Arduino L298N Motor Sürücü Entegresi Kullanımı

Daha önceki yazılarımda bir araba projem olduğundan bahsetmiştim. Bu yazımda ise araba projemde kullandığım motor sürücü entegresinin nasıl kullanılacağını anlatacağım. Bunu anlatma sebebim tamamen Türkçe kaynak eksikliğinden kaynaklanıyor. Ben kullanmak için uzun süre uğraştım ve sonunda entegreyi çözmeyi başardım.

İlk olarak entegreden biraz bahsetmek istiyorum. Motor sürücü entegreleri, çeşitli bağlantılarını gerçekleştirerek motorunuzu kodlar yardımıyla kontrol etmenize yarayan entegrelerdir. Ben ilk olarak L293D modelini denedim ama ondan istediğim verimi alamadım o yüzden L298N modeli ile yoluma devam ediyorum. İçerisinde çift H köprüsü barındıran bu model ile aynı anda 2 motoru kontrol edebiliyorsunuz ve bu size çok avantaj sağlıyor.

Entegremiz 8 uzun ve 7 kısa olmak üzere 15 bacaktan oluşuyor. İnternet üzerinde bulduğum çok güzel bir resim ile anlatımıma devam edeceğim.

Arduino L298N Entegre Datasheet

Kaynak: http://electronics.stackexchange.com/questions/5043/l298-motor-driver-spinning-motor-only-one-way

Yukarıda yazan bacakların açıklamasını yapıyorum.

  • Current Sensing: Tam olarak çözemesem de sanırım Enable bacaklarını nötr hale getirmek için toprak hattına bağlamamız gerekiyor.
  • Output: Motorumuzdan gelen kabloları bağlayacağımız bağlantı noktası.
  • Input: Arduino’muzdan çıkan digital pinlerimizin bağlantı noktası.
  • Enable: PWM sinyali alabileceğimiz bir pine bağlanarak motorun hız kontrolünü yapacağımız bağlantı noktası.
  • Logic Supply Voltage: Arduino’muzdan gelen 5v.
  • GND: Toprak Hattı (Ground)
  • Supply Voltage: Besleme Voltajımız, dışardan yapacağımız destek.

Bağlantılarımızı yaparken resimdeki uzun olan bacaklar, entegremizdeki kısa bacakları, resimdeki kısa bacaklar ise entegremizdeki uzun bacakları temsil ediyor. Bunu akılda tutmak zor olur derseniz entegredeki ve resimdeki uzun bacak sayılarını sayarak farkı o şekilde akılda tutabilirsiniz.

Evet. Resimde bağlantıları çok güzel anlatmış ancak ben de anlatmak istiyorum. Current Sensing bacaklarımızı direk olarak toprak hattımızı çektiğimiz noktaya yani GND hattımıza takıyoruz. Output noktalarımıza ise motorumuzun bacaklarını yerleştiriyoruz. Arduino’muzun herhangi bir Digital Pin‘inden gelen kablomuzu ise Input bacaklarının olduğu yere takıyoruz. Ardından Enable bacaklarından çıkarttığımız kabloyu Arduino’muzun PWM sinyali veren pinlerinden birisine bağlayarak motorumuzun hız kontrolünü gerçekleştireceğiz. Logic Supply Voltage‘ı da aynı şekilde + hattına takabilirsiniz. Bildiğiniz gibi zaten GND kablomuz toprak hattına takılmak zorunda ve ardında dışardan (örneğin 9v bir pil ile) yapacağımız beslememizi ise Supply Voltage kısmına takıyoruz, pilin artı ucu Supply Voltage’ı takılacağı için eksi ucunu da breadboard üzerindeki GND noktasına takabilirsiniz.

Entegremizin bağlantısı bu şekilde. Kodlaması ise oldukça basit.

https://gist.github.com/1dee1e0e92f55350349b3208a89a2ac7

Eğer loop kısmında 4. pini LOW, 3. pini HIGH yaparsanız bu sefer motor tam tersi yönde dönecektir.

