt oldum ve hayatımda geçirdiğim en mükemmel günlerden biri olduğunu söyleyebilirim. Sadece Atalay’ın şovuna da gitmedik. O şovun başlamasını beklerken bizi “O Ses Türkiye” yarışmasının bulunduğu salona aldılar ve orada da çok çok güzel vakit geçirdik. O güzel günden 1-2 resim ile yazımı bitirmek istiyorum.