Entegremizin kullanımı bu şekilde, umarım faydalı bir yazı olmuştur. İleriki günlerde bu entegrenin PIC ile nasıl kullanılacağını, nasıl programlanacağını anlatan bir yazı yazmayı da planlıyorum.

Arduino ile ilgili daha yazılacak çok yazı var ama ben sadece Türkçe kaynak sıkıntı olan yazıları yazmaya çalışacağım. Eğer sizinde sorunlarınızı olursa ve ya Türkçe kaynak sıkıntısı çektiğiniz bir kullanım olursa yorum olarak belirtin, o eksiği tamamlamaya çalışacağım.

Arduino ve Android ile Bluetooth’lu araç kontrolü yazımı okuyabilirsiniz.

Ali Baba ve 7 Cüceler

Abiii Cem Yılmaz yaaa..

Böyle falan demeyeceğim tabiki. Her Cem Yılmaz filminde olduğu gibi bu filme de büyük bir komedi beklentisi ile gittim. Güldüm, eğlendim filmde ama süper diyeceğimiz, gülmekten çenemiz yoruldu diyeceğimiz bir komedi değildi malesef.

Film çok güzeldi arkadaşlar. Özellikle Twitter‘da, filmi beğenmeyip karalamak isteyenlere hiç kulak asmayın, gidin izleyin. Senaryo olarak çok değişik – hatta biraz saçma bile olsa – olsa da içerisindeki hem siyasi, hem dizilere, hem de eski filmlerine yaptığı göndermeler çok ince ve çok güzel olmuş, Cem Yılmaz‘dan tam beklendiği gibi bir performans ortaya çıkmış. Can Yılmaz‘ın canlandırdığı cemaat abisi tipli karakter de 10 numara olmuş, filmi yükseltmiş.

Filme çok fazla emek verildiği apaçık ortada. Aksiyon isterseniz aksiyon, komedi isterseniz komedi, video efekti isterse o da var. Türk filmlerinde görmeye alışkın olmadığımız türde efektler vardı filmde. Cem Yılmaz yine şarkı performansını ortaya koymuş ve çok güzel şarkılar da söylemiş.

Sonuç olarak, sinemadayken gidin izleyin. Biraz gülün, eğlenin, filmin tadını çıkartın ama ben gözümden yaş gelene kadar güleyim beklentisine kapılmayın.

Cem Yılmaz‘ın Twitter’da yaptığı troll bence çok zekice olmuş. Hep aynı adamlarla film yapıyor diye eleştirilen Cem Yılmaz, aşağıdaki twiti atarak tüm sosyal medyayı trolledi, yalan yok, ilk okuduğumda ben de yedim 🙂

 

Momentum

Momentum-film-2015John Wick yazımda bahsettiğim gibi, soğukkanlı ajan filmlerine bayılıyorum. Adam takım elbisesini çekiyor, eline bir tane tabanca alıyor ve tüm filmi tek başına götürüyor, Momentum da işte tam öyle bir film.

Ama bu sefer işler biraz karışık. Benim sevdiğim tipteki karakter kötü adam rolünde. Başrolleri benim çok fazla denk geldiğim isimler değiller ama oyunculukları – özellikle benim karakterin – oldukça iyiydi. Şimdi böyle dediğim için filmi açıp bakanlar başrollerinde Morgan Freeman‘ı görecekler ama Morgan sadece 5-6 sahnede oynuyor ve bir senatör rolünde. Zaten işleri karıştıran da o.

Film çok hızlı, aksiyonlu başladı, hatta ilk başta ben ne olup bittiğini anlamadım bile ama bir yerden sonra tüm taşlar tek tek yerine oturdu ve filmin mükemmelliyetliğini ordan sonra anlamaya başladım. Zaten sonu da oldukça güzeldi. Filmin içerisinde bol bol aksiyon var, aksiyonseverler için güzel bir film. Beni kendine çeken ise biraz gizem ve yapılan planların çok güzel şekilde işleyişiydi, ha tabi bir de benim adamım var 🙂 Şimdi 1-2 bir şey yazmam gerek ama tamamen spoiler’a gireceği için yazamıyorum. Onları yazamadığım için de yazı oldukça değişik bir hal aldı 🙂

Momentum çok güzel film arkadaşlar, benim ilerde tekrar izleyeceğim bir film diyebilirim. İkinci filminin de çıkacağını filmin sonunda anlıyorsunuz. Yeni filmi vizyondayken izlemek istiyorum. IMDB saçmalığı da filme 5.5 vermiş ama yine de siz bilirsiniz, ben izleyin derim.

Maze Runner: Scorch Trials

Maze Runner Scorch TrialsDaha önceden ilk filmin yazısını yazmamışım ama benim çok hoşuma giden bir film olmuştu The Maze Runner. İkinci filmin bu kadar kısa sürede çıkacağını hiç düşünmediğimden ve bir ara sinemayı takip etmeyi bıraktığımdan dolayı vizyondayken izleyemedim ama internette gördüğüm an indirdim ve iner inmez de izlemeye başladım.

İlk filmde bir labirentin içerisinden kurtulan bir grup çocuk, artık kendilerini güvende hissettikleri kişiler tarafından başka bir yere doğru götürülüyordu. Filmin bitiminde ikinci filmin geleceği apaçık ortadaydı zaten. İkinci film ise çocukların güvendikleri kişilerin aslında onları labirentin içerisine koyan kişilerle aynı kişiler olduğunu anlamasıyla başlıyor diyebilirim. Devamlı bir aksiyon içerisinde ilerleyen filmin tarzını ben sevmiştim. Hep bir adım sonra ne olacağını düşünerek izliyorsunuz filmi.

Filmde absürt bulduğum yerler ise zombi sahneleri. Ben zombisever birisi değilim ki bunun için The Walking Dead dizisini herkes severken ben 3 sezon boyunca sadece boş boş ekrana bakarak izledim, hiç çekici gelmiyor bana. Zombilerin olayını da anlatmadılar filmde, geçiş sahneleri boş kalmasın diye konulmuş şeyler gibiydiler. Ama ikinci filmin de bitişinde üçüncü filmin geleceği bariz bir şekilde ortaya konuldu. Büyük ihtimal üçüncü filmde o zombilerden de biraz daha bahsederler.

Üçüncü filmi takip edeceğim ve onu vizyondayken izlemek istiyorum. Herkesin ilgisini çekmeyebilir ama Thomas karakteri ve hikayenin akışı benim ilgimi oldukça çektiği için bu seriyi sevmeye başladım.

Ant Man

Marvel Ant ManBu film hakkındaki yabancı yorumları okudum da  kötü eleştiride bulunmak Marvel hastalarını hiçe saymak gibi falan sayılmış adeta. Yapmayın etmeyin Marvel’ciller, güzel miydi bu film? Ben de Marvel severim, tüm serilerini de severek izledim ama böyle bir karaktere kesinlekle hiç gerek yoktu. Marvel’in yıllardır devam ettirdiği o seriye biraz daha heyecan getirmek adına Ant Man‘ı yapmışlar ve diğer filmleri biraz daha geç zamana erteleyerek beklentiyi yükseltmişler bence.

Diğer filmlerde karakterin nasıl bir şey olacağını bilmezken bu filmde o kadar bariz bir şekilde filmin ilk saniyesinden ne olacağını, nasıl olacağını biliyorsun ki filmin hiç tadı kalmıyor. Adı üstünde Ant Man, bu adam bir karınca kadar küçük bir karakter olacak.

Filmin içerisine Avengers falan katarak biraz yukarı çekmeye çalışmışlar ama bence o da olmamış. Tek hoşuma giden nokta karıncaları ve diğer böcekleri de işin içine katarak kurguyu çok güzel yapmışlar, onun dışında da pek sevdiğim bir noktası yoktu açıkcası.

Marvel’in filmleri her zaman güzel olacak diye bir şey yok ama izlemek istiyorsanız sırf Marvel adı hatrına izleyin derim. Thor, Ironman gibi falan üst düzey bir beklentiyle izlemeyin filmi, o kadar kaliteli bir yapım değil.

2018 yılında Ant Man’ın ikinci filminin de yayınlanacağını söyleyeyim de ona göre bir beklentiyle izleyin.

Hisarlar – Teknik Gezi

IEEE‘den daha önce bahsetmiştim. IEEE içerisinde yer alan teknik gezilerimiz Hisarlar tarım makinaları ve kabin üretim fabrikası ile başladı. Gezi boyunca yanımızda yer alan yetkililer bize fabrikanın tarihi, ürettikleri, üretecekleri hakkında çeşitli bilgiler verdiler.

Hisarlar fabrikası, Bozüyük yolu üzerinde olan bir üretim ve ar-ge tesisi. Türkiye’deki 3, Eskişehir’deki 1. Ar-ge tesisine sahip şirket. Şirket 1974 yılında Fazlı Türker tarafından bir kaporta tamir atölyesi olarak kurulmuş. Bir aile şirketi olarak, büyüyerek bugüne gelmişler. Sloganları,”Üretmek Sanattır” benim son derece hoşuma giden bir slogan oldu.

Tarım makinaları ve kabin üretim tesisi dedik ama bu sadece bu işi yaptıkları anlamına da gelmesin. Hisarlar, %85’i Türk üretimi olan ilk 4×4 arazi aracı TURKAR‘ı yapan şirket. TURKAR‘ı buradan uzun uzun anlatırsam okumayı bırakırsınız, çünkü yaptığı işler 3-5 kelimeyle anlatılacak işler değil. Aracı bizim denememize izin verilmedi ama dışardan görüldüğü ve anlatıldığı kadarıyla oldukça güçlü, yaklaşık 300 farklı sektörde kullanabilecek şekilde modifiye edilebilen bir araç. TURKAR hakkında daha ayrıntılı bilgi için web sitesini ziyaret edip hayran hayran videolarını izleyebilirsiniz.

TURKAR dışında, bir elektrikli araç projesi mevcut ama yanlış hatırlamıyorsam TUBİTAK‘la anlaşılamadığı için şuan askıya alınmış durumda. Önümüzdeki yıllarda bu projenin de hayata geçirileceğine inanıyorum.

Resim çekmemize izin verilmedi ama Hisarlar tarafından çekilen resimlerimizden elimize ulaşanları paylaşacağım.

Bizim yanımızda eşlik eden yetkililer ve görüştüğümüz mühendisler bize ellerinden geldiği kadar bilgi vermeye ve sorularımızı yanıtlamaya çalıştılar, hepsine çok teşekkür ediyorum.

Son sözüm o yetkiliye..

Ne olurdu bi tur TURKAR’a bindirseydin?

Buffalo 3D Printing

Yaklaşık 5 ay önce yazmış olduğum 2 Günde Şirket-i Alem etkinliği yazısında size en ilgimi çeken standın Tridi Atölye olduğunu söylemiştim. Sadece benim ilgimi değil, etkinliği düzenleyen IEEE ESOGÜ kulüp başkanı Bahtiyar Şahin‘in de dikkatini çekmiş ve hemen işe koyulmuş ve kendisine geçtiğimiz cumartesi günü Eskişehir’de Buffalo 3D adında bir 3D Baskı Merkezi açtı.

Bahtiyar ile daha önce birebir tanışmasam da açılışa gittim ve gayet mütevazı, kendi arasında bir açılış gerçekleştirdi. Ofisleri şuan için 1+1 bir daire ve 1 odası ofis olarak, diğer odası ise atölye olarak kullanılacakmış. Şuan içerisinde Zortrax adında bir printer ve Tridi Atölye‘nin kendi yaptığı Abbas var ama Bahtiyar, diğer atölyelerinde daha başka printerları da olduğunu söyledi.

Eskişehir’de ilk ve tek 3D baskı ofisi oldukları için şuan gayet şanslılar bence, eğer firmalarla anlaşıp, işi seri hale getirebilirlerse bence kesinlikle hem Eskişehir için hem de kendi firmaları adına büyük bir gelişim olur. Şuan ki iş planları arasında belediye ile ortak bir projede birleşip, sakat hayvanlara 3D modelleme ile protez bacak yapılacağını öğrendim ve çok faydalı bir iş olacağını düşünüyorum. Umarım, işleri olumlu yönde ilerler ve Eskişehir’de bu işi büyütürler.

Başarılar Bahtiyar..

Ama bi sor neden yazmıyorum?

Yazacağım ama yazamıyorum. 1-2 konu birikti ama konular tam bir sonuca ulaşmadan yazmak istemiyorum. Mesela bir önceki yazıda bir araba projem olduğunu söylemiştim. Araba tamam, çalışıyor, gidiyor ama ufak tefek 1-2 sıkıntısı var şuan, bazen temassızlık yapıyor, o sorunu da hallettikten sonra da yazmayacağım onun yazısını, arabayı geliştirmek için farklı bir kaç şey düşünüyorum, onları da tamamladıktan sonra yazacağım ve çok da güzel bir yazı olacağını düşünüyorum.

İkincil nedenimse, bu aralar birkaç kulübe girdim ve onların toplantı-yemeği falan oluyor, e bi de okul var. Eve yorgun argın gelip dinlenecekken çat bir telefon ve kendimi dışarda buluyorum. Bi de TUBİTAK tarafından desteklenen bir girişimcilik programına dahil oldum ve orada eğitimler almaya başladım. Eğitimler pazartesi ve salı günleri saat 9’da olunca insan uyanıp gitmek için erken yatıyor. Bir sebep olarak da bu gösterilebilir. Ama kafamda 3-4 yazı fikri var, eğer bir fırsat bulursam onları mutlaka yazacağım ama ne zaman yazarım orasını bilmiyorum. Hatta yazıları eğer seri bir şekilde yazarsam belki bu yazıyı kaldırabilirim bile.

Yeni, yeni ve yine yeni

Bu aralar oldukça fazla yeni şey oldu. Yeni ev, yeni bölüm, yeni arkadaşlar, yeni bilgisayar, yeni proje ve belki de yeni iş. Hepsinden azar azar değinerek yazıyı tamamlayacağım.

İlk önce yeni ev maceramdan bahsedeyim. Yeni eve çıkmak hem çok zor hem de çok keyifli bir işmiş. Eve üç arkadaş çıktık. Evi ramazan bayramından sonra tutmuştuk, eylülün ilk haftası da abonelik işlerini, eşyaları ayarlamak için okullar açılmadan 1 hafta önce geldik ve işlere başladık. Abonelik işleri, biraz da aksaklıkla tam 1 günde bitti allahtan. Geldik en tatlı, en civcivli kısım eşyalara. Ben odamı Eskişehir Kelepir sayfasından bulduğum eşyalarla, en temiz şekilde ikinci el olarak düzdüm ama diğer arkadaşlarım bazı eşyalarını sıfır bazılarını benle aynı şekilde aldılar. Ama eşyayı nasıl aldığın önemli değil nasıl taşıdığınmış önemli olan. Ben eşyaları parça parça bir yerlerden aldığım için bir nakliye tutup da taşıtamadım, her eşya için de nakliyeye para vermeye güç yetmez zaten. O yüzden hepsini elimizde taşıdık. Böyle böyle taşıya taşıya cuma günü akşam evimizde 1-2 ufak tefek eksik haricinde eksik eşya kalmamıştı, her şeyiyle tamamdı evimiz. Çok tatlı, oldukça yorucu ama bir o kadar da zevkli bir işti açıkcası.

Yeni bölüm.. Ben bu yıl bölüme başlıyorum ve sınıftan 1-2 kişi hariç kimseyi tanımıyorum. Daha ilk günden 1-2 kişiyle tanıştık. Daha önümüzde upuzun bir 4 yıl var, elbet diğer arkadaşlarla da tanışıp kaynaşırız.

Kendime geçtiğimiz hafta yeni bir dizüstü bilgisayar satın aldım ve bugün sabah kargodan teslim aldım. Az çok bilgisayardan anlayan birisi olarak, en ucuz fiyata, en canavar bilgisayarı aldığımı düşünüyorum. Sabah elime alır almaz kurulumunu yaptım ve daha hiçbir yerine girmeden hemen Windows 10’a güncelledim ve öyle kullanmaya başladım. Şuan bana lazım olacak tüm programlar kurulu ve benim kullanmamı bekliyor.

Yeni projem ise, artık bölüme geçtiğime ve kendimi bölümüme adapte ettiğime göre bir elektronik projesi olacak. Arduino kitimi ve malzemelerimi yaz içerisinde sipariş etmiştim ve onlarda şuan elimde. Şuan sadece boş vakit ve pil ihtiyacım var, onlarda olursa ufaktan bir araba yapma projem var.

Yeni iş ise şuan muallakta olan bir şey. Bugün bir görüşmeye gittim ama önümüzdeki günlerde tekrar gideceğim. Olursa, hem kendimi geliştirmem açısından hem de maddi açıdan biraz rahatlamamı sağlar diye düşünüyorum.

Neuroland – Beyin Gücü

Bu aralar blogu biraz boşladım ama yavaş yavaş toparlanarak yeni yazılar yazmaya başlayacağım. Bu yazımda Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen bir etkinlik olan Neuroland standındaki izlenimlerimi aktaracağım.

Neuroland, beyin gücü ile nesneleri kontrol etme, programları yönetme işlemlerinin yapıldığı bir etkinlik. Yurtdışında bir çok yerde etkinlikleri varken Türkiye’de ilk defa geçtiğimiz haftasonu Eskişehir Espark AVM’de stant açtılar ve gösteri yaptılar. Gösteriye daha ilgi çekici olması açısından Survivor birincisi olan Turabi‘yi getirdiler ve etkinlik mottoları “Kas Gücü mü Beyin Gücü mü?” oldu. Açılıştan sonra seçilen kişiler Turabi ile çeşitli oyunlar oynayarak kendilerini denediler.

Ben de bu konular hakkında oldukça meraklı biri olarak etkinliğin içerisinde bulunarak yakından takip ettim. 5-6 farklı alanda beyin gücü ile nesne kontrolü gerçekleştiriliyordu. Benim ilgimi, en çok robotik kol çekti ancak sanırım bir arızadan dolayı çalışmadığı için onu kullanamadım. Ayrıca bilgisayar ekranına bağlı bir fıçıyı beyindeki elektromagnetik dalgalar ile patlatmaya dayanan bir oyun vardı ve bu bana oldukça saçma geldi. Ben dikkatimi farklı yöne vermeme rağmen sinyaller çok yoğun oluyor, odaklandığım zaman ise sinyal seviyesinde düşüş oluyordu.

Birkaç fotoğrafla etkinlik maceramı tamamlamak istiyorum. Ama söylemem gerekir ki bu tarz etkinlikler devamlı gerçekleşmeli ve teknolojiyi elimizden geldiğince ileri götürmeliz. İlerde böyle projelerde yer almak isterim.